Gece işemesi

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Halk arasında gece işemesi olarak bilinen, tıbbi adıyla Enürezis Nokturna dünyada olduğu gibi ülkemizde de sık görülen bir sorundur. Aşağıda bu konuyla ilgili kısa bir bilgi sunulmuştur. Bu konudaki sorularınızı da bu köşeye bekliyoruz.

Enürezis Nokturna (EN) 5 yaşından büyük çocuklarda geceleri tıbbi bir neden olmaksızın yinelenen idrar kaçırmalarıdır. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıklarında gece idrar kaçırabilirler. EN?dan bahsedebilmek için idrar kaçırma sıklığının ard arda gelen 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması veya idrar kaçırmanın sıkıntı  verici ya da işlevselliği (örn. okulda) bozucu etkilerinin olması gereklidir.

  İdrar kaçırma sadece gündüzleri de olabilir (Enürezis Diürna). Bir de hem gece hem gündüz olan tipi vardır.

            Enüretik çocukların %80?i mesane kontrollerini hiç kazanmamışlardır, bir başka deyişle bebekliklerinden beri idrar kaçırmaktadırlar (Birincil EN). Kalan %20?si ise idrar kaçırma sorunlarının olmadığı bir dönem (en az 1 yıl) sonrasında idrar kaçırmaya başlarlar (İkincil EN).

            EN ülkemizde çocuk ruh sağlığı birimlerine en sık başvuru nedenleri arasındadır. Beş yaşındaki çocukların yaklaşık %15?inde EN görülmektedir. Kendi kendine de düzelebilen EN?nın sıklığı yaş ilerledikçe azalmakta, erişkin yaşlarda %1 oranında devam etmektedir.

            Oluş nedenlerinde birden çok etken üzerinde durulmaktadır. Bu etkenlerin başında ailesel yatkınlık gelmektedir. Enüretik çocukların birinci derece yakınlarında küçükken idrar kaçırma oranı %75?dir. Ayrıca, bu çocuklarda mesane kapasitesinin düşük olduğu ; gece idrarın azalmasını sağlayan hormonun bu çocuklarda normal düzeyine geç ulaştığı gibi araştırma sonuçları da vardır. Bir de psikososyal etkenlerin çok önemli olduğu durumlar söz konusudur. Özellikle ikincil EN’sı olan çocuklarda idrar kaçırmanın zorlu yaşam olayları (kardeş doğumu, okula başlama, taşınma, hastaneye yatma, anne babanın boşanması, anne ya da babanın bir nedenle uzaklaşması gibi) sonrasında başlayabildiği görülmektedir.

  EN kendi kendine düzelen bir durum olmakla birlikte idrar kaçırmanın çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilmektedir. Tedaviye başlamadan önce çocuk hekimi tarafından çocuğun fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer nedenler (idrar yolu enfeksiyonu, ürolojik sorunlar, şeker hastalığı, epilepsi gibi) gözden geçirilmelidir. Eğer idrar kaçırma fiziksel bir nedenle açıklanamıyorsa tedaviye uyku öncesi alınan sıvının kısıtlanması, uyku sırasında çocuğun uyandırılıp tuvalete götürülmesi, idrar kaçırmadığı günler için ödüllendirme ile başlanır. Sadece bu önerilerle yakınmaları çok azalan, hatta geçen çocuklar vardır. Bunlara yanıt alınamazsa ilaç tedavisi denenir. Birincil EN tedavisi çocuk hekimlerince de yapılabilir. Ancak olgular tedaviye dirençliyse, birlikte davranış ve duygulanım sorunları varsa, zorlu yaşam olaylarından sonra başlayan ikincil EN söz konusu ise bir çocuk ruh sağlığı birimine başvurmak gereklidir.

Aileye Öneriler:

            Eğer çocuğunuz idrar kaçırıyorsa telaşa kapılmayın. İdrar kaçırmaya neden olabilecek bir tıbbi sorunu varsa bu sorunun tedavisi ile idrar kaçırmanın geçeceğini,  eğer tıbbi bir sorun yoksa Enürezis Nokturna?nın kendi kendine düzelebilen bir durum olduğunu unutmayın. İdrar kaçırdığında çocuğunuza kızmayın, onu utandırmayın, başka çocukları örnek göstermeyin, cezalandırmayın. Çocuğunuza bu sorunun çok da önemli olmadığını ama    onu etkilediğini düşündüğünüz için bir doktora götürmek istediğinizi, tetkik ve tedavi süresince ona destek olacağınızı anlatın ve öncelikle bir çocuk hekiminden randevu alın.

Tırnak Yeme Alışkanlığı

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

TIRNAK YEME

Tırnak yeme davranışında, parmak emme davranışından farklı olarak, bu davranışın normal olarak kabul edilebildiği bir dönem yoktur.  Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır; 

  1. Üzüntü ve sıkıntı duyguları
  2. Gerilim ve kaygı duyguları
  3. Öfke ve saldırganlık duyguları
  4. Korku
  5. Değersizlik ve güvensizlik duyguları
  6. Aile-içi iletişim sorunları

Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne-babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını segileyebilir. Okulda arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, boşanma ve ayrılıklar da sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.  Ayrıca, kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir.

Tırnak yeme davranışı gerek çocuklukta gerekse ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğu için hem anne-babalar tarafından, hem de tüm toplum tarafından çok kanıksanmış bir davranış olarak görülür.  Yalnızca çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik döneminde de bu davranışı sergileyen, devam ettiren bir çok insan vardır. Ancak bu davranışın çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince önemsenmeyerek giderilmemesi yetişkinlik dönemi de dahil bir çok sıkıntıya yol açabilir. Örneğin, okul veya iş hayatında, tırnağını  yediğini gizlemeye çalışan, ancak bu davranışı bırakamadığı için de daha fazla gerginlik yaşayan çok insan vardır.  Sadece bu durum bile, kişide gerilim, suçluluk ve öfke (engellenmeye bağlı olarak) duygularına yol açabilir. Bu nedenle, davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Parmak emme sorununda ve diğer tüm uyum bozukluklarında olduğu gibi, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri bulup, onları ortadan kaldırmak en kalıcı ve doğru çözümü sağlar.  Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologtan yardım almalarını öneriyoruz. 

Parmak emme sorununda olduğu gibi, ailelerin bu sorunu ortadan kaldırabilmek için başvurduğu geçici ve sağlıksız yöntemler davranışın daha fazla pekişmesine, veya yeni uyum ve davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.  Bu hatalı yöntemler, parmak emme sorununda uygulanan yöntemlerle paralellik göstermektedir; biber, oje vb. maddeler sürme, çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma. Tüm uyum ve davranış bozukluklarında olduğu gibi, tırnak yemede de bu tip yöntemleri sağlıksız, sakıncalı bulduğumuz için önermiyoruz

Televizyon ve Çocuklar

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Televizyon ve Çocuklar
Bir-üç yaşında çok televizyon izleyen çocuklar okul çağında dikkat dağınıklığı çekiyor, kafaları çabuk karışıyor! 

Çok küçük yaşta televizyon izlemek, ileriki yaşlarda konsantrasyon sorununa yol açıyor. ABD de 1375 çocuk arasında yapılan araştırma, bir-üç yaşlarında televizyon izleyen çocukların, okul çağına geldiğinde dikkat toplamakta zorlandığını gösterdi.

Seattle daki Çocuk Hastanesi ve Bölge Tıp Merkezi nin yürüttüğü araştırma, okul öncesi dönemde çocukların günde televizyon izledikleri her saatin gelecek yaşamlarında yüzde 10 luk bir dikkat dağılımına neden olduğunu gösterdi. Araştırmanın, televizyon izlemenin dikkati yoğunlaştırma süresini kısalttığına ilişkin bulguları desteklediği ve Amerikan Pediatri Akademisi nin iki yaşından küçüklere asla televizyon izlettirilmemesi yönündeki tavsiyesini haklı çıkardığı belirtildi.

Bir-üç yaş arasındaki iki grup çocuk üzerinde yapılan araştırma, televizyonun çocukları aşırı şekilde uyardığını ve gelişmekte olan beyinlerini sürekli olarak yeniden şekillendirdiğini ortaya çıkardı. Hükümetin desteklediği araştırmada ailelere çocukların TV izleme alışkanlıkları ve yedi yaşına geldiklerinde dikkat bozukluğu yaşayıp yaşamadıklarına dair sorular soruldu. Sürekli TV izleyen çocukların konsantrasyon zorluğu çektiği, durmaksızın ve düşünmeden hareket ettiği ve çabucak kafalarının karıştığı belirtildi.

Araştırmaya göre, ABD de bir yaşındaki çocukların yüzde 36 sı hiç TV izlemiyor. Günde bir- iki saat televizyon izleyen çocuk oranı yüzde 37. Bunların da yüzde 10-20 sinde dikkat sorunu yaşama riski yüksek. Günde üç-dört saat televizyon izleyen yüzde 14 lük kesimin ise hiç televizyon izlemeyen çocuklara göre dikkat bozukluğu riski yüzde 30-40 artıyor.

Üç yaşındaki çocuklarda televizyon izlemeyenlerin oranı sadece yüzde 7. Amerikan Pediatri Akademisi, sosyal, duygusal ve zihni yeteneklerini olumsuz etkilediği için iki yaş altındaki çocuklara asla televizyon izlettirilmemesi uyarısında bulunmuştu

Çocuğunuza verdiğiniz ilacı tanıyormusunuz

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

?Soğuk algınlığında kullanılan ilaçlar nelerdir??

?En sık kullanılan soğuk algınlığı ilaçlar hangileridir??

?Çocuğum soğuk algınlığına yakalandığında reçetesiz satılan ilaçlardan kullanmalı mıyım?? 

?Çocuğum soğuk algınlığına yakalandığında ne yapmalıyım??

Çocukları hastalandığında anne babaların en sık sorduğu soruların yanıtları biliniyor mu?

Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü?nden Doç. Dr. Onur Kutlu, ?Çocuklarda soğuk algınlığında kullanılan ilaçlar hakkında bilgi verdi ve anne babalara önerileri sıraladı.

3 yaş altı çocuğunuza ilaç vermeden mutlaka doktora danışın

Piyasada burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve öksürük gibi soğuk algınlığı belirtilerine yönelik düzinelerce ilaç bulunmaktadır. Fakat bu ilaçların kolay ulaşılabilir olması her zaman işe yarayacakları ya da güvenli oldukları anlamına gelmiyor. Aslında soğuk algınlığının en iyi ilacı bol bol dinlenmek ve bol sıvı almaktır. Reçetesiz satılan ilaçları bebeklere ve 3 yaşın altındaki çocuklara vermeden önce mutlaka doktorunuza danışınız. 

En sık kullanılan soğuk algınlığı ilaçları hangileridir?

Öksürük şurupları

Öksürük gece boyunca çocukların uyumasına engel olduğunda oldukça can sıkıcı olabilir. Fakat öksürük her zaman akciğer kaynaklı olmayıp, çoğu zaman üst solunum yollarından geniz yoluyla aşağıya inen salgıların yaptığı irritasyon neticesinde gelişir. Böylelikle üst solunum yollarından gelen enfekte salgının alt solunum (akciğerlere) inmesi önlenmiş olur. Vücudun bu normal koruma refleksini durduran ilaçlar çocuklar için zararlı dahi olabilir.

Birçok reçetesiz satılan öksürük ve soğuk algınlığı ilacında öksürüğü azaltacak/ rahatlatacak maddeler bulunur.  Bu tür ilaçlar genellikle dekstrometorfan ya da difenhidramin ihtiva ederler. Çocuklarda öksürüğü yatıştırmak için kullanılan bir diğer madde de kodeindir. Kodein ihtiva eden ilaçların bazıları reçetesiz satılsa da genellikle bu tür bir ilacı almak için reçeteye ihtiyacınız olacaktır. 

Bu tür ilaçlarla ilgili yapılan çoğu araştırma yetişkinler üzerinde yapılmıştır. Çocuklar üzerinde yapılan birkaç çalışma ise ilaçların herhangi bir faydası olduğunu göstermemiştir. 

Üst solunum yolu açıcılar (Dekonjestanlar)

Üst solunum yolu açıcılar, ağız yoluyla alınan hap ya da şurup şeklinde hazırlanmış adrenalin türü ilaçlardır (kan damarlarında kasılmayı sağlayıcı bir madde).  Bu soğuk algınlığı ilaçları bağlı burun tıkanıklığı/şişliğini ve salgılarını azaltmak için verilirler. Bu tip ilaçların kullanımıyla, çok alttaki sorunu gidermekten çok, hastalıkta görülen yakınmaları hafifleterek geçici bir süreyle rahatlama hissi uyandırmak amaçlanır. Ancak yanlış dozda ve sıklıkta kullanımı halinde çocuklarda hızlı kalp atışı, huzursuzluk ve uykusuzluk gibi yan etkilere yol açabilirler.

Antihistaminikler (alerji ilaçları)

Antihistaminikler genellikle alerjik burun akıntısı ya da aksırığı azaltmak, deri döküntüsü, suçiçeği ve böcek ısırmalarında ise kaşıntıyı azaltmak amacıyla kullanılır. Salgıları azaltıcı ve gıcık giderici özelliklerinden dolayı bazı soğuk algınlığı ilaçlarının içinde de bulunmaktadırlar. En sık görülen yan etkileri uyuklama, ağız ve boğaz salgılarında kurumadır.

Burun damlaları ya da spreyleri

Tabî (fizyolojik) tuzlu su ihtiva eden burun damlaları ya da spreyleri burun içindeki salgıları yumuşatarak çocukların daha rahat nefes almalarına yardımcı olurlar. İlaç ihtiva eden burun damlaları ya da spreyler hekim tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.  

Ağrı kesici ve ateş düşürücüler

Reçetesiz satılan en yaygın ağrı kesiciler asetilsalisilik asit (ASA), parasetamol ve ibuprofendir.

?Asetilsalisilik asit? ihtiva eden ilaçlar (örneğin Aspirin) çocuklarda ya da ergenlerde soğuk algınlığı, su çiçeği ya da gripten kaynaklanan ateşte kullanılmamalıdır, kullanıldığı takdirde Reye sendromu?na (karaciğer ve beyinde tahribat yaratabilecek bir hastalık) neden olabilir.

Bebek (6 aydan küçük) ateşi varsa mutlaka doktoruyla görüşülmelidir.

Çocuğa ilaç içirilemiyorsa fitil de kullanılabilir. Fakat sadece bir yolla ilaç verilmelidir. Hem fitil hem de ağızdan ilaç verilmemelidir.   

Çocuğa verilen ilacın prospektüsü kullanmadan önce dikkatlice okunmalıdır.

Birçok ilaçta olduğu gibi ateş düşürücülerde de açıkta bırakılmış ilaçların çocuklar tarafından yüksek miktarlarda içilmesi istenmeyen hatta ölümcül olabilecek sonuçlar doğurabilir.

Çocuğum soğuk algınlığına yakalandığında reçetesiz satılan ilaçlardan kullanmalı mıyım? 

Çocuğunuz hasta olduğunda onun kendini daha iyi hissetmesini istersiniz. Birçok ebeveyn bu gibi durumlarda reçetesiz öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarına sarılır.  Ağrı kesici ve ateş düşürücüler hariç, bunların işe yaradığına dair bir mevcut bir kanıt yoktur. Ayrıca bu ilaçların bazı yan etkileri çocuğunuzun kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir.  

Bunların yanı sıra bir de çok fazla ilaç vermeniz riski vardır. Bu nedenle doktor aksini önermedikçe aynı anda birden fazla ilaç kullanılmamalıdır.

Çocuğum soğuk algınlığına yakalandığında ne yapmalıyım?

Çocuğunuz soğuk algınlığına yakalandıysa bol sıvı verip dinlenmesini sağlayınız. Soğuk algınlığına virüslerin neden olduğunu ve bunun ilaçla tedavi edilemeyeceğini unutmayınız. Virüslerin kendi süreçlerini tamamlamaları gerekir, bu da aslında doktorunuzun yapabileceği çok fazla bir şey olmadığı anlamına gelir.   

Fakat daha ciddi sorunlar ilk başta soğuk algınlığı olarak kendilerini gösterebilirler. Çocuğunuzda aşağıdaki belirtilerden herhangi biri varsa doktorunuza başvurunuz:  

  • Kulak ağrısı
  • 72 saatten uzun süren ateş ya da 3 aydan küçük bebeklerde her türlü ateş. 
  • Aşırı uyku hali 
  • Aşırı huysuzluk ya da mızmızlık 
  • Deride kızarıklık, döküntü 
  • Hızlı nefes alma ya da zorlukla nefes alma 
  • Normale oranla daha az idrara çıkma

Çocuklarda Kalp Hastalıkları ve Tedavisi

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Bebeklerde ve çocuklardaki kalp hastalıkları ya doğuştan olurlar ya da sonradan meydana gelirler. Çocukluk döneminde görülen kalp hastalıklarının çoğunluğunu doğuştan olan kalp hastalıkları meydana getirir. Yani bebek doğduğundan itibaren kalp hastalığı vardır. 

Hastalığın cinsine göre bazen hayatın ilk saatlerinden itibaren ciddi bulgular ortaya çıkarken bazen de hiç fark edilmeden ileri yaşlara kadar gelebilirler. 

Yaklaşık olarak her 125 canlı doğumdan birinde kalp hastalığı görülebilmektedir. Ülkemizde her yıl 12,000 civarında bebek bu kalp hastalıklarıyla dünyaya gelmektedir. 

Doğuştan kalp hastalıklarının gerçek nedeni bilinmemektedir. Hamileliğin ilk aylarında geçirilen kızamıkçık veya diğer virüs enfeksiyonları, röntgen ışınları veya radyasyona maruz kalınması, annenin şeker hastası olması, hamilelikte alkol kullanılması ve özellikle ilk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar ile Down sendromu (Mongolizm) gibi bazı kalıtsal hastalıklar doğuştan kalp hastalıklarına sebep olabilirler. 

Ailenin çocuklarından birinde doğuştan kalp hastalığı varsa yeni doğacak bebekte görülme riski normale göre iki kat daha fazladır. Yine yakın akraba evliliklerinde de risk artmaktadır. 

Doğuştan kalp hastalığı olan bebekler emerken çabuk yorulurlar. Normalde 20 dk. olan beslenme süresi sık sık dinlendiği için daha uzundur. Solunum sıkıntısı burun ve kulak uçlarında yada dudaklarda morarma, kalbin hızlı çarpması yada takip eden aylarda kilo almama, bayılma veya sık solunum yolları enfeksiyonu gibi şikayetler varsa bebekte doğuştan kalp hastalığı olabileceği akla getirilmelidir. 

Doğacak bebekte kalp hastalığı olup olmadığı hamileliğin 18-22. haftasından itibaren yapılabilen fötal ekokardiyografi ile öğrenilebilir. Her bebek doğar doğmaz dikkatlice muayene edilmelidir. Kalpte duyulan anormal sesler bir hastalık belirtisi olabileceği gibi hiçbir zararı olmayan masum üfürmeler de olabilir. 

Çocuklarda sonradan meydana gelen kalp hastalıklarının ülkemizdeki en sık nedeni akut romatizmal ateştir. Beta hemolitik streptokok mikrobunun basit anjin (boğaz iltahabı) şayet iyi tedavi edilmezse bu çocukların bazılarında akut romatizmal ateş hastalığı meydana gelir. Dizlerde, ayak bilekleri veya kollarda ağrılı şişlikler oluşur. Bu arada kalp kapakçıkları da fark edilmeden hastalıktan etkilenir. İlginç olan eklemlerdeki tüm ağrılar ve şişlikler hiçbir sekel bırakmadan iyileşirken kalp kapakçıklarında ömür boyu sürecek ciddi bozukluklar meydana gelir. 

Akut romatizmal ateş çoğunlukla 5?19 yaş grubundaki çocukları etkilemektedir. Korunmak için üst solunum yolu enfeksiyonları geçiren çocuklarda boğaz kültürü yapılması ve şayet Beta hemolitik streptokok mikrobu varsa bunun penisilin grubu ilaçlarla tedavisi yeterlidir. 

Çocuklardaki kalp hastalıklarının tedavisinde ilaçlar ve cerrahi girişimlerden yararlanılır. Kasıktan yerleştirilen bir borucuk (kateter) yardımı ile ameliyat kesisi olmaksızın bazı basit kalp hastalıklarının düzeltilebilmesi mümkündür. 

Günümüzde minik kalplerin hemen hemen tüm hastalıkları doğum sonrası ilk saatlerden itibaren cerrahi olarak düzeltilebilmekte ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Hastalığın cinsine bağlı olmak üzere bu çocukların çoğunluğu erişkin yaşlara gelerek aktif ve üretken bir yaşam sürdürebilmektedirler

Obezite Nasıl ve nerede başlar

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Yaz Diyeti Programı 1.Gün

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Genel

Programı 1.Gün

Sabah:

  • 2 salatalık
  • 1 katı yumurta
  • 2-3 adet taze nane

Ara:

  • 4-5 adet yeşil erik

Öğle:

  • 1 kase, zeytinyağlı bol sarımsaklı barbunya
  • 1 kase light yoğurt , taze nane, dereotu ve salatalık ile yapılmış cacık.Ancak bu sefer cacığı soda ile yada su ve sodayı karştırarak yapmayı deneyin.Böylece terlemeyle kaybettiğiniz minerallerin geri alın.

1.Ara:

  • 4 adet kepekli bisküvi
  • 2 parmak light peynir
  • 1 salatalıkender-sarac8

2.Ara:

  • 1 bardak light süt

Akşam:

  • 1 porsiyon az yağlı ve az miktarda kıyma ile yapılan taze fasulye
  • 1 porsiyon cacık
  • 1 dilim tam buğday ekmeği

Gece:

  • 9-10 adet kiraz

Yaz Diyeti Programı 2.Gün

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Yaz Diyeti Programı 3.Gün

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Kahvaltı:

  • Yarım sokak simiti
  • 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği
  • 1 avuç taze nane
  • 1 orta boy salatalık
  • 1 tatlı kaşığı çilek reçeli
  • Yaz için peynirli karışım ( 2,5 çorba kaşığı çökelek peyniri, 1 adet ince kıyılmış sivri biber, biraz kıyılmış dereotu ve nane, 7-8 tane zeytin, 1 adet orta boy domates.Domatesi küçük küçük doğrayın ve tüm malzemelerle birlikte bir kaba koyup karştırın.Üzerine 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ilave ederek, 15-20 damla limon sıkın.Acı sevenler kırmızı pul biber de ekleyebilirler.)

1.Ara ( 2-2,5 saat sonra):

  • 5 kaşık light yoğurt ile taze nane,dereotu veorta boy salatalık ile yapılmış cacık
  • 1-2 tane kepekli grissiniender-sarac10

2.Ara ( 1-2 saat sonra):

  • 1 küçük kase taze çilek
  • 2-3 çorba kaşığı taze lor peynirinin içine 3 adet sevdiğiniz bir diyet bisküviyi parçalayıp koyun.Üzerine bolca tarçın ve yarım tatlı kaşığı bal dökün.

Akşam:

  • 1 orta boy levrek, derisiz buğulama yada ızgara olacak
  • 1 porsiyon zeytinyağlı kabak
  • Bol yeşil salata

Gece:

  • 1 küçük kase diri kiraz

Yaz Diyeti Programı 4.Gün

28 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Programı 4.Gün

Sabah:

  • 4 kaşık müsli,
  • 1,5 kaşık yulaf ezmesi
  • 1 bardak ılık light süt ilave ederek,
  • Üzerine bol tarçın ve biraz çilek koyup yiyin

Ara:

  • 5-6 adet yeşil erik

Öğle:

  • 2 dilim tam buğday ekmeğine tost.Bol taze kaşarlı ve domatesli olacak.
  • 2 orta boy salatalık
  • 1-2 adet yeşil biber ve taze nane , maydanoz , dereotu gibi yeşillikler tüketilecek
  • Tostun yanında şekersiz buzlu çay içebilirsiniz

1.Ara:yaz

  • Küçük bir kase yoğurdun içine 5-6 adet çilek, 3 adet ceviz içi.Üzerine bol tarçın ve çok çok az bal konularak yenecek

2.Ara:

  • 1 ince dilim meyveli kek

Akşam:

  • Soğuk domates çorbası
  • Küçük bir porsiyon bol soğanlı, maydanozlu ve dereotlu piyaz
  • 4 kaşık sivri biberli, sarımsaklı bulgur pilavı

Gece:

  • 1 avuç dolusu yeşil erik ve kiraz karışık yenecek

Sonraki yazılar »