Peygamberimizin Dualarından Örnekler

14 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Peygamberimizin Duâlarından Örnekler

 

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri­vâyete göre Peygamber Efendimiz’in duâlarından bi­ri şu duâ idi:

“Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, ku­lağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üs­tümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1)

Mugîre bin Şu’be’den rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in dualarından biri de şu idi:

“Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’nundur. O her şe­ye kaadirdir. Allah’ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve servet sahi­bi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Ya­ni servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz.” (2)

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri­vâyete göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-e bazı kimseler gelip:

-İnsanlar; yâni Ebû Süfyân ve arkadaşları sizin­le muharebe etmek için adam ve silâh toplamışlar, hazırlık yapmışlar. Onlara mukabele edecek dere­cede kudretiniz yoktur. Onlardan sakınınız diye kor­kutmak istediklerinde, bu söz mü’minlerin yakîn îmânlarını ve cesaretlerini artırıp, Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de:

“Allah bize kâfidir, o ne güzel vekîldir!” buyurdu. Mü’minler de böyle söylediler.” (3)

Enes bin Mâlik -radıyallahu anh-dan rivâyete gö­re: Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in çok kere duâsı:

“Ey Rabbimiz, bize dünyâda da iyilik, güzellik ver, âhirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azâbından koru,” meâlindeki duâ idi. (4)

Ebû Musâ el-Eş’ârîden rivâyete göre Resûl-i Ek­rem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle duâ ederlerdi:

“Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi mağfiret eyle. Allah’ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi mağfiret eyle!” (5)

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyete göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır;

“Her kim günde yüz kere:

derse o kimse için on köle azâd etmiş sevabı ve­rilir, yüz hasene yazılır, yüz günâhı silinir, o gün akşam oluncaya kadar bu ona şeytana karşı si­per olur. Hiç bir kimse ecir bakımından onu geçemez, ancak bunu ondan fazla söyleyen kimse müstesnâ.” (6)

“Ey, Rabbim! Gayb ilminle ve halk üzerine kudretinle, hayatı benim için hayırlı gördükçe beni yaşat, ölü­mü benim için hayırlı gördüğün zaman da beni vefât ettir. Ey Rabbim! Gizlide ve açıkda senden haşyetini istiyorum. Rızâ hâlinde de, gadab hâlinde de ihlâs sözünden ayırmamanı istiyorum, fakirlikte de zenginlikte de i’tidâlden ayırmamanı istiyorum. Senden tükenmez bir ni’met, kesilmez bir göz ferahlığı (yüzde açıkça görülen neş’e ve huzûr) istiyorum. Senden beni kazâna râzı kılmanı, ölümden sonra yaşamanın serinliğini istiyorum. Senden yüzüne bakmanın lezzetini; sana kavuşmanın şevkini istiyorum. Bütün bunları zarar vericinin zararından, sapdırıcı bir fitneden uzak olarak vermeni istiyorum. Ey Rabbim! Bizi îmân zîynetiyle süsle, bizi doğru yolda olan hidâyet rehberleri kıl.” (7)

“Ey Ebû Bekr’in kızı! Sana diğer duâları da için­de toplayan duâları söyleyeyim mi? Şöyle duâ et:

“Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç olanını istiyorum. Ey Rabbim Re­sûlünün senden istediğini istiyorum, Resûlünün sana sı­ğındığı şeyden ben de sana sığınıyorum. Allah’ım benim için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.” (8)

“Sana bir kısım sözler öğreteyim mi ki, Allah Teâlâ kimin hayrını murâd ederse onları ona öğ­retir, sonra ebediyyen unutturmaz. De ki:

“Ey Rabbim! Ben zayıfım, rızân yolunda benim zaa­fımı kuvvetlendir. Beni nâsiyemden tutup hayra sevk et. İslâm’ı rızâmın en son noktası kıl. Ey Rabbim, ben zayıfım, beni kuvvetlendir. Ben zelîlim beni azîz kıl. Ben sana muhtacım, beni rızıklandır.” (9)


“Ey Rabbim! Acizlikten, tenbellikten, korkaklıktan cimrilikten, eli kolu dökülür derecede takatsızlıktan kasvetten, gafletten, zilletten, azlıktan, meskenetten sana sığınırım. Fakirlikten, küfürden, fısktan, şekavetten, nifaktan, yapdığını insanların duyması ve medh etmeleri için yapmaktan, riyâdan, sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzzamdan, abraslıktan ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.” (10)

Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- duâasında: “Ey Rabbim! Beni, iyilik ettiği zaman sevinen, kötülük ettiği zaman istiğfar edenlerden kıl.” (11)

Ekseri duâları:

“Ey kalbleri çekip çeviren Rabbim! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl.” İdi.. (12)
 


(1) Buhârî, Deavât, 9; Müslim, Müsâfirîn, 181;
(2) Buhârî, Ezân, 155, Deavât, 18; Müslim, Salât,193; Tirmizî, Salât, 108; Muvattâ’, Kader, 8; İbn Hanbel, Müsned,3/87.
(3) Buhârî.
(4) Bakara Sûresi, 201.
(5)Buhârî, Deavât, 60; Müslim, 70.
(6) Buhârî, Ezân, 155; Tecrîd-i Sarîh Terc. 2/910-915.
(7) el-Camiu’s Sağir.
(8) İbn Mâce, Duâ, 4.
(9) Râmüzü’l-ehâdis.
(10) Benzeri hadisler Buhârî, Deavât, 39, vd.
(11) Camiu’s-Sağir.
(12) Tirmizî, Deavât, 85

Kur’ân’da Duâ

14 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor:

“Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım “Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?” diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. “(Bakara Sûresi, 186)

Fahr-i Râzî, Kâzı Beyzâyi ve Hâzin’in beyânlarına göre ashâb-ı kiramdan bazı kimselerin: “Ya Re-sûlallah! Rabbimiz bize yakîn ise hafif sesle yahud gizlice duâ edelim. Eğer uzak ise yüksek sesle duâ edelim” demeleri üzerine bu âyet-i celîlenin nâzil olduğu mervîdir.

Başka bir rivâyette ise yahûdilerin: “Yâ Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-! Sen yer ile gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz duâmızı nasıl işidir?” demeleri üzerine nâzil olduğu mervîdir. Bu sebeb-i nûzullere göre âyetin ma’nası şöyle olur:

“Ey Resûlüm! Benim kullarım sana benim evsâfımdan suâl edip Rabbimizin lutfu bize yakın mı? Duâmızı gizlice kendi içimizde mi yapalım? Yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sadâ ile yapalım? dediklerinde: “Sen onlara Benim tarafımdan cevâb ver. Ben onların gizli duâlarını işitirim. Zira Benim ilmim onlara pek yakındır. Binâenaleyh onların işlerini bilip sözlerini işiterek hallerine muttali’ olduğumdan duâ eden kimsenin duâsı ihlâs üzere olursa icâbet ederim. Şu hâlde onlar benden icâbet talep etsinler. Ben de onlara icâbet ederim. Senin vâsıtan ile onları îmana davet etdiğimde derhal îman etsinler. Zîra ben onların duâlarına icabet edince onların da benim da’-vetime icabet ve emrime itaat etmeleri vâcibdir ve onlar davetime icabetle doğru yolu muhakkak bulurlar

MÜSLÜMAN ÇOCUGA DINI SUALLER

14 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer


  • Müslümanmısın?
  • Elhamdülillah Müslümanım.
  • Müslümanım demenin manası nedir?
  • Allah’ı bir bilmek, Kur’an-ı Kerim’i ve Muhammed Aleyhisselam’ı tasdik etmektir.
  •  Din nedir?
  • Akıl sahibi insanları kendi istek ve arzularıyla sırf hayır ve saadete ulaştıran, ilahi bir kanundur.
  • İslam nedir?
  • Peygamber Efendimizin tebliğ buyurduğu hükümleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar edip, onları bütün hayatında yaşamaktır.
  • İman Nedir? Veya İnanç Nedir?
  • Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.
  • Ne zamandan beri Müslümansın?
  • “Bela” dediğimiz zamandan beri Müslümanım
  • “Bela” zamanı neye derler?
  • Misak’a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben:
    - Elestü birabbiküm (Ben sizin rabbiniz değil miyim ?) diye sordu.
    Onlar da:
    - Bela (Evet Rabbimizsin) dediler.
    O zamandan beri Müslümanım demektir.
  •  
  • Rabbin kimdir? 
     
  • Allah
     
  • Seni kim yarattı? 
     
  • Allah 
     
  • Sen kimin kulusun ? 
     
  • Allah’ın kuluyum.
     
  • Allah kaçtır diyenlere ne dersin? 
     
  • Allah birdir derim.
     
  • Allah’ın bir olduğuna delilin nedir? 
     
  • Sure-i İhlas’ın ilk ayeti kerimesidir.
     
  • Bunun manası nedir? 
     
  • Sen söyleki ey Habibim Allah birdir.
     
  • Allah’ın varlığına akli delilin nedir? 
     
  • Bu alemin varlığı ve alemdeki nizam ve intizamın devamıdır.
     
  • Allah’ın zatı hakkında düşünce caiz midir?
     
  • Caiz değildir. Allah’ın ancak sıfatı hakkında düşünülür
     
  • Nereden geldin, nereye gideceksin?
     
  • Allah’dan geldim, Allah’a gideceğim
     
  • Niçin geldin? 
     
  •  Allah’a kulluk için
     
  • İman-ı yeis nedir? 
     
  • Firavun gibi ölürken iman etmektir.
     
  • Bu iman muteber midir? 
     
  • Değildir.
     
  • Tevbei yeis nedir?
     
  • İmanı ve ameli olan kimsenin ölürken günahlarından tevbe etmesidir.
     
  • Bu tevbe muteber midir? 
     
  • Muteberdir.
     
  • Dinin hangi dindir? 
     
  • İslam dinidir.
     
  • Kitabın hangi kitaptır?                   
     
  •  Kur’an’dır
     
  • Kıblen neresidir?
     
  • Kabe-i Muazzamadır.
     
  • Kimin zürriyetindensin?
     
  • Adem Aleyhisselam’ın zürriyetindenim.
     
  • Kimin milletindensin?
     
  • İbrahim Aleyhisselam’ın milletindenim.
     
  • Kimin ümmetindensin?
     
  • Muhammed Aleyhisselamın.
  • Peygamberimiz nerede doğdu ve şimdi nerede bulunuyor?
  • Mekke’de doğdu. Elli yaşından sonra Medine’ye hicret etti. Şimdi Medine’de “Ravza-i Mütaharra” sındadır.
  •  Peygamberimizin kaç adı vardır?
  • Güzel isimleri çoktur. Fakat dördünü bilmek lazımdır. Bunlar: Muhammed, Mustafa, Ahmed, Mahmud.
  • Peygamberimizin en çok kullanılan ismi nedir?
  • Hazret-i Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
  • Peygamberimizin babasının adı nedir?
     
  • Abdullah’tır.
     
  • Annesinin adı nedir?
     
  • Amine’dir.
     
  • Süt annesinin adı nedir?
     
  • Hz. Hâlime
     
  • Dedesinin adı nedir?
     
  • Abdülmüttaliptir.
     
  • Peygamberimiz kaç yaşında iken Peygamber oldu?
     
  • 40 yaşında.
     
  • Fiilen kaç sene peygamberlik yaptı?
     
  • 23 sene peygamberlik yaptı.
     
  • Peygamberimiz nerede doğdu?
     
  • Mekke-i Mükerreme’de.
     
  • Hangi tarihte doğdu?
     
  • 571 tarihinde
     
  • Hangi tarihte nereye hicret etti?
     
  • 622 tarihinde Medine’ye hicret etti.
     
  • Fani hayatı hangi yılda kaç yaşında sona erdi?
     
  • 632 yılında, 63 yaşında sona erdi.
     
  • Peygamberimizin kaç kızı vardı?
     
  • Dört . Zeynep,Rukiyye, Ümmü Gülsüm,Fatıma (r.a.)’dir.
     
  • Peygamberimizin kaç oğlu doğdu?
     
  • Üç. Kasım, Abdullah (Tayyip), İbrahim (r.a) hazretleridir.
     
  • Peygamber Efendimizin kaç torunu vardır?
     
  • İki. Hasan ve Hüseyin (radıyallahü anhuma) hazretleridir.
     
  • Bunlar kimin çocuklarıdır?
     
  • Hz. Ali ve Hz. Fatıma (r.a.)’nındır.
  •  Peygamberimizin mübarek hanımlarını sayarmısın?
  • 1) Hazret-i Hadice 2)Hazret-i Sevde 3) Hazret-i Aişe 4) Hz. Hafsa 5) Hz. Zeynep b.Huzeyme 6) Hz. Ümmi Seleme 7) Hz. Zeynep binti Cahş 8) Hz. Cuveyriye 9) Hz. Ümmü Habibe 10) Hz. Safiyye 11) Hz. Meymune 12) Hazreti Mariye, (r.a)
  • Peygamberimizin hanımları bizim neyimiz olur?
  • Onlar bütün müminlerin annesidir.
  • Peygamberimizin ilk hanımı kimdir?
  • Hz.Hatice (r.a.) validemizdir. Efendimizden 15 yaş büyük olup 25 sene beraber hayat sürmüştür.
  • Peygamberimizin son hanımı kimdir?
  • Hz. Aişe (r.a.) validemizdir.
  • Peygamberimizin 53 yaşından sonra evlenmesinin sebep ve hikmetlerinin bazılarını sayarımsınız?
  • Peygamberimiz, kabilelerin İslamiyete bağlanmalarını temin, ayrıca kadınlara ait hükümleri kadınlar vasıtasıyla yaymak, bazılarını sefaletten kurtarmak, bazılarının ise iffet ve namuslarını korumak için onlarla evlenmiştir. Asıl hikmet ve gaye kadınlar vasıtasıyla İslam’ı yaymaktır.
  • Peygamberimizin en son vefat eden eşi kimdir?
  • Hz. Aişe (r.a)’dır.
  • Gelmiş ve gelecek insanların en yücesi kimdir?
  • Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem’dir.
  • Allah’ın emrettiği şeylerin en önemlisi nedir?
     
  • Tevhid’dir.
     
  • Tevhid nedir?
     
  • Allah’ı bir bilmek, yalnız ona kulluk etmektir.
     
  • Allah’ın yasakladığı en büyük günah nedir?
     
  • Şirk’tir.
     
  • Şirk nedir?
     
  • Allah’a ortak koşmak, başka Tanrı olduğunu söylemek
  • Peygamber kime denir?
  • Ahkam-i ilahiyeyi insanlara tebliğ içinAllah’ın vazifelendirdiği zata denir.
  • Allah, peygamberleri niçin gönderdi?
  • Şirkten korumak, tevhide çağırmak için
  • Allah tarafından mahlukata gönderilen peygamberlerin sayısı kaçtır?
  • Peygamberimizden yapılan bir rivayete göre yüz yirmi dört bin, bir rivayete göre, iki yüz yirmi dört bin.
  • En büyük peygamberler kaçtır?
  • 5 dir. Hz.Muhammed (a.s.), Hz.Nuh (a.s.), Hz.İbrahim (a.s.), Hz.Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) dır.
  • Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerin sayısı kaçtır?
  • YirmiBeş (25)
  • İsimlerini sayarmısınız?
  • Adem, İdris, Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, İsmail, İshak, Yakup, Yusuf, Eyyup, Şuayp, Musa, Harun, Davud, Süleyman, Yunus, İlyas, Elyesa, Zülkifl, Zekerriyya, Yahya, İsa, Üzeyr, Lokman, Zülkarneyn ve Hazret-i Muhammed Mustafa Salavatullahi ala nebiyyina ve aleyhim ecmaiyn hazeratıdır. Üzeytr, Lokman ve Zülkarneyn (aleyhimüsselam) hazretlerine bazıları velidir, demişlerdir.
  • Peygamberimiz bir millete mi yoksa bütün insanlığa mı gönderildi?
  • Bütün insanlığa gönderildi.
  • Resul nedir?
  • Kendisine ALLAH c.c. tarafından kitap verilen peygamberlerdir.
     

  • Nebi nedir?
  • Kendisinden önce veeya zamanındaki resulun şeriatına tabi olan peygamberdir. Her resul aynı zamanda nebidir, fakat her nebi resul değildir. Her resul aynı zamanda nebidir. Fakat her nebi resul değildir. Her ikisine peygamber denir.
  • İlk Nebi ve Resul kimdir?
     
  • Âdem (a.s.) dır.
     
  • İnsanlar öldükten sonra ne olacaklar?
     
  • Dirilecekler
     
  • Dirildikten sonra ne olacaklar?
     
  • Dünyada yaptıklarının mükafatını veya cezasını görecekler.
     
  • Öldükten sonra dirilmeyi yalanlayan kimse ne olur?
     
  • Dinden çıkar, kâfir olur.
  • Melek nedir?
  • Allah’ın nurdan yarattığı ve istedikleri şekle girebilen, daima ibadet eden günahsız varlıklardır.
  • Dört büyük melek hangileridir?
  • Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (A.S.)
  • Meleklerin görevleri nelerdir?
  • Allah’a hamd etmek, O’nu tesbih etmek, O’nu zikr etmek. O, ne emrediyorsa onu yapmaktır. Bazı meleklerin özel görevleri vardır.
  •  
  • Cebrail’in görevi nedir?
     
  • Peygamberlere vahiy ve kitap getirir.
     
  • Mikail’in görevi nedir?
     
  • Tabiat olayları, rızık taksimatıyla görevlidir.
     
  • İsrafil’in görevi nedir?
     
  • Kıyamette Sur’a üflemek
     
  • Azrail’in görevi nedir?
     
  • Allah’ın emriyle can almak
  • Dört büyük kitap hangileridir ve hangi peygamberlere inmiştir?
  • Tevrat Musa (A.S.), Zebur Davud (A.S.), İncil İsa (A.S.), Kur’an-Kerim Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine inmiştir.
  • Suhuf ne demektir, kaç tanedir ve kimlere verilmiştir?
  • Cenab-ı Hakk’ın, dört kitaptan başka Cebrail (A.S.) vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere suhuf denir. Adem (A.S.) 10, Şit (A.S.) 50, İdris (A.S.) 30, İbrahim (A.S.) ise 10 suhuf verilmiştir.
  • Ashâb Ne Demektir?
  •  Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.
  •   Mezhep kaçtır?
  • İkidir.
  • Nelerdir?
  • İtikatta mezhep, amelde mezhep.
  • Itikattaki mezhep imamları kaçtır ve kimlerdir?
  • İkidir. İmam Ebu Mansur Muhammed Matüridi ve İmam Ebü’l Hasani’l Eşari Hazretleridir.
  • Amelde mezhep kaçtır ve nelerdir?
  • Dörttür. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli mezhepleridir.
  • İtikatta mezhebin nedir?
  • Ehl-i sünnet ve cemaat mezhebidir.
  •  Itikad nedir?
  •  İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir.
  • Amelde mezhebin nedir?
  • Hanefi mezhebidir.
  • Bizi itikattaki mezhebimizin imamı kimdir?
  • Ebu Mansur Muhammed Matüridi Hazretleridir.
  • Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhebine mensup olanların itikatta imamları kimdir?
  • Ebü’l Hasani’l Eşari Hazretleridir.
  • Kaç tane kandil vardır, nelerdir?
  • Beş tane kandil vardır.
        Mevlid Kandili : Peygamberimizin dünyaya geldiği gecedir.
        Regaib Kandili : Hz. Amine’nin Peygamberimize hamile olduğunu anladığı gecedir.
        Mirac Kandili : Peygamberimizin, ilahi saltanatı seyretmek üzere Allah’ın daveti ve gücü ile bir mucize olarak göklere ve daha nice alemlere seyahat ettiği gecedir.
        Berat Kandili : Kur’an-ı Kerim’in levh-i mahfuzdan sema-i dünyaya indirildiği, insanların bir senelik hayat ve rızıklarının gözden geçirildiği, müslümanların af ve lütuflara nail olduğu gecedir.
        Kadir Gecesi : Kur’an-ı Kerim’in dünya semasından Peygamberimize indirilmeye başladığı gecedir.
  • Kabir suali kime sorulmaz?
  • Peygamberlere, çocuklara ve delilere
  • Abdest Nedir?
  •  Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.
  • Namazın kazaya kalmasının meşru sebepleri kaçtır, sayarmısınız?
  • Üçtür. A) Uyku B) Muharebe esnasında düşmandan hiç fırsat bulamamak C) Unutmak.
  • Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?
  •   Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin  ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk
         edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir.
  •  Rekat Nedir?
  •  Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür.
  •  Secde Nedir?
  •  Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.
  • Rükû Nedir?
  •   Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.
  •   Tahiyyata oturmak Ne Demektir?
  •   Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır 
  • Terâvih Namazı Nedir? 
     
  • Ramazan ayında , yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.
     
  • İmsak Nedir? 
     
  • Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.
     
  • İftar Nedir? 
     
  • Oruç açmaktır.
     
  •  Sahur Nedir? 
     
  •  İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir.
     
  • Orucun Kazası Ne Demektir? 
     
  • Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır.
  •  Orucun Kefareti Nedir?
  •   Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü
  •   yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar.
  •  
  • Minber Nedir? 
     
  • Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir.
     
  • Mihrap Nedir? 
     
  • Camilerde kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür.
     
  • Kürsü Nedir? 
     
  • Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir.
     
  •  Hutbe Nedir? 
     
  • Cuma ve Bayram günlerinde hatibin yaptığı konuşmadır.
  •   Mukâbele Nedir?
  •   Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.
  • Sûre Nedir? 
     
  • Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.
     
  • Ayet Nedir? 
     
  • Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.
     
  • Farz Nedir? 
     
  • Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.
     
  • Vâcib Nedir?
     
  • Farz kadar kesin olmayan, yapılması istenen şeylerdir.
     
  • Sünnet Nedir? 
     
  • Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir.
     
  • Hadis Nedir? 
     
  • Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.
     
  • Mübah Nedir? 
     
  • Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.
     
  • Haram Nedir? 
     
  • Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.
     
  • Helal Nedir? 
     
  • Dini bir terim olarak Dinen izin verilmiş, hakkında dini bir yasaklama ve kısıtlama bulunmayan davranışı ve onun dini-hukuki hükmünü ifade eder.
     

  • Mekruh Nedir? 
     
  •  Dinen yapılmaması uygun olan işlerdir.
     
  • Müstehab Nedir?
     
  • (Mendup) Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir.
  • Teyemmüm Nedir?
  •   Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek
      temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.
  •  Gusül Nedir?
  •   Ağızı, burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır.
  •  Zekat Nedir?
  •   Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü olduğukları belli  paydır.
  •   Hatim Nedir?
  •   Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar okunup bitirilmesidir.
  •   Kâbe nedir?
  •   Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail
  •   (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir.
  •   Kıble nedir?
  •   Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf, Kâbe cihetidir.
  •  Adak Nedir?
  •   Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.
  •  Kurban Nedir?
  • Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir.
  • Yemin Kefareti nedir?
  • Yemin keffareti ile ilgili olarak Allah CC maide süresinin 89. Ayetinde Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, bir köle azat etmektir ya da orta hallisinden on fakiri giydirmek veya onlaru doyurmaktır. Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.
  •   Bid’at nedir?
  •   Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir.
  •   Ahlâk nedir?
  •   Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu
      davranışların bütünüdür.
  •   İbadet Nedir?
  •   Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve  amelleri Allah’ın rızasını kazanmak
      amacıyla yerine getirmektir.
  •  Mü’min Kime Denir?
  •   Allah’a, Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk eden kimsedir.
  •  Münafık Kime Denir?
  •   Kalben inanmadığı halde, dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir.
  •   Kâfir Kime Denir?
  •   İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar
      eden kimsedir.
  •    Mushaf Ne demektir?
  •   Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.
  •    Mucize Ne Demektir?
  •   Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı
      harikulade hallerdir.
  •   Kıyamet Ne Demektir?
  •   Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir.
  •   Mahşer Ne Demektir?
  •   Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.
  •    Kader Ne Demektir?
  •   Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları, bunların zamanını, yerini, miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile
      bilip takdîr etmesidir.
  •   Kaza Ne Demektir?
  •   Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır.
  •    Kaç Çeşit İbadet Vardır?
  •   İbadetler bedenî, malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir.
  •   Nafile, Kaza Nedir?
  •   Nafile; farz, vacib ve sünnet  ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.
  •   Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.
  •   Cennet, Cehennem, Sırat-ı Müstekîm, Berzâh Ne Demektir?
  •   Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir.
  •   Cehennem; Azap yeridir. Allah u Tealayı tanımayanlar ve O’na karşı gelenler burada bitmek bilmeyen bir şekilde azap adileceklerin yeridir. İman edipte günahlari fazla gelenlerinde cezalarini cekecek kadar kalacaklari yerdir.
  •   Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur.
  •   Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir.r.r.
  •   Amin Ne Demektir?
  •   Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.
  •   Günah Nedir?
  •   Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır.
  •   Sevap Nedir?
  •   Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel, söz ve davranışlardır.
  •    Esmâ-i Hüsnâ Nedir?
  •   Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.
  •   Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?
  •   Yer yüzende ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır.
  •   Kelime-i Tevhit Ne Demektir?
  •   Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki  “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir.
  •   Kelime-i Şehadet Nedir?
  •    “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna  şahitlik ederim” anlamındaki, “Eşhedü
      en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne   Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir.
  •   Hayır Nedir?
  •   Hayır, Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.
  •   Kul Nedir?
  •   Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir.
  •  Allah’ın Rızası Ne Demektir?
  •   Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.
  •   Duâ Nedir?
  •   Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.
  •   Câiz Nedir?
  •   Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.
  •   Tefsir nedir?
  •    Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.
  •    Meâl nedir?
  •   Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an
      tercümeleri için kullanılmaktadır.
  •  Sadaka Nedir?
  •   Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır.
  •   Takvâ Nedir?
  •   Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır

Sifa için okunacak duâlar

14 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Sifa için okunacak duâlar

Hasta, sabâh ve yatsi namazlarindan sonra, abdestli olarak üç istigfâr, sonra üç Fâtiha okuyup söyle duâ yapar:

1.dua
“Elhamdülillâhi Rabbil’âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în.

Yâ Erhamerrâhimîn. Yâ Rabbî! Okudugum Fâtiha-i serîfeleri hediyye eyledim. Kabûl eyle. Hâsil olan sevâblari, sevgili peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmin ve Âlinin ve Eshâbinin ve bütün âlimlerin ve sâlihlerin ve velîlerin rûhlarina hediyye eyledim vâsil eyle. Bilhâssa Imâm-i a’zam Ebû Hanîfenin ve Abdülkâdir-i Geylânînin ve Imâm-i Muhammed Gazâlînin ve Ebû Bekr-i Siddîkin ve Selmân-i Fârisînin ve Kâsim ve Ca’fer-i Sâdik ve Bâyezid-i Bistâmî ve Ebül Hasen Harkânî ve Ebû Alî Farmedî ve Yûsüf-i Hemedânî ve Abdülhâlik Goncdevânî ve Ârif-i Rîvegerî ve Mahmûd Encirfagnevî ve Alî Râmitenî ve Muhammed Bâbâ Semmâsî ve Seyyid Emîr Gilâl ve Seyyid Muhammed Behâüddîn-i Buhârî ve Alâüddîn-i Attâr ve Ya’kûb-i Çerhî ve Übeydullâh-i Ahrâr ve Kâdi Muhammed Zâhid ve Dervîs Muhammed ve Hâcegî Emkengî ve Muhammed Bâkî Billâh ve Imâm-i Rabbânî Ahmed Fârûkî ve Muhammed Ma’sûm ve Seyfeddîn ve Seyyid Nûr Muhammed ve Mazher-i Cân-i Cânân ve Abdüllah-i Dehlevî ve Hâlid-i Bagdâdî ve Seyyid Abdüllah semdînî ve Seyyid Tâhâ-i Hakkârî ve Seyyid Muhammed Sâlih ve Seyyid Fehîm-i Arvâsî ve Seyyid Abdülhakîm ibni Mustafâ hazretlerinin rûhlarina hediyye eyledim, vâsil eyle yâ Rabbî. Bu velîlerin, bu sevdiklerinin hâtirlari ve hurmetleri için benim derdime devâ ve sifâ ihsân eyle, beni bu marâzdan halâs eyle, bana sihhat ve âfiyet ve emânet ve güzel ahlâk ve kaderine rizâ ihsân eyle yâ Rabbî, âmîn. Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn.”

Bismillâhirrahmânirrahîm.
2.dua
Yâ Rabbî! Hastaligim sebebi ile düsmanlarimi sevindirme. Kur’ân-i kerîmi benim için sifâ ve devâ eyle. Ben hastayim, sen ise devâ ihsân edicisin. Yâ Rabbî! i’timâd ve ümmîdim Sensin. Senin hakkindaki hüsn-i zannimi sifâm kil. Yâ Rabbî! Aklimi ve dînimi muhâfaza eyle. Azâmetin hürmetine yakînimi, ya’nî seksiz sübhesiz îmânimi dâim eyle. Bana yetecek kadar halâl rizk ihsân eyle. Bana eziyyet verecek kimselerin kötülügünü, serrini benden uzak kil. Beni doktorlara muhtâc etme. Yer yüzünde (hayâttayken) hatâ ve kusûrlarimi setreyle. Kabre girdigim zamanda bana merhamet eyle. Yâ Rabbî! Kiyâmet ve hesâb gününde beni bagisla, bana magfiret eyle. Besmele-i serîf yolumdur. Allahü teâlânin Rahmân sifati mesnedim,

Sifa için okunacak duâlar

Hasta, sabâh ve yatsi namazlarindan sonra, abdestli olarak üç istigfâr, sonra üç Fâtiha okuyup söyle duâ yapar:

1.dua
“Elhamdülillâhi Rabbil’âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în.

Yâ Erhamerrâhimîn. Yâ Rabbî! Okudugum Fâtiha-i serîfeleri hediyye eyledim. Kabûl eyle. Hâsil olan sevâblari, sevgili peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmin ve Âlinin ve Eshâbinin ve bütün âlimlerin ve sâlihlerin ve velîlerin rûhlarina hediyye eyledim vâsil eyle. Bilhâssa Imâm-i a’zam Ebû Hanîfenin ve Abdülkâdir-i Geylânînin ve Imâm-i Muhammed Gazâlînin ve Ebû Bekr-i Siddîkin ve Selmân-i Fârisînin ve Kâsim ve Ca’fer-i Sâdik ve Bâyezid-i Bistâmî ve Ebül Hasen Harkânî ve Ebû Alî Farmedî ve Yûsüf-i Hemedânî ve Abdülhâlik Goncdevânî ve Ârif-i Rîvegerî ve Mahmûd Encirfagnevî ve Alî Râmitenî ve Muhammed Bâbâ Semmâsî ve Seyyid Emîr Gilâl ve Seyyid Muhammed Behâüddîn-i Buhârî ve Alâüddîn-i Attâr ve Ya’kûb-i Çerhî ve Übeydullâh-i Ahrâr ve Kâdi Muhammed Zâhid ve Dervîs Muhammed ve Hâcegî Emkengî ve Muhammed Bâkî Billâh ve Imâm-i Rabbânî Ahmed Fârûkî ve Muhammed Ma’sûm ve Seyfeddîn ve Seyyid Nûr Muhammed ve Mazher-i Cân-i Cânân ve Abdüllah-i Dehlevî ve Hâlid-i Bagdâdî ve Seyyid Abdüllah semdînî ve Seyyid Tâhâ-i Hakkârî ve Seyyid Muhammed Sâlih ve Seyyid Fehîm-i Arvâsî ve Seyyid Abdülhakîm ibni Mustafâ hazretlerinin rûhlarina hediyye eyledim, vâsil eyle yâ Rabbî. Bu velîlerin, bu sevdiklerinin hâtirlari ve hurmetleri için benim derdime devâ ve sifâ ihsân eyle, beni bu marâzdan halâs eyle, bana sihhat ve âfiyet ve emânet ve güzel ahlâk ve kaderine rizâ ihsân eyle yâ Rabbî, âmîn. Velhamdülillâhi Rabbil âlemîn.”

Bismillâhirrahmânirrahîm.
2.dua
Yâ Rabbî! Hastaligim sebebi ile düsmanlarimi sevindirme. Kur’ân-i kerîmi benim için sifâ ve devâ eyle. Ben hastayim, sen ise devâ ihsân edicisin. Yâ Rabbî! i’timâd ve ümmîdim Sensin. Senin hakkindaki hüsn-i zannimi sifâm kil. Yâ Rabbî! Aklimi ve dînimi muhâfaza eyle. Azâmetin hürmetine yakînimi, ya’nî seksiz sübhesiz îmânimi dâim eyle. Bana yetecek kadar halâl rizk ihsân eyle. Bana eziyyet verecek kimselerin kötülügünü, serrini benden uzak kil. Beni doktorlara muhtâc etme. Yer yüzünde (hayâttayken) hatâ ve kusûrlarimi setreyle. Kabre girdigim zamanda bana merhamet eyle. Yâ Rabbî! Kiyâmet ve hesâb gününde beni bagisla, bana magfiret eyle. Besmele-i serîf yolumdur. Allahü teâlânin Rahmân sifati mesnedim, arkadasimdir. Bana dokunan her türlü kötülükden, dügümlere üfüren büyücülerin serrinden ve hasedcilerin hasedlerini ortaya koyduklari zaman, onlarin kötülüklerinden Rahîm sifatin ile beni koru. Allahim! Sen birsin. serîkin ve nazîrin yokdur.

arkadasimdir. Bana dokunan her türlü kötülükden, dügümlere üfüren büyücülerin serrinden ve hasedcilerin hasedlerini ortaya koyduklari zaman, onlarin kötülüklerinden Rahîm sifatin ile beni koru. Allahim! Sen birsin. serîkin ve nazîrin yokdur.

Teyemmümün Şartları

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Teyemmümü mübah kılacak bir özür bulunmalıdır. Bu özür gerçek olarak veya hükmen suyu kullanmaya güç bulunmamaktır. Şöyle ki: Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bulunduğu yerden en az bir mil (dört bin adım) uzakta suyun bulunmasıdır. Bu durumda su, gerçekten bulunmamış sayılır. Yahut su bulunur da, onunla yıkandığı takdirde hastalanmaktan, hastalığının artmasından veya uzamasından tecrübesi neticesi olarak korkarsa veya yetkili müslüman bir doktor su kullanmasını zararlı sayarsa, yine teyemmüm edilir; çünkü hükmen su bulunmamış demektir.

         (Malikîlere göre, yetkili müslüman bir doktor bulunmazsa, bu teyemmüm konusunda müslüman olmayan yetkili bir doktorun sözü yeterlidir.)

         Şu durumlarda da hükmen su bulunmamış sayılır: Cana, mala, şeref ve emanete ait bir tehlikenin, yakında bulunan bir suyu kullanma halinde bulunması. Bulunan suyun abdest veya gusle yetişmemesi. Bulunan su, abdest veya gusle harcandığı takdirde, kendisinin veya arkadaşının veya beraberindeki hayvanın susuzluktan helâk olacağını kuvvetli bir ihtimal ile bilmesi. Kuyudan su çekebilmek için ip ve kova gibi aletlerin bulunmaması. Bulunan su ancak pisliği gidermeye kâfi gelip de bundan fazla su bulunmaması. Mevcut olan su ile abdest alındığı veya gusledildiği takdirde, bayram ve cenaze namazlarının tamamen kaçırılacağından korkulması. Ancak bu namazların bir kısmına yetişilebileceği anlaşılınca veya cenazenin velisi olurda, kendisini bekleyeceklerini bilince, teyemmüm etmek caiz olmaz.

         Yine, sadece namazı kaçırmak korkusu ile, kazası mümkün olan (bedeli bulunan) namazlar için teyemmüm etmek caiz olmaz. Cuma ve diğer vakit namazları gibi… Çünkü bunlara yetişilemezse, cuma yerine öğle namazı kılınır. Vakit namazlarına yetişilemezse, bunlar kaza edilir.

         Teyemmüm ederken niyet bulunmalıdır. Şöyle ki: Teyemmüm edecek kimse, elini teyemmüm edecek toprağa koyarken veya eline dokunan toprak ile yüzünü meshe başlarken, bu işi abdestsizlikten temizlenmek, namaz kılmak veya abdestsiz yapılması caiz olmayan bir ibadette bulunmak maksadı ile yapmalıdır. Böyle bir niyet olmaksızın alınan bir teyemmüm ile namaz kılınmaz. Sadece teyemmümü niyet etmek yeterli değildir. Bu duruma göre, su bulamayan abdestsiz bir kimse, Kur’an’ı eline almak veya bir mescide girmek niyeti ile teyemmüm etse, bu teyemmümle onun namaz kılması sahih olmaz. Çünkü Kur’an’ı tutmak abdestsiz caiz değilse de, bunu yapmak bir ibadet değildir; maksad ise Kur’an okumaktır. Abdestsiz olarak ezbere Kur’an okumak caizdir. Boy abdesti almak durumunda olan bir kimse için mescide girmekte taharet şarttır. Fakat bu da kasdolunan bir ibadet sayılmaz; onun için bu maksadla alınan teyemmüm ile namaz kılınmaz. Abdestsiz bir kimse için ezber olarak Kur’an okumak bir ibadet ise de, bunun yapılması taharete bağlı değildir. Taharetsiz (abdestsiz) yapılabilir.

         Ezan okumak, ikamet yapmak, kabirleri ziyaret etmek, ölüyü gömmek, selâma karşılık vermek veya hayırlı bir iş yapmak niyeti ile yapılan teyemmümlerle de namaz kılınamaz.

         Teyemmüm, her yönden temiz olan toprak cinsinden bir şeyle yapılır. Şöyle ki: Üzerlerinde pislik dokunmamış olan toprak; kum, çakıl, horasan, alçı gibi toprak cinsinden olan şeylerle teyemmüm yapılır. Yine taş cinsinden olan mermer, kiremit, tuğla, yakut, zümrüt, zebercet, tutya ve mercanla veya nemli olsun, yanık olsun toprakla veya çoğu toprak karışımı olan maddelerle, kaya tuzu ile, çamurla sıvanmış duvarla da teyemmüm edilebilir. Bunların üzerinde toz bulunması şart değildir. Fakat kurumadıkça çamurla teyemmüm edilmez; bu İmam Ebû Yusufa göredir. İmam Azam’a göre, vaktin çıkmasından korkulur ve çamurun toprağı sudan ziyade olursa, çamur ile teyemmüm edilir.

         Odunların ve otların yanması ile meydana gelen küllerle, demir, altın, gümüş gibi eriyip şekil değiştiren ve yumuşayan madenlerle, inci, cam, kumaş ve elbiselerle, hayvan postekileri ile teyemmüm yapılmaz. Çünkü bunlar toprak cinsinden sayılmazlar. Ancak bunların üzerinde belli bir şekilde toz bulunursa, o zaman üzerlerinde teyemmüm edilebilir.

         Bir de üzerlerindeki topraklardan dolayı, cevher halinde bulunan altın, gümüş, bakır benzeri madenlerle teyemmüm edilebilir.

         (İmam Ebû Yusuf ile İmam Şafiî’ye göre, teyemmüm yalnız toprakla yapılır. İmam Malik’e göre, toprak ve kumla teyemmüm caiz olduğu gibi otlarla, ağaçlarla ve karla da caiz olur. İmam Ahmed İbni Hanbel’e göre, teyemmüm yalnız yanmamış olan ve başkasından gasbedilmemiş olan tozlu bir haldeki temiz bir toprakla yapılır. Kum ve diğer şeylerle yapılmaz.)

         Tahareti engelleyen durum son bulmuş olmalıdır: Vücudun herhangi bir yerinden çıkan kan daha kesilmeden abdest alınamayacağı gibi teyemmüm de yapılamaz.

         Meshe engel olan deri üzerindeki kurumuş hamur ve balık pulu gibi şeyler giderilmiş olmalıdır. Aksi halde, mesih yüz ve kollar üzerinde bulunan engeller üzerine yapılmış olur.

         Teyemmüm, iki elin iç taraflarını iki kez toprak cinsinden temiz bir şey üzerine koymakla yapılmalıdır. Bununla beraber niyet eden kimseye başkası teyemmüm ettirebilir.

         Teyemmüm iki elin veya bunların yerini tutacak olan bir şeyin tümü veya çoğunluk kısmı ile yapılır. Bunun için iki parmakla teyemmüm caiz olmaz. Fakat bir el ile yüz ve diğer bir elle de kol meshedilebilir. Bu halde, bir elle tekrar toprağa vurulup diğer kol da meshedilir.

         Eli Çolak olup su kullanamayan kimse, yardımcısı yoksa, yüzünü ve kollarını yere sürmek sureti ile teyemmüm eder. Elleri ve kolları kesilmiş olan kimse de, yalnız yüzünü yere sürerek teyemmüm eder. Bu kimsenin yüzünde yara bulunsa, teyemmüm etmeksizin namazı kılar.

         Yüz ile kollar tamamen meshedilmelidir. Yüz kısmı sayılan yerin her tarafı meshedilir. Yüzük ve bilezik gibi şeyler ya çıkartılır veya yerlerinden oynatılır. Diğer bir görüşe göre, organların çoğunluğunu meshetmek yeterlidir. Dörtte bir kısmın meshedilmemesi teyemmümün sıhhatine engel olmaz

Teyemmümün Sünnet Üzere Yapılması

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Sünnete uygun bir teyemmüm, aşağıdaki şekilde yapılır:

         1) Teyemmüme başlarken Besmele getirip namaz için tahareti niyet etmelidir.

         (Hanbelîlere göre, Besmeleyi okumak vacibdir, bunu yapmayınca teyemmüm olmaz.)

         2) Parmaklar açık olduğu halde iki eli toprağa vurduktan sonra ileri sürüp geri çekmelidir.

         3) Elleri kaldırınca, eğer fazla tozlanmışlarsa onları yan yana getirip birbirine hafifçe vurmalı. Bu şekilde ellerdeki tozlar silkildikten sonra, bu ellerle bütün yüzü meshetmelidir.

         4) İlk vuruşta yapıldığı gibi elleri yine temiz toprağa tekrar vurduktan sonra silkmeli ve sol elin baş parmağını ayırarak diğer parmakların iç tarafları ile sağ elin parmak uçlarından başlayarak kolun dış tarafını dirseklere kadar çekip meshetmeli. Sonra yine sağ elin iç tarafına dönerek sol elin baş parmağı ile serçe parmağını halka ederek baş parmakla beraber elin ayası ile dirsekten bileğe kadar elin iç tarafını meshetmeli. Baş parmağı daha ileriye yürüterek sağ elin baş parmağının üstünü de meshetmelidir.

         5) Sol elle sağ elin meshedilişi gibi, aynen sağ elle de sol eli meshetmelidir.

         6) Açıklandığı şekilde teyemmümde sıra gözetilerek önce yüzü, sonra kolları meshetmeli ve bu işlemde kesinti yapmamalıdır

Meshi Bozan Şeyler

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Abdesti bozan her şey meshi de bozar. Onun için müddet henüz bitmemiş ise, yeniden alınacak abdestte mestlere veya sargılara da yeniden mesh verilir. Aşağıda yazılı hallerden dolayı da mesh bozulur:

         1) Üzerine meshedilmiş olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması. Bu durumda eğer abdest mevcut ise, yalnız ayakları yıkamak kâfidir. Yeniden tam bir abdest almak gerekmez. Bir mestin goncuna kadar, ayağın çok kısmının çıkmış olması da, tamamen çıkması hükmündedir.

         2) Mesh müddetinin sona ermesi. Bu halde henüz abdest devam ediyorsa, yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Yeniden tam bir abdest almaya gerek yoktur. Bununla beraber mesh müddeti son bulsa bile ayakları çıkarıp yıkamanın soğuktan donmaya sebebiyet vereceğinden korkulursa, yine meshe devam edilir

Sargı Üzerine Mesh

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Kırılan veya yarası bulunan bir uzvu (organı) yıkamak zarar verince, kırık üzerindeki tahtaya veya yara üzerindeki sargıya, hem abdest ve hem de gusül için bir kez meshedilir. Bu mesh de zarar verirse, terk edilir.

         Elde, tırnakta ve diğer uzuvlarda bulunan herhangi bir yara üzerine konulmuş sakız, pamuk gibi şeylerin veya ilâçların üzerine de zaruret halinde bir kere mesh yapılır. Bunlara sıcak su zarar vermiyorsa, mesh yeterli olmaz, yıkamak gerekir. Yapılacak meshin bütün sargıyı kaplaması gerekmez; çoğunluğunu meshetmek kâfi gelir.

         Sargıyı çözmek zarar veriyorsa, özürlü yerin etrafını sargı altından yıkamak gerekmez. Bunlardan açık bulunan yerleri meshetmek yeterlidir.

         Böyle bir sargı üzerine yapılan mesh için belli bir müddet yoktur. Özür devam ettiği müddetçe sargı üzerine mesh yapılır. Bu sargının taharet hali üzere (abdestli olarak) sarılmış olması da şart değildir.

         Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra sargı değiştirilirse, tekrar mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, onun üzerine başka bir sargı daha sarılmış olsa, yeniden bir mesh daha yapılmaz. Henüz özür kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz.

         Bir özürden dolayı iki ayaktan biri üzerine mesh yapılınca, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de yıkamak hükmündedir.

         Özür tamamen kalkınca, mesh bozulmuş olur, artık sargı üzerine mesh yapılmaz. Yerinin yıkanması gerekir.

Mesh Müddeti

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Meshin müddeti, ikamet halinde olan (yolcu hükmünde bulunmayan) kimse için birgün bir gece, yani yirmi dört saattir. En az on sekiz saat (üç günlük) bir mesafeye gitmek üzere yola çıkan bir misafir (yolcu) için ise, üç gün (yetmiş iki saat) geçerlidir. Bu müddetin başlangıcı, mestler giyildikten sonra ilk abdestin bozulma zamanından itibarendir. Örnek verilirse, bir kimse abdestini tamamladıktan sonra o taharet üzerine mestlerini giyse de, beş saat sonra ondan abdesti bozucu bir hal meydana gelse, bu beşinci saatten itibaren meshin müddeti mukim için yirmi dört saat ve misafir için yetmiş iki saat devam eder. Mestleri giyiş zamanına bakılmaz.

         İkamet halinde iken yolculuğa çıkan kimse, misafirin müddeti üzere hareket eder, o zamanı doldurur. Aksine olarak misafir olan kimse, bir gün ve bir gece (yirmi dört saat) meshettikten sonra mukim olsa, mesh müddeti bitmiş olur. Artık ayaklarını yıkaması gerekir.

         Mestlerine mesh yaparak abdestli bulunan kimse, mestlerini ayaklarından çıkarınca, yalnız ayaklarını yıkaması gerekir, abdestini tamamen tazelemesi gerekmez. Ayaklarını yıkamak suretiyle abdest alıp mestlerini giymiş olan bir kimse, daha bu abdesti bozulmadan herhangi bir sebeble mestlerini ayaklarından çıkarsa, abdesti bozulmuş olmayacağı için ayaklarını tekrar yıkaması gerekmez.

         (Malikîlere göre, mesh için bir zaman yoktur. Guslü gerektiren bir durum olmadıkça, mestler üzerine daima mesh yapılabilir. Ancak cuma namazını kılacak kimseler için, her cuma günü mestlerini çıkanp ayaklarını yıkamaları mendubdur. Şafiî ve Hanbelîlere göre, mübah (haram işleme niyeti bulunmayan) bir seferdeki yolcu için mesh müddeti üç gün, üç gece (yetmiş iki saat)dır. Günah işlemek için yola çıkıldığı takdirde bu müddet yirmi dört saattir

Meshin Cevazındaki Şartlar

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Bir meshin caiz olabilmesi için yedi şart gereklidir:

         1) Mestler, abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmelidir. Bir özürden dolayı ayağa veya ayağın sargısını meshedilmesi de yıkama hükmündedir. Onun için böyle bir meshden sonra giyilen mestler üzerine mesh yapılabilir.

         2) Mestler, topuklar dahil, ayakların her tarafını örtmüş olmalıdır. Topuklardan kısa olan mestler ve benzeri ayakkabılar üzerine mesh yapılmaz.

         3) Ayağa giyilen mestler üzerine en az üç mil yol yürüyebilmelidir. Bir mil dinimizde dört bin arşındır. Bir arşın da yirmi dört parmaktır.

         4) Giyilen mestlerin topuklarından aşağı kısımlarında, ayağın küçük parmağı ölçüsü ile, üç parmak delik, sökük ve yırtık bulunmamalıdır. Şu kadar var ki, böyle bir noksan, ayak parmaklarının uçlarına rastlarsa, miktara değil, sayıya bakılır: Üç parmak görünmedikçe, yırtık zarar vermez. Yine mestlerde üç parmak kadar sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığından dolayı yürürken bu sökük açılıp parmaklar gözükmezse, yine meshe engel olmaz. Bir mestte bulunan ayrı ayrı yırtıklar toplanır; fakat iki mestteki yırtıklar toplanmaz. Bunun için bir mestte iki ve diğer mestte bir veya iki parmak miktarı yırtık bulunursa mesh yapmaya engel olmaz.

         (Malikîlere göre, bir ayağın en az üçte biri görülecek kadar bir mestte yırtık yoksa meshi bozmaz. Şafiî ve Hanbelî mezheblerine göre, ayakta yıkanması farz olan miktar, mestlerdeki bir yırtıktan görülecek olsa, mesh bozulmuş olur. O yıkanması farz olan miktar, çorap veya başka bir şeyle örtülmüş olsa bile hüküm değişmez.)

         5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek kadar kalın olmalıdır.

         6) Mestler, dışarıdan aldıkları suyu hemen içine çekerek ayağa ulaştıracak bir halde olmamalıdır.

         7) Her ayağın ön tarafından en az küçük el parmağı kadar bir yer mevcut bulunmalıdır.

         Bu itibarla, bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse mestlerine mesh yapamaz. Ökçe taraflarının bulunması yeterli değildir. Çünkü bir ayağı yıkamakla diğerine mesh bir arada toplanamaz. Fakat bir ayağı tamamen mevcut bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh yapabilir. Çünkü mesh ile yıkama bir arada toplanmamıştır

« Önceki YazılarSonraki yazılar »