Erkek üreme organları

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Erkek üreme sisteminin dış organları penis, skrotum ve testislerdir. İç organlar ise vas deferens, üretra, prostat bezi ve seminal veziküllerdir. Erkeğin genlerini taşıyan sperm testislerde yapılır ve seminal veziküllerde depolanır. Cinsel ilişki sırasında sperm meni adı verilen bir sıvının içinde vas deferensten sertleşmiş penise taşınır.

1. Penis (Kamış)
Penis karın duvarına yapışık bir kök, orta bölüm olan gövde ve koni biçimli ucu olan glanstan oluşur. Glans penisin ucunda üretra (meni ve idrar taşıyan kanal) dışa açılır. Glans penisin tabanı korona olarak adlandırılır. Sünnet edilmemiş erkeklerde koronanın uzantısı olan sünnet derisi (prepusyum) glans penisi örter.

Penis gövdesinin büyük bir bölümü erektil (sertleşebilen) dokudan oluşan üç silindirik alandan (sinüsler) meydana gelir. Büyük olan iki alan (korpus kavernosum) yanyanadır. Üçüncü sinüs olan korpus spongiosum (süngersi cisim) üretranın çevresini sarar. Bu alanlar kanla dolunca penis büyür, dikleşir ve sertleşir (ereksiyon).

2. Skrotum (Erbezi kesesi)
Testisleri saran ve koruyan ince kırışık derili kesedir. Skrotum ayrıca testisler için bir ısı kontrol sistemi olarak görev yapar; spermlerin normal gelişmesi için testislerin vücut sıcaklığından biraz daha düşük ısıda (35ºC) olması gerekir. Skrotum duvarındaki kremaster kasları gevşeyip kasılarak testislerin serinlemesi için vücuttan uzaklaşmasını ya da ısınması ya da korunması için vücuda yaklaşmasını sağlar.

3. Testisler (Erbezleri)
Skrotumun içinde bulunan değirmi biçimli oluşumlardır; genellikle sol testis sağdakinden biraz daha aşağıdadır. Testislerin iki işlevi vardır: sperm yapımı ve testosteron (başlıca erkek seks hormonu) sentezi.

4. Epididim
Testislere bitişik olan epididim yaklaşık 6 metre uzunluğunda bir tüp yumağıdır. Testislerden spermi alır ve spermin olgunlaşmasına elverişli bir ortam yaratır. Sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıdadır.

5. Vas deferens (Meni kanalı)
Epididimden spermi alıp taşıyan kordon benzeri bir kanaldır. Her bir testisten çıkan kanal prostatın arkasından yukarı çıkar ve üretraya girerek ejakülasyon kanallarını oluşturur. Vas deferense paralel giden kan damarları ve sinirler gibi diğer yapılar bir arada sperm kordonunu oluşturur.

6. Üretra (İdrar Yolu)
Bu kanal idrarı mesaneden aşağı taşıyan idrar yolunu ve üreme sisteminde meninin dışarı atıldığı bölümü oluşturur.

7. Prostat Bezi
Pelviste mesanenin hemen altında yer alır ve üretranın orta bölümünü çevreler. Genellikle ceviz büyüklüğünde olan bu bez yaşla birlikte büyür. Prostat ve üstündeki seminal veziküllerde spermin beslenmesini sağlayan bir sıvı yapılır. Bu sıvı spermin ejakülasyon sırasında içinde bulunduğu salgı olan meninin hacminin büyük bir bölümünü oluşturur. Meninin içerdiği diğer sıvılar vas deferens ve penis başındaki müköz bezlerden gelir

+18 siteler iktidarsızlık yapıyor

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla ilgili soruları yanıtladı:

İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir sorun mu, ne kadar yaygın ?
Dünya genelinde 152 milyon erkek, tekrarlayan sertleşme sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması bekleniyor. Neden olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En çok rastlanılan sorunlar; erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri, kadınlarda ise orgazm problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.

Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı ? Neden ?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta erken boşalma sorunu olmak üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak görülüyor. Bunun temelinde strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi eksikliği ve hekime müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor. Gençler arasında iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu artış müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat az olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk. Erken boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili çok takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna taktıkları için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca ilişkide bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde iktidarsızlık sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini profesyonellerle yaşayan kişilerde bu daha sık gözleniyor.

Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle olması iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor ?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu korkuyla cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste tekrarlandığında psikolojik olarak yerleşebiliyor.

Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede yardımcı oluyor mu ?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak ve doğru kaynağa ulaşmak yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar. İnternetten pornoya kolay ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı bilgiler edinmelerine neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de iktidarsızlığa yol açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp, performans korkusuna kapılıyorlar.

Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi ?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk durak olarak eczacıya başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde bilgilendirme konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek ve yanlış ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve eczacı kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar, bu kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna karşı, ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu ilaçları doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine şikayetinden kurtulur ancak tedavi olamaz.

Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne gibi tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin maliyeti yüksek mi ?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile ilgili müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması gerekir. Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri geçirdikleri cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi faktörler ve kişinin cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu faktörlerin psikolojik veya organik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Organik faktörler; hormonal, metabolik (şeker, kolesterol vb), damarsal ve nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu faktörler yapılan kan analizleri, dopler tetkiki ve gerekirse gece ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde edilen verilere göre tedaviye geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında psikolojik sorunlar da mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada organik sebebe yönelik tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini diğer tedavilere ek olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim tedavinin yönünü ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç alınamazsa, cerrahi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi dahil bütün bu psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde tamamlanabilir.

Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen faktörler nelerdir ?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.

İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor ?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini önemli ölçüde özümsemiş olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine incelemeden tavsiye edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam etmeyen hastaların yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor, tedavinin sonuca ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da hekimlerle ilgili önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka bir nokta da; çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım edememeleri… Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını tek tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini bilemiyor ve tedaviyi terk ediyor

Porno cinsel yaşamı renklendirir mi?

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

İnternet üzerinden porno izlemenin son yıllarda giderek artması, cinsel sorunlar nedeniyle sağlık kuruluşlarına ve cinsel sağlık hatlarına yapılan başvuruların da artmasına neden olmaya başladı. Toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), “Porno ve Getirdiği Cinsel Sorunlar” konusunda bir basın açıklaması yaptı. İşte CİSED’in basın açıklamasından çok çarpıcı başlıklar

Porno filmler, erkekleri gerçeklikten uzaklaştırıyor

Normal bir cinsel performansa ve penis ölçüsüne sahip oldukları halde bununla yetinmeyen ve cinsel performanslarını arttırmak ya da penislerini büyütmek isteyen erkeklerin sayısının her geçen gün arttığını ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Günümüzde birçok çocuk, genç ve yetişkin cinselliği internet üzerinden keşfediyor. Cinsellik hakkında sağlıklı ve doğru bilgiler veren, sizi gerçekliğe yönlendiren sitelerde geziliyorsa sorun yok. Ancak öyle siteler var ki bu sitelerden doğru bilgileri almak, cinselliği öğrenmek mümkün olmuyor. Özellikle porno filmlerin yayınlandığı sitelerde cinsellik ve cinsel birleşme cinsel organlara odaklı ve doğallıktan uzak bir şekilde sunuluyor. Cinsel eğitim düzeyinin düşüklüğü, cinselliği konuşamamak ve paylaşamamak ya da sadece zevk için çağımızın bilgi fabrikası olan internete yönlenen insanlarımız, porno filmlerde izlediklerini gerçekmiş gibi algılamaya ve ulaşılması hiç de gerekli olmayan cinsel standartlara farkına varmadan şartlanmaya başlamaktadırlar. Bu filmlerde rol alan erkek oyuncuların olağanüstü penis boylarıyla sergiledikleri bitmek bilmeyen cinsel performansları izleyen kişileri “ben neden böyle değilim? Neden ben de böyle olmayayım?” duygu ve düşüncesine itmekte, denenmeye çalışılan bir takım ilişki şekilleri eşler arasında anlaşmazlıklar yaratmakta, kısacası bu yolla cinselliği keşfetmek beraberinde sorunlar da getirmektedir. Gerçek cinsellik; içerisinde güvenmek, dokunmak, konuşmak, sarılmak, sevmek, saygı duymak, şefkat göstermek gibi pek çok insani unsuru bulunduran bir cinselliktir. Cinselliğin tüm unsurlarının doyurucu bir şekilde işlendiği bir porno film bulmak ise neredeyse imkânsız gibidir. Pornografi sektörü, bu iş için özel olarak seçilmiş erkek ve kadınlar üzerinden dönmektedir. Ortalama penis boyu 14 cm’dir. Normal kabul edilen 10 cm ile 18 cm arasında bir penise sahip olmasına rağmen penis boylarını veya çapını beğenmeyip ticari tuzaklara düşen, yanlış operasyonlar yaptıran çok sayıda mağdur görüyoruz. Bunlar masum ameliyatlar değildir. Bu tip ameliyatların anestezi komplikasyonları, kanama, iltihap, yara iyileşme problemleri, sinir hasarlarına bağlı his kaybı, cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunu gibi riskleri vardır.” dedi.

Porno cinsel yaşamı renklendirmek için bir araçtır

CİSED olarak pornoya karşı olmadıklarını belirten CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Yeşil; “Porno filmler, çiftler arasında fantezi dünyalarını geliştirmek ve cinsel yaşamlarını renklendirmek için önerilebilecek bir araçtır. Ancak eğitimsizlikle porno birleştiğinde bu cinsel yaşamı olumsuz etkileyen bir araç haline gelmektedir. Porno kültürünün sadece erkekleri değil, kadınları da etkilediğini özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarda görüyoruz. Porno izleyen kadınların da kendi vücuduna, cinselliğine ve ilişkilerine bakışı değişiyor. Filmlerdeki kadın oyuncuların saatler boyu süren hazları, abartılı sesleri, üst üste orgazmlar yaşıyor olmaları beklentilerin değişmesine yol açıyor. Partnerleriyle ilgili yanlış ya da abartılı beklentiler erkeğin üzerinde performans endişesi yaratıyor. Erkekte empotans, erken boşalma ve orgazmı yaşayamama gibi sorunlar çıkıyor. Kadında cinsel mutsuzluk baş gösteriyor. Galiba, en güzeli bu işi dozunda götürmek; yani pornoya inanmamak ama gerektiğinde cinsel fantezi olarak pornoyu bir seçim olarak değerlendirmektir.” dedi.

Cinsel Sorun İstatistikleri

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Türk Androloji Derneğinin açıklamasına göre 40 yaş üzerindeki erkeklerde cinsel bozukluğunun yüzde 70’e kadar çıktığı tespit edilmiştir. Bu cinsel sorunlar üçe ayrılmıştır. Hafif, orta ve ağır olarak… Ağır derecede cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınanlar doktora mutlaka başvuruyorlar. Çünkü bunların cinsel hayatını sürdürmesi için bir yardım almaları gerekiyor. Ama ikinci grup hafif ve orta derecede olan gruptaki insanları halen doktor yardımı alması söz konusu değil. Bu grupta sıkıntı şu.. Bu insanlar cinsel sorunları olduğunun farkında değiller. Farkında olsalar bile belki de tedavi edilebileceğini bilmiyorlar.

Dünyadaki rakamlar kadın cinsel sorunlarının erkekten çok daha fazla gözüktüğü yönünde. Örneğin ortalama bir rakam vermek gerekirse, erkekte cinsel fonksiyon bozukluğu oranı yüzde 31 iken kadında yüzde 43 oranında rastlanıyor. Demek ki kadının cinselliği, cinsellik fizyolojisi çok daha komplike olduğu için bu ince ayar kadında erkekten çok daha çabuk bozuluyor.

Kadınları Tahrik Etmek

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Kadınları tahrik etmek düşündüğünüzden zor ve uğraş isteyen bir aşamadır. Öncelikle partnerinizi neyin nasıl heyecanlandırdığını bilmeniz sıra dışı bir cinsel yaşamınızın olmasının anahtarıdır. Yapılan araştırmalar sonunda kadınları tahrik eden onları ateşleyen 8 ana unsur belirlemişlerdir. Şimdi onlara hep beraber göz atalım.

1- Saçlarınıza dokunması

Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda. Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.

Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.

2- Omzunuzu öpmesi

Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir.

Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!
3- Elini bacağınıza koyması

Neden işe yarar?: “İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur” diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.

Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!

4- Uzun bir koşu sonrası nefes nefese kalmak

Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.

Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.

5- Hiç tanımadığınız bir adamla göz göze gelmek

Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.

Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.
- Jean pantolon giymesi

Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar “Burada biyolojinin de etkisini unutmayın” diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki!

Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.

7- Sabun gibi kokması

Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor.

Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.

8- Bir köpük banyosunda uzanmak

Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.

Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın

Cinsellik, Erotizm ve Sağlık hakkında herşey.(fantezi)

18 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Fanteziler cinsel isteği, cinsel duyarlılığı, cinsel yaşantının hazzını ve orgazma ulaşmanızı perçinler… Kadınlar ise erkeklere nazaran daha az fantezi kurar.

CİNSEL istek istediğimiz zaman açıp kapatabileceğimiz elektrik düğmesi gibi kontrol edilecek birşey değildir. Çoğu insan, özellikle yaşları ilerledikçe veya ilişkileri olgunlaştıkça, cinsel isteklerinin o kadar çabuk uyarılamadığını görürler. Bu dönemlerde fantezilerin yardımı olabilmektedir.

Önce hazır olmalı
Fanteziler cinsel isteğin uyarılmasında oldukça yardımcı olmaktadırlar. İlişkiye girmeden evvel çoğu insan kendisini beynen hazırlama ihtiyacını duyar.

Bunu da gireceğimiz cinsel ilişkiye beynimizde canlandırarak yaparız. Partnerinizin yakınlığını, sıcaklığını, size dokunuşlarını hayal etmekle başlayabilirsiniz. Partnerinizin yüzünü, gözlerini, dudaklarını kafanızda imajlar halinde görmeye çalışabilirsiniz. Sadece sizin hoşunuza gidecek fiziksel imajları yaratmanız çok önemlidir.

Cinsel isteği uyarmakta partnerinizle günlük temaslarınız da önem taşımaktadır. Telefonla partnerinizi arıyarak \”Bütün gün senin o muhteşem vücudunu düşünüp duruyorum\” veya \”Bil bakalım bu akşam seninle ne yapmak istiyorum?\” gibi sözlerin söylenmesi, partnerinizin de erotik fanteziler kurmasına yardımcı olacaktır.

Sadece fantezi kurmakla kalmayıp akşam buluştuğunuzda bu fantezilerin ilişkinizi yansıma olanağının yüksek olacağı söz konusudur.

Partner de uyarılmalı
Fanteziler genelde birlikte olduğumuz kişilerle ilgili kurulsalar da bu başka kişiler hakkında fantezi kurmamıza engel olmaz.

Başka kişiler için kurduğunuz fantezileri şu andaki bulunduğunuz ilişkinin içine katmanız normaldir.

Böylece duygularınızı canlı tutabilirsiniz. Ama bazıları başka kişileri ilişkilerine katmakta suçluluk duygusu duyarlar. Bu durumlarda fantezilerinizi partnerinizle sınırlı tutmanız tavsiye edilir

Duygularınızı canlı tutmak istiyorsanız, fantezilerden yardım almalısınız

Aç Kalmadan Ayda 10 Kilo Verin!

15 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

KAHVALTI

• Çay, kahve vs. (Şekersiz)

• 2 kibrit kutusu peynir (60 gram)

• Salata

• 1 ince dilim ekmek (30 gram)

ÖĞLE

• 3 köfte kadar et, tavuk, balık (90 gram = 1 porsiyon)

• Salata

• 1 ince dilim ekmek

• Veya

• 1 kâse çorba

• Salata

• 1 ince dilim ekmek

• Veya

• 1 adet kaşarlı yağsız tost ve çay – kahve (şekersiz)

SAAT 17.00’DE

• 2 porsiyon meyve

• veya 2 adet galeta

AKŞAM

5 – 6 yemek kaşığı sebze yemeği Salata 1 ince dilim ekmek Gece boyunca 2 porsiyon meyve

NOT: Bu diyetin birinci haftasında günde yarım su bardağı yoğurt istenildiği zaman yenebilir. Ayran, cacık olarak da kullanılabilir. İkinci haftada yoğurt kullanılmaz. Diyeti uygulayan erkekler günlük porsiyon miktarlarını 1/2 oranı kadar artırabilirler.

Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir

15 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

Öğrenme Güçlüğü, Çocuğun Beyinde Bilgileri Yorumlamasını Etkileyen Bir Rahatsızlıktır.

Öğrenme güçlüğü, bireyin temel öğrenme becerilerini olumsuz olarak etkileyen durumları genel olarak tanımlamak için kullanılan bir kavram olarak kabul edilebilir. Bu genel kavramın altında dinleme, konuşma, okuma-yazma, akıl yürütme, planlama ve matematik becerilerinin bir ya da birkaçında yaşanılan sorunlar yer almaktadır.

Öğrenme Güçlüğü kavramı ilk olarak, 1963 yılında Samuel A. Kirk tarafından kullanılmış ve bu tarihten itibaren okulda öğrenme sorunları yaşayan çocukları tanımlamak için Yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Öğrenme güçlüklerinin en ayrıntılı tanımı 1981 yılında A.B.D’deki “Ulusal Öğrenme Güçlüğü Birleşik Komitesi (National Joint Committee for Learning Disabilities)” tarafından yapılmıştır. Bu tanıma göre “Öğrenme güçlükleri, dinleme, konuşma, okuma, yazma, usa vurma ya da matematik yeteneklerinin kazanımında ve kullanımında önemli ölçüde güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir grup bozukluğu içeren genel bir terimdir. Bu bozukluklar bireyin içsel özelliği olup, merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı varsayılmakta ve yaşam boyu sürebilmektedir. Kendini düzenleyebilme, toplumsal yaşamı algılama ve sosyal etkileşim davranışlarındaki sorunlar öğrenme güçlükleri ile birlikte ortaya çıkabilir fakat bu sorunlar kendi başlarına bir öğrenme güçlüğü kategorisi oluşturmazlar. Öğrenme güçlüğü, diğer özür gruplarıyla (örneğin, duyusal özür, zihinsel özür, sosyal ve duygusal özür) ya da çevresel etkilerle (örneğin, kültürel farklılıklar, yetersiz ya da uygun olmayan öğretim) bir arada olabilmekle birlikte, bu koşulların ya da etkilerin doğrudan sonucu değildir. (NJCLD, 1994p. 19).”

Öğrenme güçlükleri genellikle çocuğun okula başlaması ile birlikte fark edilir. Okul başarısı için gerekli olan becerilerde (okuma-yazma, dikkat konsantrasyon, matematik) zorlanan bu çocuklar normal veya normalin üstünde zeka potansiyeline sahip olmalarına rağmen ders başarısında yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar. Öğrenme güçlüklerinin tanımlanmasındaki en önemli etkenlerden biri yaşanılan sorunun zekadan (zeka seviyesindeki sorundan kaynaklanmaması) ve öğrenmeyi olumsuz etkileyecek fiziksel (görme, işitme vb) ya da sosyal etkenlerden (ekonomik ya da kültürel etkenler ile eğitimin tam olarak verilemediği durumlar gibi) bağımsız olarak ortaya çıkmasıdır. Öğrenme güçlükleri genel olarak çocukluk döneminde tanımlansa da sadece bu döneme ait bir sorun değildir. Öğrenme güçlüğü geçici değildir, etkileri yaşam boyu devam eder. Erken ve uygun şekilde müdahale edilmediğinde bireyin öncelikle akademik hayatını daha sonrasında ise duygusal ve sosyal gelişimi ile birlikte hayat kalitesini olumsuz olarak etkileyebilmektedir.

Öğrenme Güçlüklerinin Belirtileri

o Okuma-yazmayı yaşıtlarından daha sonra öğrenebilirler. Özellikle ses-sembol olarak birbirine benzeyen örneğin b-d, k-t, s-z gibi harfleri karıştırırlar.

o Aritmetik sembolleri karıştırırlar. (+ yerine – yazmak, + işaretini x olarak algılamak gibi)

o Okurken ve yazarken harf, hece atlar ya da harf eklerler. Ters okur veya yazarlar (ev yerine ve, çok yerine koç gibi). Okurken satır kaybedebilirler.

o Bilişsel çaba gerektiren işlerde isteksiz olurlar, dikkatlerini toplamakta zorlanırlar.

o Unutkan ve dalgın olabilirler. Zamanı verimli kullanamazlar. Sınıf arkadaşlarının 30 dakikada tamamladığı ev ödevi 2 saate kadar uzayabilir.

o Yazıları okunaksız olabilir, yazarken çok çaba harcayıp çabuk yorulabilirler. Kompozisyon yazmak gibi yazılı anlatımlardan kaçınırlar.

o Yaşıtlarına göre okuma hızları yavaştır. Bilgileri ya da yazılı sorularını eksik okuyabilirler.

o Çanta ve masalarını toplamakta, organizasyonu sağlamakta zorlanırlar. Eşya-oda düzeninde sorun yaşarlar.

o Çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar. Bazı harfleri karıştırdıkları gibi bazı rakamları da karıştırır ya da ters yazarlar.

o Okuduklarını anlamakta ve anlatmakta zorlanırlar. Ayrıca kendi duygu ve düşüncelerini anlatmak ve ifade etmekte zorlanabilirler.

o Dikkat konsantrasyonları kısa sürelidir. Kolay sıkılırlar, bu nedenle tek başına çalışmak yerine birinin gözetiminde çalışmaya ihtiyaç duyabilirler.

o Zaman (saat-gün-aylar) ve yön (sağ-sol-doğu-batı) kavramlarını öğrenmede zorlanabilirler.

o Motor koordinasyon becerilerinde yaşadıkları sorunlar nedeniyle sakar olabilirler.

Öğrenme güçlüğü olan her çocuk bu sorunların hepsini bir arada ya da aynı derecede yaşamayabilir. Ancak sorunun doğru tanımlanması ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir. Yaşanılan sorunlar ne kadar erken tanımlanıp, uygun uzman yardımıyla okul, aile ve çocuğun gereken desteği alması sağlanırsa sorunların çözümü o kadar kolaylaşacaktır.

Ailelere Öneriler

o Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edeceksiniz, bunların yanı sıra çocuğunuzun güçlü yanları, olumlu özelliklerini destekleyin. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olun.

o Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler deneyin. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemlerini kullanarak (görsel, işitsel, yaparak) çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilirsiniz. Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak, masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir.

o Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın.

o Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşun. Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceğinizi birlikte tartışın. Kimse çocuğunuzu kendisinden iyi tanıyamaz.

o Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edin. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda, dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterin.

o Zorlandığınız durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurun

Bayramda Beslenmeye Dikkat

15 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kurban Bayramı İçin Beslenme Önerilerinde Bulundu.

 

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kurban Bayramı için beslenme önerilerinde bulundu. Bakanlık, Kurban Bayramı’nda şekerli besin tüketiminin yanı sıra et tüketiminin de arttığını kaydederek “Özellikle şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve şeker hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir” dedi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, yaptığı açıklama ile vatandaşları Kurban Bayramı’nda beslenmelerine dikkat etmeleri konusunda uyardı. Açıklamada, şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp damar, mide ve şeker hastalığı olan kişilerin yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri gerektiği kaydedilerek, “Kurban Bayramı’nda şeker ve şekerli besin tüketiminin yanı sıra et tüketimi de artmaktadır. Etler sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet (şeker hastalığı) ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır” denildi.
-KURBAN ETLERİ NASIL PİŞİRİLMELİ-
Etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerinin de dikkat çekildiği açıklamada bayramda etlerin nasıl pişirilmesi gerektiği konusunda vatandaşlara bilgiler verildi. Açıklamada, et tüketiminde kanserojen maddelerin oluşumuna engel olabilecek pişirme yöntemleri önerilerek şöyle devam edildi:
“Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalı. Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Bu nedenle etlerin iç sıcaklığı en az 75 santigrat derece olmalıdır. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır.”
-”ETLER ÇİĞ VE AZ PİŞMİŞ TÜKETİLMEMELİ”-
Bakanlık, hayvanlarda insanlara bulaşan zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıklara karşı da uyararak “Kist hidatik, toksoplazmozis, teniyoz, brusellozis, şarbon ve verem gibi hastalıklar ülkemiz açısında önem arz etmektedir. Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasında neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir” dedi.
Kesilen etlerin korunması ve saklanmasının insan sağlığı için çok önemli olduğu ifade edilen açıklamada kurban etlerinin büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde ve buzdolabının buzluk kısmında derin dondurucuda saklanması gerektiği belirtildi. (ANKA)

Sevişmek

15 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Cinsi münasebetin tatmine erdirici olabilmesi için ilişkiden önce sevişilmesi şarttır.

Kadının sürekli tatminsizliği kadın cinselliğine karşı bir zulümdür. Kullarına tatmin olunma ihtiyacı duyulacak bir cinsellik ihsan eden Yüce Allah, elbetteki bu zülme razı olmaz. Cenab-ı Hak buyuruyor: “… Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın). (Bakara Suresi /223)

Resulullah buyuruyor:

Üç şey cefadandır; …. kocanın yönlenderdiği nükteler ve öpüşmeler olmaksızın, eşler arasında cinsel ilişki olması. Sizden hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi (sevişmeksizin) birleşmesin.

Üç tür uygulama, kişinin acizliğindendir. … kişinin fısıldaşmaksızın, sarmaş-dolap olup eğlenmeksizin eşi ile cinsel münasebette bulunması; eşi orgazm olmadan boşalıp işini bitirmesidir.

Erkekler için olduğu kadar, kadınlar için de sevişme bir sünnet görevidir.

Resulullah buyuruyor:

Senin onunla, onun da seninle sevişeceği, senin onu, onun da seni öpüp-ısıracağı bir bakire ile evlenseydin ya!

Kıyâmet Günü Allah katında insanların en şerlilerinden biri de, kendisi karısıyla karısı da kendisiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, karısının sırrını açığa vuran adamdır.

Sevişmek; kadının hem hakkı, arzulayan kocası için hem de görevidir.  Kadınlığın gereklerini üstlenen bir kadın olmak yüceliktir.  Mümin kadınların kocalarına aşık, işveli ve onları kadınlıklarına bağlayan kadın olmaları Rabbimizin arzusudur. Hiç şüphe yok ki Kur’an-ı Kerim’de Cennet kadınlarının vasfedilmesinin bir gayesi de Müslüman kadınları, onların vasıflarıyla vasıflanmaya yöneltmektir.

Cinsi münasebetten önce fısıldaşma; öpme, dil ve dudakları emme v.s. müekked sünnettir. Aksine davranış mekruhdur.

Sevişmede bir sınır varmıdır?

  • Koca ile karısı arasında adet ve lohusalık hallerinde cinsi münasebette bulunma ile arka uzuvdan ilişki ve mazohizm-sadizm dışında hiç bir kesin yasak yoktur.
  • Bu sebeple bu haramların dışında ayıp-günah olacak hiçbir cinsel davranış tasavvur edilemez.
  • Üreme organından olmak şartıyla, eşler diledikleri gibi birleşebilirler. bu onların seçimine bağlıdır. Ancak Allah’ın Resûlü’nün sözlü sünnetine uyumluluğu dolayısıyla klasik şekil denilen kadının sırt üstü yatma şeklinin temel tercih olarak benimsenmesi uygundur.

« Önceki YazılarSonraki Yazılar »