Beren Saat biyografisi
Adı Soyadı : Beren Saat
Resmi Site :
Doğum : 26 Şubat 1984
Meslek :
Ölüm : -
Hayatı
26 Şubat 1984 Ankara doğumlu.
Ted Ankara Koleji mezunu.
Başkent Üniversitesi´nde işletme konusunda ihtisas yaparken Türkiye´nin Yıldızları adlı, aktör ve aktris yetiştirip hafta sonu performanslarını değerlendiren yarışma programına katıldı. Bu programla birlikte yıldızı parladı. Yarışma programının ekibinde bulunan Tomris Giritlioğlu´nun kardeşi, ona Beren den söz edince televizyon dizilerinin aranan yüzlerinden biri haline geldi. İlk başrolünü Aşka Sürgün dizisinde oynayan oyuncu sonradan bir dönem dizisi olan Hatırla Sevgili´de ikinci başrolünü sergiledi. En son olarak ve hala devam eden Halid Ziya Uşaklıgil´in eserinden uyarlanan Aşk-ı Memnu da oynamaktadir. Bu dizide Bihter karakterini canlandırmaktadır. Dizide Kıvanç Tatlıtuğ´un canlandırdığı Behlül karakteri ile yasak aşk yaşaması büyük ilgi görmüştür. Aşk-ı Memnu´daki rolü sayesinde Türkiye´nin en popüler oyuncuları arasında kendine yer bulmuştur.
Sinema filmleri; çekimleri bitmiş olan Gecenin Kanatları filminde Gece ismiyle bir canlı bombayı oynamıştı
Sibel Can biyografisi
Adı Soyadı : Sibel Can
Resmi Site :
Doğum : 01.08.1970
Meslek :
Ölüm :
Hayatı
Sibel Can, 1 Ağustos 1970´de İstanbul´da doğdu. Sibel Can, ilk ve orta öğreniminin ardından müzisyen olan babasının da etkisiyle sahnede olmayı düşlemeye başladı. Can´ın babası çeşitli sanatçılara keman çalardı.
Sibel Can 14 yaşındayken dansa merak sardı. İlk olarak babasının, diğer şarkıcılarla çıktığı yurtdışı programlarına oryantal dansçı olarak katıldı. Dans konusunda oldukça yetenekliydi. Kulaktan kulağa yayılan ünü sayesinde Fahrettin Aslan tarafindan keşfedildi. Böylece Maksim Gazinosu´nun oryantal dansçısı oldu.
Sibel Can üç yıl kadar dans etti. Türkiye´nin en iyi dansözlerinden biri olarak gösterildi. Fakat Can´ın asıl niyeti şarkı söylemekti. Bu konuda ilk elinden tutan da yine babası oldu. Bu arada babasının çevresindeki birçok ustadan eğitim aldı.1988 yılından itibaren Maksim Gazinoları´nda bu kez solist olarak sahne almaya başladı.
Sibel Can´in ilk albümünün yapımcılığını Orhan Gencebay üstlendi. Can, genişçe bir dinleyici kitlesi edinen ilk dört albümünde daha çok arabesk ağırlıklı şarkılar yorumladı.
1995 yılında yayınlanan “Şarkılarda Senden Yana” albümünde tarzını biraz değiştirdi. Albümdeki “Deli Yüreğim”, “Dedikodu” gibi parçalar Can´ın eski albümlerine nazaran daha çok ses getirdi. 1997 yılında ise, Serdar Ortaç´ın bestelediği “Padişah”lı albüm yayınlandı. “Padişah”la birlikte Sibel Can, Türkiye´nin en çok konuştuğu isim haline geldi. Ana haber bültenleri bile Sibel Can´sız bir akşam geçirmiyorlardı. Sibel Can bu arada albümün etkisiyle ödüller aldı, televizyon programları, televizyon dizileri yaptı ve belirtilmek gerekir ki “Berivan” dizisiyle adından cok bahsettirdi. Sibel Can´ın bundan sonra çıkarıdığı albümler büyük etkiler yarattı. “Daha Yolun Başındayım”, “Sibel Can Şarkıları”, “Canım Benim”, “Sen Benimsin”.
Sibel Can´nın ayrıca özel hayatında da birçok değişiklik oldu. Can, uzun süre evli kaldığı Hakan Ural´dan boşandı ve bir süre sonra da Sulhi Aksüt ile evlendi.
Demet Şener biyografisi
Adı Soyadı : Demet Şener
Resmi Site :
Doğum : 11 Nisan 1977
Meslek :
Ölüm :
Hayatı
11 Nisan 1977 yılında İstanbul´da doğan Demet Şener, Nişantaşı Kız Lisesi´nden mezun oldu. Mankenliğe 1994 yılında başladı ve bir yıl sonra 1995’de Türkiye Güzeli seçildi. Televizyonda “Vip Suare” ve “Şans Direksiyonu” adlı programların sunuculuğunu yapan Şener, “Bir Demet Tiyatro” ve “Böyle mi Olacaktı” adlı televizyon dizileriyle oyunculuk hayatına başladı. Daha sonra Gani Müjde’nin yazıp yönettiği, aralarında Cem Davran, Hande Ataizi, Mehmet Ali Erbil ve Nurseli İdiz gibi ünlü sanatçıların da olduğu “Kahpe Bizans” adlı sinema filminde oynadı ve bu film hemen hemen herkes tarafından çok beğenildi.
Ardından 1999 yılında, Mustafa Altıoklar’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Asansör” filminde Arzu Yanardağ, Emre Altuğ, Cem Özer, Mustafa Uğurlu ve Funda Barın gibi oyuncuların yanında yer aldı. 1 yıl sonra da 2000 yapımlı film olan Hemşo’da oynadı sanatçı. Ülkerspor’lu İbrahim Kutluay’la beraber yaşayan Demet Şener, bu filmde Mehmet Ali Erbil, Okan Bayülgen, Özlem Yıldız, Sümer Tilmaç ve Yılmaz Köksal’la beraber rol aldı ve Tatyana ismindeki bir Romen fahişeyi canlandırdı.
Milli basketbolcu İbrahim Kutluay ile 2005 yılında evlendi
Tuğba Özay biyografisi
Resmi Site : http://www.tugba-ozay.bz.tc/
Doğum : 10 Şubat 1978
Meslek :
Ölüm :
Hayatı
Tuğba Özay 10 Şubat 1978´de İstanbul´da doğmuştur. Ödüller kazanmış bir ders kitapları yazarı ve aynı zamanda şair olan babası Trabzon, öğretmen olan annesi Antalya kökenlidir.
Ortaöğrenimini Fenerbahçe Lisesi´nde yapmış,daha sonra Haliç Üniversitesi Konservatuvar ve Tiyatro Bölümüne kaydolmuştur.
Başlangıçta yelkencilik ve yüzme spor dallarına ağırlık vermiş, sonradan Fenerbahçe voleybol as takımında 5 yıl voleybol oynamıştır. Ayrıca motorsiklet tutkusu ile tanınır.
Menkenliğe 1994´de bir Vakko defilesi ile başlamıştır. Aynı ´Sonradan Görmeler´ televizyon dizisinde bir yüzme hocası rolü oynamıştır.
1995´de Miss Model of Turkey seçilmiş, ardından Miss Model of the World yarışmasında ikinci seçilmiştir. Aynı yarışmada en iyi vücutlu model ödülünü de almıştır. 1996´da Paris´te kısa bir modellik kariyerine başlamış ise de, Türkiye´ye dönmüş, ancak yine de aynı yıl Avrupa Yılın Manken-Modeli seçilmiştir.
1996 sonrası kariyerinin temel taşları şu şekilde sıralanabilir:
1997´de Mahsun Kırmızıgül ile ´Hemşerim´ TV dizisinde oynamış, ´Aynalı Tahir´ TV dizisinde bir yardımcı rol üstlenmştir.
1998´de bir özel TV kanalında otomobil dünyası temalı bir program sunmuştur.
1999´de ´Çiçek Taksi´ TV dizisinde oynamıştır.
Sonraki yıllarda, ´Zehirli Çiçek´, ´Yapayalnız´ ve ´Bizim Otel´ gibi TV dizilerinde önemli roller almıştır.
Mehmet Ali Erbil ile Çarkıfelek programını sunması kariyerinde belirleyici bir aşama olmuştur.
2001 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti´nde en iyi manken-model seçilmiştir.
Ferhan Şensoy´un sahneye koyduğu ´Dün Gece Ormanda Çok Komik Birşey Oldu´ oyunu ile öğrencilik yıllarının aşkı tiyatroya dönüş yapmıştır.
Tuğba Özay hareketli özel hayatı ile de Türk magazin basınının gözdeleri arasında yer almaktadı
Peygamberler-Musa Aleyhisselam
25 Temmuz 2010 Yazan admin
Kategori Biyografi, Dini BilgiLer
!
İNANAN BİR MİLLET İÇİN SANA,
MÛSÂ VE FİRAVUN OLAYINI OLDUĞU GİBİ ANLATACAĞIZ.”
Kasas; 3
Kur’ân-ı Kerîm’de sözü edilen ve en çok ismi geçen peygamberlerden birisi de Mûsâ aleyhisselamdır. 34 sure, 131 ayet ve 136 yerde kendisinden doğrudan bahsedilir. Bu bahisler çok geniş bir perspektif içerisinde olduğundan, dönemin Mısır yönetimi, ekonomisi, sosyal ve dini yapısı net şekilde görülebilmektedir. Bu dönemin, tarihin hangi yıllarında yaşandığı ise açıkça bildirilmemiştir.
Mûsâ aleyhisselamın hayatında ve peygamberlik döneminde işaret taşı sayılabilecek olaylar özetle şöyledir; doğumu ve suya bırakılması, Mısır’dan hicret etmesi, Medyen yöresinde geçen yıllar, Mısır’a dönüş, sihirbazlarla yapılan karşılaşma, Firavn ve ordusunun helak edilmesi ve Sina çölündeki hayat…
HAYATI
Mûsâ aleyhisselam, Mısır’da devlet terörünün acımasızca sürdürüldüğü yıllarda dünyaya gelmişti. Dönemin firavunu, İsrâiloğullarının erkeklerini hadım ettiriyor, yeni doğmuş oğlan çocuklarını ise öldürtüyordu. Mûsâ aleyhisselama hamile olan anne ise korku ve heyecanla gün saymaktaydı.
Derken doğum gerçekleşti ve Allahü teala tasalı anneye; “son derece sevimli” bir oğlan çocuğu lütfetti. Ne yapacağını bilemeyen anne, çocuğunu canilerden koruyabilme telaşına düşmüştü. Bu arada, birbiri ardınca mucizeler de sökün etmeye başladı. Anne, kalbine gelen kuvvetli ilhamlar sayesinde endişelerinden kısmen kurtuldu. Allahü tealanın verdiği bu ilhamlar; “Onu emzirmesini, bir tehlike karşısında suya bırakmasını ve boğulmasından korkmamasını, ayrılığından kederlenmemesini” emrediyor, “Yine kendisine geri döndürüleceğini ve peygamberlikle şereflendirileceğini” de vaad ediyordu.
Bunun üzerine anne, bir sandık yaptırarak ciğerparesini içine koyar ve Nil nehrine bırakır. Kızına da nereye gittiğini takip ettirir. Sandık, sularda sürüklenerek Firavunun sarayının kenarına kadar gelir. Saray mensupları, onun içerisinde buldukları nurtopu gibi bebeği, Firavn’ın karısı Âsiye hanıma getirirler.

Sandığın saray görevlilerince bulunmasını
anlatan bir resim
Firavn, olayı duyar duymaz çocuğun öldürülmesini emretmiştir ama, Âsiye hanım onu öz oğlu gibi savunarak teslim etmez. Fakat bu savunmasını çok ince bir siyaset takip ederek yapar. Firavunu ikna ettikten sonra çocuğa bir süt anne aramaya başlar. Ne var ki çocuk, hiçbir süt anneyi kabul etmez. Derken Allahü tealanın verdiği “Onu sana döndüreceğiz” sözü gerçekleşir ve kalbi buruk anne yavrusuna kavuşmuş olur. Mûsâ aleyhisselam sarayda büyümeye başlar. Âsiye hanım ona oğlum diye hitab ederek herkesin saygı göstermesini sağlar.
Efendimiz Mi’rac gecesi görüştükleri Hazret-i Musa’yı uzun boylu, fazlaca esmer, saçı ve vücudu toplu olarak tarif etmişlerdir. Asrı Seadette Yemenli Şenue kabilesinin erkeklerine benzetmişlerdir. Şenu erkekleri uzun boylu, karayağız ve kıvırcık saçlıydılar. Hazret-i Mûsâ büyüyüp olgunlaşınca başına garip bir kaza gelir. Bir israiloğlu ile bir kıptinin kavgasını ayırmak isterken istemeden kıptinin ölümüne sebep olur. İdam edilmek üzere erendığını öğrenince de, Medyen şehrine hicret etmek zorunda kalır. Bu olay Hazret-i Mûsâ’nın hayatının dönüm noktasıdır. Burada Şuayb aleyhisselamın damadı olur. 10 sene yanlarında kaldıktan sonra, Mısır’a dönmeye karar verir. Kayınpederinden izin ister. İmam-ı Nesefi ve Ebussud Efendinin tespitlerine göre istikamet Mısır’dır. Güvenle yaşadığı Medyen’den niçin ayrılmak istemişti? Bazı kaynaklarda onun, Mısır’daki annesini ziyaret etmek için büyük arzu duyduğunu ve böylece yola çıktığını kaydedilmiştir. Mısır’a dönerken yanında hanımı, çocukları ve koyunları vardır. Öldürülmek üzere arandığı bir ülkeye niçin kesin dönüş yapar gibi yakınlarını da beraberinde götürmek istemişti? Allahü tealadan aldığı bir vahiy gereği diyemeyiz zira henüz peygamber olmamıştır. Burada akla gelebilecek ilk ihtimal, Mısır’daki ölüm cezasının kalkmış olmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm, i’cazı gereği ayrıntılardan bahsetmez. Tevratta; “(Medyen’de geçen) Bu uzun süre esnasında Mısır kralı öldü” şeklinde çok ilginç bir ayrıntı vardır. Eğer doğruysa, yeni firavunun tahta çıkması şerefine Mısır’da ölüm cezalarının kaldırılması gibi hatırı sayılır bir sosyal gelişme olmuş olabilir. Dönüş yolunun açıldığını gören Hazret-i Mûsâ, aile efradını ve mallarını alarak Mısır’a dönmeye kara vermiş olabilir.
Yarı yolda peygamberlikle şereflenir. Firavunla yaptığı uzun mücadeleden sonra, İsrâiloğullarının Mısırdan göçü için “eman” alır. Bu arada firavn, göç eden topluluğu imha etmek için peşlerine düşer ve Süveyş körfezi kıyılarında arkalarından yetişir. Burada büyük bir mucize meydana gelerek deniz yarılır. İsrâiloğulları karşı kıyıya geçerler ama peşlerine düşen firavn boğulur. Böylece Mısır dönemi geride kalır. Şimdi buraya kadar anlattıklarımızı ölçü kabul ederek bugüne kadar ele geçirilmiş arkeolojik verilerle karşılaştıralım.
ARKEOLOJİK BELGELER
Hazret-i Mûsânın yaşadığı dönemin Hiksoslardan sonra olduğu bugün artık kesin olarak bilinmektedir. Tarihi kaynaklara göre Mûsâ aleyhisselamın döneminin; MÖ 1300 başlarına doğru olduğu ileri sürülmüştür. Bu dönem, Mısır merkezli dünyada çok hızlı ve tarihi açıdan çok önemli olayların yaşandığı dönemdir. Yine bu dönem, Mısır ve Hitit devletleri arasında dünyanın en büyük devletini belirlemek için bir dizi diplomatik ve sıcak savaşların yapıldığı dönemdir.
Hititler Anadolu’yu merkez yaparak ortadoğuyu ellerinde tutmak istiyorlardı. Bu dönemde ortadoğu halkları içerisinde hayli güçlü olduklarını görüyoruz. Hititlerin Tevrat’taki adları Het çocukları ve Hittim’dir. Dr. Martin Luther bunu Hethit diye almancaya aktardı. İngilizceye çevirenler Hittites diye yazdılar. Fransızcada önce Héthéen şeklinde kullanıldı. Türkçesi Hititler’dir. O dönemin çok güçlü kavimlerinden olan Hititleri Tevrat, çok önemsiz toplulukları sayarken anar. Hazret-i İbrahimin anlatıldığı kısımda ise biraz daha fazla bilgi bulabiliyoruz; “Hazret-i İbrahim, Het çocukları önünde kendisini bir yabancı olarak tanıtır ve önümde yatan cenazemi gömeyim diye onlardan izin ister.” Bu satırlardan, o dönemde Hitit toplumunun Filistin’de hayli etkin olduğunu anlıyoruz. Bir başka kayıtta ise Hititlerin çok güçlü bir toplum olduğunu görüyoruz; “Çünkü Rab, Suriyelilere atların, arabaların ve büyük bir ordunun gürültüsünü duyurdu. Öyle ki, aralarında şöyle konuştular. Bakın, İsrâil kralı üstümüze saldırsın diye yine Hitit kralları ve Mısır kralları ile anlaşmış.”
Asurlular da sık sık Hatti/Hitit ülkesinden söz edip Mısırlıların Heta ile sürüp giden savaşları anlatılmaktadır. Heta; Mısır hiyeroglif kelimesi H-T’nin okunuşudur
Adnan Şenses ( 21.08.1935)
Adnan Şenses ( 21.08.1935)
şarkıcı
21 Ağustos 1935 tarihinde Bursa’da doğdu. Baba adı Muhsin, anne adı Emine. Babasının memuriyeti dolayısıyla, Ankara’ya taşındı. İlkokula Ankara İsmet İnönü ilkokulu’nda başladı. Tahsilinin devamını, İstanbul’a taşındıkları Karagümrük’te tamamladı. Ailesinin ısrarı ile marangozluğa başladı. Atölye çalışmaları sırasında, sesinin güzelliğiyle çevresinin dikkatini çekti. Bunun üzerine 1956 yılında sahne ve müzik hayatına başladı. Ankara Radyosu’nun açtığı imtihanı, pekiyi derece ile kazandı. Ankara Radyosu’nda göreve başladı. 16 sene görev yaptıktan sonra, radyodan istifa etti. Böylece profesyonel sanat hayatına atıldı. Türkiye’nin en ünlü gazinolarında solistlik yaptı. 35′in üstünde film çevirdi. Plak ve kaset dünyasında altın plak ve çok sayıda ödül aldı.



