Cinsellik püf noktaları
Her insan kendisinde var olan potansiyel zevkin tadini olabildigince çikarmak ister. Ancak bunun da kendine göre bazi püf noktalari vardir. Herseyden önce bir iliskiye hazirlanirken sakin olmak, bunun bir güç göstergesi ya da mücadele olmadigini kabul etmek ve insanin kendisiyle ve esiyle barisik olmasi çok önemlidir. Bir de bunlara ek olarak asagidaki noktalara göz atarsaniz mutlu olmamaniz için hiçbir sebep yok!
Cinsel iliskiden önce tüm kizginliklarinizi unutun. Sakinlesin. Siz rahatlarsaniz esiniz de rahatlayacaktir.
Önsevisme, siz birbirinize dokunmadan önce baslar. Tatli konusmalar, yumusak yastiklar, dinlendirici bir müzik her ikinizin de enerjisini artirir.
Yemek yedikten sonra sevismeyin. Vücut enerjisinin baska bir rakibi olmamali. Dolu mideyle cinsel iliski spermi azaltir ve hazimsizliga neden olur. Sevismeden önce soguk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçinin. Aksi takdirde vücut bunlari isitmaya çalisarak cinsel enerjiyi de harcar.
Yorgun, aç ve kizginken cinsel iliskiden kaçinin.Harcanan enerji dengesizlige neden olabilir.
Sevismeden yarim saat önde tuvalet ihtiyaçlarinizi giderin. Dolu idrar torbasiyla cinsel iliskiye girmek sikinti vericidir.
Asiri soguk ya da asiri sicak havalarda sevismek elektromanyetik alanda dengesizlige yol açabilir.
Sevismeden önce ve sonra çok çalismayin. Kaslar gevsediginden enerji toparlamak zorlasir.
Cinselligi tesvik edici ek ilaç ya da maddeler kullanmayin. Kendi silahlarinizi kullanin.
Vajinaya çok güçlü yüklenmeyin. Bu beraberinde bitkinlik, vajinada duygusuzluk ve agri getirebilir.
En iyi sevisme zamani bahardir. Spermin en fazla oldugu dönemdir.
Mekanik seksten kaçinin. Cinsel iliski bir sölen olmalidir. Kadinin masturbasyon araci olarak kullanilmasi cinsel enerjinizin geri dönüsümünü engeller
Sex Hataları
Vaginal orgazm da G noktası da masalmış! Cinsellikle ilgili bilgilerinizi gözden geçirin. Bir çoğu eski ve yanlış olabilir. En sık sorulan soruların doğru yanıtlarını sizin için derledik…
* Kadınlarda G noktası gerçekten var mı?
Hayır… 1950 yılında Alman bir jinekolog, kadınlarda vajina duvarının önünde yer alan ve en erojen bölge olarak tanımladığı G noktasının varlığından bahsetti. Ancak, kendisinden sonra, detaylı olarak yapılan araştırmalarda, doktorlar vajinanın her bölgesinin aynı hassasiyette olduğu ve G noktasının olmadığı görüşünde birleştiler.
* Regl sırasında hamile kalınır mı?
Hayır… Ancak regl döneminizin sonlarında, korunmadan cinsel ilişkiye girdiyseniz, rahim artık yumurta üretmeye başlamış olduğundan hamile kalabilme ihtimaliniz artıyor. Çünkü spermler ortalama yedi gün canlı kalabiliyorlar.
* Doğum kontrol hapı almayı bir kez unutunca hamile kalma riski doğar mı?
Evet… Projesteron (Doğum kontrol) hapını almayı unuttuğunuz andan itibaren üç saat geçmişse, artık hamileliğie karşı korunmasızsınız.
* Anal seks tehlikeli midir?
Hayır… Ama normal ilşkiye göre iltihaplanma riskiniz çok daha fazladır. Anüs, vajinaya oranla sürtünmeye karşı fazla dayanıklı değildir. Buradaki kan damarları daha hassas ve kolayca tahriş olabilir. Eğer ilşki sırasında korunmuyorsanız kanamaya başladığı taktirde, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ortaya çıkma riski de artar.
* Sperm neler içerir?
Sperm protein, şeker, vitamin ve mineral açısından zengindir.
* Oral seks cinsel ilişkiden daha mı güvenli?
Hayır… Oral seks esnasında birtakım enfeksiyonlar kapılabilir. Oral seks yapan kişnini diş etlerinin kanaması ya da iltihaplı olması durumunda HIV virüsü, deri iltihapları ve bel soğukluğunun ortaya çıkma riski çok fazla.
* Erkekler ilişki sırasında birden fazla orgazm yaşayabilirler mi?
Hayır… Bir erkek orgazm olduktan sonra psikolojisi gereği boşalmak isteği duyar. Buna karşın kadınlar birden fazla orgazm yaşayabilirler.
* Penisin en hassas yeri neresidir?
Penisin baş kısmında zevk almasını sağlayan yüzlerce sinir bulunur. Hatta bazı erkeklerde bu bölge o kadar hassastır ki tahrik edilmeye ihtiyaç duymadan cinsel ilişkiye hazır hale gelir.
* Vajinal orgazm var mıdır?
Hayır… Kadın, göğüs, dudak, omuz gibi sayısız yerden tahrik olabilir ama hangi bölgesinden uyarılırsa uyarılsın yaşadığı orgazm farklı değildir.
* Erkekler prezervatif ile seviştiklerinde, korunmasız sevişmelerine oranla daha fazla zevk alabilirler mi?
Hayır… Geçmişe oranla artık bugün çok farklı prezervatifler üretildiğinden, birçok kişi ultra hassas prezervatifleri tercih ediyor. Hatta bazı erkekler, penisleri aşırı hassas olduğu için korunmadan cinsel ilişkiye girmiyor. Ayrıca prezervatifin erkeğin cinsel boşalmasını önlediği de yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlardan biri.
* Bir erkek tarçın yediği takdirde spermi de tarçın tadını alabilir mi?
Evet. Güçlü aromaya sahip besinler spermin tadını etkileyebilirler ama diğer yiyecekler sperme süt gibi bir tat katar.
* Erkek ve kadının seksüel açıdan en aktif oldukları dönem hangi yaşlardadır?
Erkek 18-20 yaş arasında cinsel hayatının doruğundadır. Ama bazı genç erkekler bu çağlarda erken boşalma sorunuyla karşılaşabilirler. Buna karşın kadın, 30′lu yaşlarında seksüel yönden en verimli çağlarını yaşar.
* Partnerlerden birinin diğerini bağlamak istenmesi, onun dominant taraf olmak istediğini mi gösterir?
Hayır… Bu teoriyi doğrulayan bir kanıt yok. Bu sizin bir kontrol delisi olduğunuzu da göstermez. Sadece fantazi dünyanızın farklı olduğunu gösterir.
* İktidarsızlık şehvet eksikliğinden mi kaynaklanır?
Hayır… Tam tersine çoğu zaman iktşdarsızlık aşırı istekten kaynaklanır. Erkekler kendini o kadar çok baskı altında hisseder ki sonuç olarak ereksiyon olmayı başaramaz. Sarhoş olmak, stres, sigara içmek ya da uyuşturucu kullanımı da iktidarsızlık nedeni.
* Kadınlar regl döneminde kendilerini cinsel yönden isteksiz hissederler mi?
Araştırmalara göre kadınlar regl döneminden birkaç gün önce cinsel arzularında bir artış yaşıyorlar. Adet dönemi içindeki hormonal değişimler ise bazen isteksizlik yaratabiliyor
Orgazm nedir
Kadin için de erkek için de, cinsel yanit döngüsü, istek-uyarilma-orgazm sirasini izler. Cinsel istek duyarak, herhangi bir cinsel etkinlige giristigimizde, cinsel uyarilma olur. Bu asamada bedenimizde fizyolojik degisiklikler olur, her iki cinste de cinsel organlarin durusunda degisiklik olur ve bu bölgeye kan dolar, bunu erkekte penisin sertlesmesi olarak görürüz, kadinda da meme baslarinda ve klitoriste hafif sertlesme olusabilir, renk degisiklikleri ve vajinada islanma olur. Gene uyarilma asamasindan baslayarak, bedenimizde kalp atim hizi artmasi, solunum hizlanmasi gibi genel fizyolojik degisiklikler de olur. Uyarilma düzeyi yükseldiginde orgazm olusur. Fizyolojik olarak orgazm, her iki cinste de, saniyeler içinde cinsel organlarda olusan ritmik kasilmalar ve buna eslik eden hos duyumlar olarak tanimlanabilir. Erkekte cinsel organlarin kasilmasi sirasinda erkek üreme hücrelerini tasiyan meni dedigimiz beyaz bir sivi disari atilir. Kadinda orgazmik kasilmalara eslik eden bir sivi çikisi yoktur. Elbette bütün bu fizyolojik tanimlamalar, orgazm yasantisini anlamak için yeterli degildir. Orgazmi yasamamis birine tarif etmek çok da mümkün degildir. Ama herkes orgazm oldugunda bunun ne oldugunu anlayabilir. ‘Orgazm olup olmadigima emin degilim’ diyenlerin çogu, yüksek uyarilma düzeylerine çikiyor ama orgazm olmuyordur. Ya da orgazmi gözünde oldugundan fazla büyüttügü için, saniyeler süren orgazm yasantisini yeterli bulmuyordur. Son on yil içinde, orgazm konusunda çok sey konusuldu, bunlarin birçok yarari yaninda orgazmin fazla abartilmasi gibi bir zarari da oldu. Orgazm, insan cinsel yanitinin son asamasi olmakla beraber, ne cinselligin tek keyfidir, ne de cinsel etkinligin tek hedefidir. Cinsel hazlarimiz içinde önemli bir yeri vardir, ama tek haz degildir. Her cinsel etkinlik sürecinde birçok haz yasariz, bunlarin birçogu orgazm anindan daha uzun sürelidir. Sadece orgazmi hedefleyerek sevismek, alinabilecek hazlari azaltir. Doyumlu bir sevismenin mutlaka orgazmla sonlanmasi da gerekmez. Baska bir deyisle orgazm olup olmamak, tek basina cinsel doyumu belirlemez.
Regl Nedir?
Regl olmak (adet kanaması, ay hali, aybaşı) kadın hayatının önemli bir parçasıdır. Genç kızlığa adım atılan dönemde bazen şok etkisi yaratabilen ilk adet kanaması kısa bir süre sonra kadının her ay düzenli görmeye alıştığı ve düzensizleşmesi durumunda endişeye kapıldığı bir olgu haline gelir. Adet düzensizlikleri kadınların sık yaşadıkları sağlık sorunlarındandır ve her bilinçli kadının bu düzensizliklerin nedenleri hakkında genel bilgilere sahip olması gerekir.
Normal bir adet düzeni olan kadın 26-35 günlük aralıklarla (bu aralığın başlangıcını ve bitişini bir âdetin ilk günüyle diğer âdetin ilk günü belirler) kanama görür ve bu kanama 3-7 gün arasında devam eder. İlk günlerde nispeten daha fazla olan kanama yavaş yavaş azalarak en geç 7 günde tamamen biter. Tüm bu adet dönemi boyunca kadın ortalama olarak 60 ml. kan kaybeder. Bazı kadınlarda ek olarak tam iki âdetin ortasına denk gelen dönemde birkaç damla süren lekelenme tarzında kanama olabilir. Ovulasyon (yumurtlama) esnasında oluşan bu kanama her ay tekrar eder ve normal dışı bir durum olarak kabul edilmez.
Yukarıda anlatılan düzenden her sapma adet düzensizliği olarak tanımlanır. Her adet düzensizliği tipinin kendine özgü nedenleri ve tedavi şekilleri olduğundan tanı koyma aşamasında kadının düzensizliği iyi tarif edebilmesi çok önemlidir.
Kadınlar neden adet kanaması görürler?
İki adet kanamasının ilk günleri arasında kalan ve menstruasyon siklusu adı verilen döngünün amacı uterusu (dölyatağını) gebeliğe hazırlamaktır. Bu döngünün düzenli olarak işlemesine hem fizyolojik hem de ruhsal süreçler katkıda bulunur: Her âdetin ilk gününde beyinde bulunan hipofiz adlı salgı bezinden salgılanan bir hormonun etkisiyle yumurtalıklardan birinin içinde bir oosit (yumurta) hücresi olgunlaşmaya ve östrojen hormonu üretmeye başlar. Bu hormon uterus iç tabakasının kalınlaşmasından ve gebelik için ön hazırlıkların tamamlanmasından sorumludur. 14 gün süren bu kalınlaşma döneminde yumurta hücresi etrafında sıvı birikimi olur ve yumurtalık yüzeyinde yaklaşık 18-20 mm. çapında içi sıvı dolu olan ve folikül adı verilen yapı ortaya çıkar. Bu olaylar esnasında hipofizden salgılanan diğer bir hormonun kanda seviyesi belli bir aşamaya yükseldiğinde bu gelişen folikül çatlar ve içindeki olgunlaşmış yumurta hücresi serbest kalır. Bu hücre fallop tüpü içine girerek burada ilerlemeye başlar. Fallop tüpü içinde oosit bir sperm hücresiyle karşılaşır ve döllenme gerçekleşirse gebelik başlar.
Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra kanda östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da yükselmeye başlar. Bu hormon uterus iç tabakasını döllenen yumurtanın yerleşmesi ve gebeliğin devam etmesi için uygun hale getirir ve bir anlamda östrojen hormonunun burada yaptığı ön hazırlıkları tamamlar. Gebelik oluşmazsa kanda hormon seviyelerinin düşmesiyle belli bir süre sonra endometrium tabakası dökülmeye başlar. Bu dökülme kanamayla birlikte olur. Adet kanaması adı verilen bu kanamayla birlikte endometrium yeni siklustaki muhtemel bir gebelik için tekrar hazırlanmaya başlar ve yukarıdaki döngü en başa döner
Adet Sancısı
Dismenore Nedir?
Adet ağrısı; adet kanamasından önce ya da kanama süresince ortaya çıkan kramp benzeri bir ağrıdır. Genellikle 2 saat içinde en şiddetli seviyeye ulaşır. Sürekli tarzda da olabilen bu ağrı, karnın aşağı kısmı ile kasıklarda hissedilir; zaman zaman bacaklara ve bele doğru da yayılabilir.
Adet Ağrısının Özellikleri
Adet kanaması esnasında meydana gelen ağrı (dismenore) ikiye ayrılır:
- Genellikle buluğ çağında ortaya çıkarak, ilerleyen yaşla birlikte veya gebelikten sonra hafıfleme eğilimi gösteren: Birincil adet ağrısı (Primer dismenore)
- Başka bir rahatsızlığa bağlı olarak genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen: İkincil adet ağrısı (Sekonder dismenore)
Adet ağrısı (dismenore) ile birlikte, baş ağrısı, bulantı, kusma, sık idrara çıkma ve kabızlık / ishal de görülebilir. Sinirlilik, depresyon ve karında gerginlik gibi adet kanaması öncesi belirtiler, adet kanaması boyunca da devam edebilir.
Adet Ağrısının Önlenmesi
Dismenore, kadınların iş ve okul yaşamından bir müddet uzak kalmalarına neden olan ve sık rastlanılan bir durumdur. Adet sancısı olan kadın mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktor tarafından görülmelidir. Eğer birincil adet kanaması tanısı konur ise, hastaya bu dönemde kullanması için ilaç önerilecektir. Bu ilaçlara adet kanamasından 24-48 saat önce bağlandığı ve bir-iki gün devam edildiği takdirde daha iyi sonuç alınacaktı.
Adet Öncesi Gerginlik (Premenstrüel Sendrom)
Tıp dilinde “premenstrüel sendrom” halk arasında ise “adet öncesi sendromu” olarak bilinen, insanlar arasındaki ilişkileri ve kişinin günlük aktivitesini etkileyecek düzeyde fiziksel, psikolojik ve davranış değişikleri ile seyredebilen bulgular bütünüdür.
Doğurganlık döneminde olan kadınların % 30-40′ ında bu sendromun bulguları saptanmış olup, % 2-3 kadarında bulgular şiddetli olarak seyrediyor. Sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber gebelik ve menopoz sonrası dönemlerde ortadan kalkması, dönemsel hormon değişikliklerinin sorumlu olabileceğini düşündürüyor.
Premenstrüel bulgular adet öncesi 10-12 günlük dönemi kapsayıp adet görülünce kendiliğinden ortadan kalkıyor.
Bulgular şöyle sınıflandırılabilir:
A – GRUBU:
Gerginlik, anksiyete (huzursuzluk), sinirlilik, yetersizlik, ruh halinde değişkenlik.
B- GRUBU:
Depresyon, konfüzyon (konsantre olmakta güçlük, uyuşukluk), unutkanlık, ağlama.
C- GRUBU:
Hipoglisemik episodlar (kan şekerinin düşmesi), iştah artışı, baş ağrısı, degişik istekler, bitkinlik, bulantı, kusma, ishal, kabızlık.
D- GRUBU:
Kilo artışı, karında şişkinlik, gaz, memelerde duyarlılık, el-ayak ve bacaklarda şişlik.
Bu gibi şikâyetleri adet öncesi dönemlerde tekrarlayarak yaşayan bayanlar için, olayı tetikleyen faktörlerin (stres, tıbbi veya psişik problemler) hekim kontrolü altında araştırılması gerekiyor. Diğer bazı organik hastalıklar, adet öncesi sendromuna benzer bulgular ortaya koyabiliyor. Bu yüzden gerekli laboratuar testlerinin ve tıbbi muayenelerin yapılarak adet öncesi sendromu bu hastalıklardan ayıran tanının konması gerekiyor.
Sözü geçen organik hastalıkların bazıları şunlardır:
- Hiperprolaktinemi (memelerden süt gelmesi, ağrı şikâyeti)
- Over kistleri (yumurtalık kistleri)
- Endometriosis
- Miyomlar
- Pelvis enfeksiyonları
- Tiroit hastalıkları
Premenstrüel sendrom tanısı koyduracak özel bir laboratuar testi bulunmamakla beraber bazı laboratuar testleri ayırıcı tanı koymaya yardımcı olurlar: Tam kan sayımı, sedimantasyon, serum, prolaktin düzeyi, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yönelik testler, ovülasyon (yumurtlama) testleri gibi. Bunların yanı sıra geriye dönük en az üç aylık periyodu kapsayan bir günlük tutmanız ve bulguların periyodun hangi dönemine denk geldiğini saptamak da hekiminize tanıyı koymak açısından yardımcı olacaktır.
Kesin sebebi bilinmediğinden sebebe yönelik (radikal) bir tedavisi olmamakla birlikte rahatsızlıklarla baş etmek üzere;
- Psikolojik destek
- Stresle mücadele (psikolog, meditasyon, hipnoz, aerobik)
- Egzersiz (jogging, bisiklete binmek, haftada en az dört kere tempolu yürümek)
- Diyet düzenlemesi (fazla tuz ve çekerden kaçınma, kafeinli yiyecek ve içeceklerden kaçınma, karbonhidrat bakımından zengin -özellikle kompleks karbonhidratlar; makarna, pilav v.s.
- Protein bakımından fakir beslenme, magnezyum içeren besin kaynaklarına yönelme -havuç, yer fıstıgı, ıspanak v.s.-)
gibi önlemler bulguları hafifleterek sorunsuz bir adet dönemi geçirmeyi sağlarlar. Bu önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda hekim kontrolünde olmak koşulu ile
Sorun Çözen Seks Poziyonları
Yeni hazlar tatma isteği, çoğu insanı cinsel birleşmede mümkün olabilecek yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeni hazlar alma isteğinden çok bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın, şişman eşler, sırt ağrısı olanlar, penisi kısa olanlar için ve partneri kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazm yaşamamış bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun sorununu çözmesin de, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.
BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Kadın sırtüstü yatmaktadır, partneri ile yüzyüzedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım önemlidir.Yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön sevişme vajinanın kaygınlığını sağlar ve birleşme daha rahat sağlanır.

HAMİLE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder. Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına rahat ulaşmasını sağlar.
SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşme sağlar.
Yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir.
Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir.
Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.
Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.
GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR

Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir. Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.
SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.
Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.
Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir
En İyi Seks Yapanların Meslekleri Listelendi
İngiltere’de 2000 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, ilginç sonuçları ortaya çıkardı.
Page3 adlı sitenin, İngilitere’de 2000 kadın ve erkek üzerinde seks hayatı konusunda yaptığı araştırmanın sonuçları, ilgi görmeye devam ediyor. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde, bilişim teknolojileri ile uğraşan kişilerin listede ilk sırada yer alması, İngiliz basınında geniş yer buldu.
Mesleklere göre sıralama yapıldığında ikinci sırada ofis çalışanları yer alırken, üçüncü sırayı ise sağlık görevlileri aldı. Araştırmaya katılanlar, BT çalışanlarının hayal gücünün geniş ve maceraya düşkün olduklarını belirttiler.
Haftada üç gün seks 10 yaş gençleştirir
Orta yaş erkekleri için seksin ağrı kesici, mutluluk verici, gençleştirici pek çok yararı bulunuyor.
Haftada iki gün seks yapmak bir erkek için 80 kilometre koşmaya eşdeğer. Haftada üç gün seks yapanlar 10 yaş genç gösteriyor.
İyi bir seks hayatı için yalnızca seks yetmez. Sarılmak, öpmek, el ele tutuşmak da tatmin için çok önemli.
Prof. Dr. Halim Hattat bunları yapılan araştırmalarla ortaya koyarken, yaşla birlikte hasara uğrayan seks hayatının nasıl canlandırılacağını açıklıyor.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Androloji Bilim Dalı Başkanı ve Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat orta yaş erkeğinin seks sorunlarına dair sorularımızı yanıtladı.
Seks, erkekleri gençleştirir mi?
Seks, erkeklerin de kadınların da uzun süre kaliteli bir yaşam sürmesini sağlar. Yapılan çalışmalar da bunu gösteriyor. Mesela; 1982 yılında yapılan bir çalışma erkeklerde cinsel ilişki sıklığının ömrü uzattığını gösterdi. 1981 yılında İsveç’te yapılan başka bir araştırma seks yaşamı erken biten erkeklerin, ömrünün de kısaldığını ortaya koydu. Cinsellik, görünüşü de gençleştiriyor. Mesela; 3.500 çift üzerinde yapılan bir çalışma, haftada üç kez seks yapan çiftlerin yapmayanlara göre yaklaşık 10 yıl daha genç gösterdiğini ortaya koydu. Seksin sağlığa ve yaşam kalitesine olan faydalarını gösteren çalışmalar giderek artıyor.
Erkekler için seksin başka ne gibi faydaları var?
Seksin sağlığa faydaları saymakla bitmiyor. Örneğin; haftada iki kez seks yapmak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bağışıklığı koruyan bazı maddeler düzenli cinsel hayatı olanlarda yüzde 30 daha fazla salgılanıyor. Bu da hastalıklara yakalanma riskini azaltıyor. Hatta yapılan bir araştırma haftada iki kez cinsel ilişkide bulunan erkeklerde hastalık riskinin yarıya indiğini gösterdi. Bir de seksin fiziksel olarak da yararı var. Sonuçta cinsellik aslında iyi bir egzersizdir. Haftada iki kez seks yapmak yılda neredeyse 21 bin kilojul enerji harcamanızı sağlıyor. Bu da yaklaşık 80 kilometre koşmaya eş değer. Yani kilo vermeye de kiloyu korumaya da faydalı… Seksin tüm bunların yanında kan dolaşımını hızlandırarak ağrı kesici özelliği de mevcut. Bunun yanında cinsellik seks hormonlarının ve diğer hormonların düzenli çalışmasını sağlıyor.
“ARTIK BENDEN GEÇTİ” DEMEYİN!
Cinsel isteksizlik doktora başvurulması gereken bir sorun mu?
Bazı hastalarımız ‘Ben hep ayda iki kere cinsellik yaşıyorum, arkadaşlarım haftada iki yaşıyor. Acaba isteğim mi az?’ diye geliyor. Bakıyoruz hormonlar, kan değerleri, muayene bulguları, test sonuçları normal düzeyde. Ancak başkalarının ilişki sıklığı ile karşılaştırma yaparak stres olmuş. Bazı erkeklerde yaşla birlikte cinsel isteksizlik başlıyor ve onlar da bunu normal kabul ediyor. Yaşla birlikte cinsel hayatı ‘Artık bizden geçti’ psikolojisi ile geçiştiriyor. Yapılan çalışmalar genel nüfusta cinsel istek sıklığının haftada 1 ile 4 kez, ayda da iki kez civarında olduğunu gösteriyor. Bu durumda bu sıklıktan az cinsel istek duyanlar, cinsel istek azlığı yaşıyor denebilir. Ancak burada önemli olan kişinin kendini değerlendirmesidir. Biz bunu bazı testlerden yardım alarak da anlayabiliyoruz. Bir de zamanla değişim olup olmaması önemli bir kriter. Erkek eskisine oranla az istek duyuyorsa ve bundan rahatsızsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Sonuçta tüm cinsel sorunlar gibi cinsel isteksizlikte de organik faktörler, psikolojik faktörler ve sosyal faktörler isteği etkileyebilir.
SEKS EN İYİ STRES İLACIDIR
- Seks vücutta mutluluk hormonları başta olmak üzere birçok kimyasalın salgılanmasına yardımcı oluyor. Bu maddeler de vücut fonksiyonlarının düzenlenmesini sağlıyor.
- Seks hangi yaşta olursa olsun, kaç yıllık birliktelik olursa olsun çiftleri birbirine daha da yaklaştırıyor.
- Kişinin kendine olan güvenini tazeliyor. Stresini azaltıyor.
EVLİLİK ERKEKLER İÇİN SEKSİ ÖLDÜRÜR MÜ EVLİLİK ERKEKLER İÇİN SEKSİ ÖLDÜRÜR MÜ?
- İngiltere’de yapılan bir çalışma 1960’tan 2000’e kadar boşanma oranlarında büyük bir artış olduğunu gösterdi. Bunların yarısından fazlasında boşanma sebebi cinsel sorunlar. Yapılan çalışmalar ilişki süresinin uzaması, çiftin arasındaki çatışmalar ve depresif ruh hali gibi psikolojik belirtilerin cinsel ilişki sıklığını azalttığını gösteriyor. Bunun yanında da sertleşme kalitesinde azalma gibi cinsel sorunlar baş gösteriyor.
- Beş ülkede yaklaşık 1100 çift üzerinde yapılan bir çalışma; ilişki kalitesi ve mutluluk için sadece cinsel birlikteliğin değil; öpmenin ve sarılmanın da gerekli olduğunu gösterdi. Kendi zevkini düşünen bir anlayışa sahip olup, partneri mutlu etmek çok da mümkün değil.
- Cinselliği; karşılıklı bir zevk aracı olmaktan çıkarıp, bir görev haline getirmek de uzun süreli ilişkilerde seksi keyifsiz bir hale getirebilir.
- Bu sorunların partnerler arasında hiç konuşulmaması da olayları içinden çıkılmaz bir hale getirir. Bazen sadece sorunları konuşmak bile çiftin cinselliğini tekrar ateşleyebilir.
CİNSEL İSTEKSİZLİĞİN İLACI VAR MIDIR?
- Cinsel isteksizlik durumunda hemen ilaç verilmez. Biz cinsel isteksizlik yaşayan erkeklerde önce onların hayat hikâyesini dinliyoruz.
- Sonra da bazı testler ile hormonsal, sinirsel ve anatomik problemlerini araştırıyoruz.
- Eğer altta yatan sebep hormonal bir eksiklikse, dışarıdan takviye ediyoruz. Testosteron yerine koyma tedavileri oldukça başarılı.
- İsteği azaltacak metabolik hastalıklar ve kilo fazlalığı, sağlıksız beslenme, bel çevresi kalınlığı gibi rahatsızlıklarla da ilgileniyoruz.
- Cinsel isteksizliğe yol açan yanlış cinsel inanışları düzeltiyoruz.
- Gerektiğinde hastamızı partneriyle değerlendiriyoruz. Çifte birlikte uygulayacakları egzersizler veriyoruz.
CİNSEL HAYAT NASIL CANLANDIRILIR?
- Testosteronu ölçtürün.
- Diyet yapın, belinizi inceltin.
- Alkolü sınırlayıp, iyi uyuyun.
- Egzersiz yapın.
- Cinselliği bir yarış olarak görmeyin. Kendi istek ve duygularınızla birlikte partnerinizin istek ve duygularını tatmin edecek yönde bir cinsellik hedeflemek daha doğru. Önemli olan sayılar değil, çifti mutlu edecek bir beraberliktir.
- Partnerinizle seks konuşun. Sorununuzu önce onunla paylaşın.
- Cinsel istekte bir azalma, sertleşme kalitesinde bozulma ve boşalma sorunu varsa, doktora gidin
Mutlu Bir Cinsel Hayat İçin 9 Öneri
Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişçesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.
İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:
1. Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur: Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği, cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
2. Eğlenmek de seksin bir parçasıdır: Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
3. Sekste sıklık önemli değildir: Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
4. Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
5. Çocuklu ailelerde seks bitmez: Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
6. Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir: Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
7. Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez: Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
8. Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz: Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
9. Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir: Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir



