İYİ BİR YAŞAM İYİ BİR DİYET
Yaşamımız boyunca belli bir yaşam biçimi bile ilerleriz. Alışkın olduğumuz bir yaşama biçimi bir yemek yeme şekli uyuma gibi gezme gibi her şekilde tarzlarımız alışkanlıklarımız mevcuttur. Bunlar bizim ailemizden ve çevremizden kendi öğrendiklerimizden gelen bir süreç sonucunda doğar oluşur. Kendimiz ne kadar çok b alışkanlıklara bağlı yaşarsak o kadar da çok mtlu olacağız şeklide düşünürüz. Ve bu süreçler biz bir sorun yaşamadıkça biz mutsuz olmadıkça devam eder.
Alışkanlıklarımız bizim onlara bağlılığımız onların bize verdikleri getiriler sayesinde güçlenir. Süreçlerimiz diyet gibi durumlarda değişebiliyor ya da değişmesi gerekiyor. Yediklerimiz ve içtiklerimiz uykumuz sporumuz herşey değişmesi gerekebiiyor. Hayatımızın standartlarını yükseltmek daha sağlıklı besinlere yönelmek onları tüketmek bunları alışkanlık haline getirmek kendimizi buna ve bundan sonar böyle olması konusunda karar kıldırmak çok büyük bir zaman dilimidir. Kolay olmayabilir ya da sizin zannettiğiniz zamanda bitmeyebilir.
Isteklere dur demek doğru olanı seçmek!
Isteklerimiz anlık arzularımız yemek yeme içgüdülerimiz her zaman doğru olmayabilir. Her canımızın çektiğini yemek demek ve her öğünde de yediklerimizi tıka basa karnımıza sokmak doğru değildir sağlıklı değildir. Yanlış olanı da arzuladığımız yemememiz gereken sağlıksız olan şeylerde vardır. Bunalr bizim ve çoğu kadının hayır diyemediği arzuladığı belki de diyet sürelerinde gizli kapaklı tükettiği besinlerdir. Abur cuburdur bunların çoğu. Abur cubur denen şey diyetin bir biti olarak tanımlayabiliriz. Size kemirir durur. Yaptıklarınız hep içten içe geriye doğru ilerler. Olduğumuzdan ileri gidemez hallere geliriz. Ne zaman ki yemek yeme saatlerimiz belli yemek yememe aralıklarımız belli olursa sporlarımız düzenli olursa iyi bir yaşama iyi de bir diyete sahip olabiliriz. Sporlarımız da çok büyük önem arz eder. Farkında olmazsınız belki ama günde bir sat yürümenin ya da koşmanın bile vücudumuza ne kadar çok yararu vardır.
Yemeklerde ağır şeylerden uzak duramamak
Yemeklerimizde her zaman canımız ağır şeyler çeker. Ağır şeyler tatlılar mı dersiniz tuzlular mı dersiniz hamur işleri mi dersiniz artık hepsinin bu grupta toplayabiliriz. Bunların yerine normal seviyelerde seyiren besinleri tercih etmeliyiz. Özellikle meyve tüketimlerimizi yüksek tutmalı sebze tüketimlerimizde de çok bonkör olup hiçbir sebzeyi ayırt etmeden tüketmeliyiz.
vlilikte ilk gece korkusu : Kadın hiç yaşamadığı bir duyguyu yaşayacağı için heyecan duymakta ve aynı zamanda korkmaktadır . Erkek ise belki ilk beraberliğini yaşayacak veya hayatını birleştireceği kadınla ilk deneyimi olacaktır. Bu yüzden onda da başarılı olma duygusu ve korkusu hakimdir. Kızlık zarının yırtılması abartıldığı gibi acı veren bir olay değildir. İlk ilişki sırasında kadın belki bir iğne batması ve ya sinek ısırığı tarzında bir acı duyabilir ve ya duymayabilir ve az miktarda pembemsi bir kanaması olabilir,daha sonra ise daha evvel bilmediği bir dolgunluk ve bası hissi duyacak zaman ilerledikçe ve güven arttıkça bu dolgunluk hissi zevke dönüşecektir. İlişkinin ilk ayında her ilişkide belki başlangıçta çok hafif bir sızlama veya rahatsızlık duyulacak ama bu kısa sürede kaybolacaktır. Cinsel hayatınızı daha kolaylaştırmak ve vajendeki dolgunluk hissine alışabilmek için ilk hafta belirli aralıklarla beş – on dakika vajeninize bir tampon koyabilirsiniz. Bu hem kızlık zarındaki hem de vajina deki genişlemeye alışmanızı sağlayacak, rahatsızlık duymanızı engelleyecektir.
Kızlık zarının bozulmasından sonra kadınlarımızın ilk gece yaşadığı sıkıntıların ikinciside vajinismus dediğimiz vajina çevresini saran kasların spazmı sonucu cinsel ilişkinin imkansız yada çok ağrılı hale gelmesidir. Bu sıklıkla baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu yani aile ve sosyal çevre olarak cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna inanılarak yetiştirilen veya çok acı duyacaklarına inanan kadınların cinsel ilişki yaşayacakları sırada bilinçaltının koruma dürtüsü ile vajen girişindeki kasları kasması sonucu oluşur. Yapılması gereken sakinleşmek, belki belli bir süre ilişki denemesine ara vermek veya birkaç gün ertelemektir. Bu arada kadını rahatlatmak ona yaşanacakların evli çiftler arasında hak olduğunu, ayıp olmadığını ve ona zarar vermeyeceğini anlatmaktır. Eğer tekrar denememizde gene aynı sorunla karşılaşıyorsak yapmamız gereken şey profesyonel yardım almak yani bir hekime başvurmaktır. Hekiminiz sizin hem bedensel hem psikolojik olarak rahatlamanızı sağlayacaktır.
Cinsel ilişki sırasında kadını tedirgin eden olaylardan bir tanesi de gebe kalma korkusudur. Çocuk sahibi olmak istenmediği bir sırada gebe kalmak, bunun sorumluluğu veya kürtaj olmanın korku ve baskısı kadını cinsellikten uzaklaştıracak ve soğutacaktır. Evlenmek üzere olan çiftler hemen çocuk sahibi olmak istemiyorlarsa ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korunmalıdırlar. Korunmak için bazı yöntemlere evlenmeden önce başlanılmalıdır. Gebeliği önleyici haplar doktor kontrolünde alınmalıdır. Uygun zamanda başlandığında ilk cinsel ilişkiden itibaren gebelikten korurlar . İlk cinsel ilişkide gebelikten korunmak için kondom – prezervatif kullanılması da önerilebilirse de uygulamada pek rahat olmadığı görülmektedi
Erken boşalma cinsel istek kaybı
Erken boşalıyorum ne yapabilirim? Erken boşalma sorunum var, erken boşalıyorum, ne yapmalıyım? Erken boşalma tedavisi mümkün müdür, tedavi nasıl yapılır? Erken boşalma tanımı nedir? Erken boşalma erkeklerde orgazma ulaşma anında meni sıvısının çok erken ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıdır. Erken boşalma erkek cinsel sağlık ilk akla gelendir. Erkek için cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar incelendiğinde erken boşalma kavramı karşımıza çıkar. Erken boşalma değerlendirilirken Kadın erkek için cinsel istek kaybı benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzun1uğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir. İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırı1madığı veya saptırı1madığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır.
Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır. Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki a1ındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı o1abildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir (örneğin, oral seks gibi). Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocuk1uk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir. İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Bir ilişki disfonksiyonel hale geldiğinde, sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar. Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel disfonksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir. Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda anorgazmik o1acağı bilinmektedir. Estrojen eksikliğine bağlı ikincil vajinal atrofi (cerrahi sonrası veya menopoz sonrası), ağrılı ilişkiye neden olur. Eğer atrofi çok ilerlemişse krem veya hap şeklindeki estrojenle tedavisi çok başarılı sonuç verir. Organik pelvik veya genital hastalıklar da ağrılı ilişkiye ve giderek cinsel istek kaybına neden olabilirler. Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi). Kronik yorgun1uğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Jinekologlara göre, yuvaya gidemeyecek kadar küçük çocuğu olan her kadında, bu tip sorunlarla karşılaşıldığında kronik yorgunluğu akla getirmek gerekir. Klinisyenlerin, kadınlarda fiziksel yakınma veya seksüel fonksiyon bozuklukları ile uğraşırken, kronik yorgun1uğun da bir neden olabileceğini unutmamaları gerekir. Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir. Cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan veya cinsel fonksiyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkan diğer sorunlar.
A- Madde Bağımlılığı
1- Alkolizm
2- Diğer Madde Bağımlılıkları
B- Kişilik Yapısı
1- Obsesif/Kompulsif Kişilik
2- Histerik Kişilik
3- Pasif/Bağımlı Kíşilik
4- Pasif/Agresif Kişilik
C- Fiziksel Sorunlar
1- Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar.
2- Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği
3- Doğum Kontrol Hapları
4- İlaçlar
5- İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki
D- Duygusal Faktörler ve Stres
1- Bastırılmış öfke
2- Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke
3- Depresyon
4- Gebelik Korkusu
5- Kişiler Arasında Anlaşmazlık
6- Bedensel Görüntü Sorunları
7- Psikozlar
8- Kronik yorgunluk
a- Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma
b- Küçük Çocuk Bakımı
9- Orta,Yaş Krizi
E- Karşılanmayan Cinsel Değerler
ERKEN BOŞALMA : Boşalmanın (Ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına Erken Boşalma (Premature Ejaculation) denir. Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur. Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yaşın üzerindekilerin % 10 unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler.
Sebepler: Erken Boşalmanın birinci sebebi biyolojiktir. Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık 12-14 dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da gereksinim duyarlar. Kadınların yaklaşık % 10 u ise cinsel uyarılara rağmen hiçbir şekilde orgazm olamamaktadır. Diğer sebepler arasında ise günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi psikolojik faktörler önemli rol oynamaktadır. Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklarda rol oynamaktadır.
Tedavi: Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi, sık cinsel ilişkide bulunarak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir. Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.
Sıkıştırma Tekniği: Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini ereksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak sürdürülür. Masters ve Johnson bu tekniği öğrenerek uygulayanların % 98 inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir.
Dur-Başla Tekniği: Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalmaya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalmasını kontrol edesiye değin tekrar edilir. Boşalmanın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95 inde boşalmanın 10-15 dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir. Psikoterapi ve depresyon tedavisi: Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir.
Psikoterapi : Bu tip tedaviler önceleri marital tedavinin parçası iken giderek bağımsızlaşıp seks terapi (cinsel terapi) adını aldı. Cinsel terapi günümüzdeki kullanımıyla cinsel sorunları olan çiftlere uygulanan bir tür bilişsel davranış tedavisi olarak kabul edilebilir. Tedavi başarısında, uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisinin olduğu kadar çiftin tedaviye uyumunun, düzelme istek ve çabasının da rolü vardır. Tedavi şekilleri, bireysel psikoterapi, çift tedavisi, grup terapi, kendi kendine yardım programları, minimal terapist kontaktı ile terapi olarak sıralanabilir. 1970 öncesi, psikoseksüel işlev bozukluğunun tedavisi bireysel psikoterapiydi. Klasik psikodinamik teoriye göre seksüel yetersizliğin kökünde erken gelişim dönemi çatışmaları yatar ve cinsel, bozukluk yaygınlaşmış duygusal bozulmanın bir kısmının tedavi edilmesidir. Tedavide, bilinç dışı çatışmaların ortaya çıkarılması, motivasyon, fantezi ve değişik bireyler arası güçlükler üzerinde durulur. Bu yaklaşım cinsel işlev bozukluğunun tedavisini tam olarak sağlayamamış ve sorunun düzelmesi için davranışçı tekniklere ihtiyaç duyulmuştur. Davranışçı yaklaşımlar; çifte yönelik cinsel terapi (dual-seks terapi) davranış tedavisi, grup tedavisi ve hipnoterapidir. Ayrıca davranışçı tekniklerle psikanalizin birleştirilmesiyle oluşan analitik yönelimli seks terapisi de tedavide uygulanabilmektedir
Çifte Yönelik Cinsel Terapi : Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bir yöntemdir. Bu yöntemde eşlerle ayrı ayrı görüşülür. Bazı araştırıcılar, görüşmecilerin aynı cinsten olmasını yeğlerler. Görüşmede eşlerin her birinin geçmiş cinsel yaşamları, cinsel yaşamdan ve eşlerinden beklentileri, eşleri ile ilişkilerinin özellikleri araştırılır. Çiftin ilişkisinin uyumu, cinsel sorunlarının niteliği ve boyutları, eşlerin beklentilerine uygun bir değişimin gerçekleşebilirliği değerlendirilir. İlk görüşme aşamasından başlayarak tüm tedavi süreci boyunca en önemli güçlük insanların cinsel konuları konuşmakta çektikleri sıkıntıdır. Çifte cinselliğin doğal ve gerekli olduğu, çektikleri sıkıntının olağan ve herkes tarafından yaşanabilecek bir sıkıntı olduğu anlatılır. Ayrıca, cinsellik üzerine konuşma alışkanlığı olmayan kişilerin, sorunlarını tanımlayacak sözcükleri bulamamaları da beklenir. Hastaların sıklıkla kullandıkları “olmadı”, “başarısız oldum”, “normal değildi” gibi tanımlamalar sorunun niteliğine ilişkin hiç bir bilgi içermez. Bu aşamada karşımızdakini sosyokültürel düzeyine uygun ortak bir dil bularak cinsel işlev aşamalarına yönelik ayrıntılı sorular sorar ve sorunu net olarak anlarız.
Çiftle ön görüşmeler tamamlandıktan sonra terapist cinsel sorunun niteliksel ve niceliksel boyutlarını içeren bir tanımlamasını her iki eş için de yapar. Bütün davranış tedavilerinde olduğu gibi sorun alanları belirlendikten sonra, tedavi hedefleri çiftle birlikte saptanır. Görece kısa bir tedavi olan cinsel terapide, çiftin tedavinin anlamını, basamaklarını ve hedefini kavrayıp paylaşması büyük önem taşır, çiftin tedaviye katılımını arttırır ve direnci azaltır. Kuramsal olarak cinsel terapinin hedefi, davranış değişikliği, bilişsel (kognitif) yeniden yapılanma ve fizyolojik yanıtın değiştirilmesi olarak tanımlanabilir. Çifte tedavi programına ilişkin ayrıntılı bilgi verilir. cinsel ilişkide ve tedavi sürecinde karşılıklı sorumlulukları olduğu ve sonucu kendi katılımı ile çabalarının belirleyeceği anlatılır. Bir tür ön anlaşma yapılarak tedavi sürecinde cinsel yaşamlarına özel bir önem vermeleri, ev uygulamaları için gerekli koşulları sağlamaları istenir. Bütün davranış tedavilerinde olduğu gibi seks terapide de terapist tedavi sürecinde etkin rol alır. Terapistin yönlendiriciliği tedavinin başlarında daha belirginken tedavi sürecinin sonuna doğru giderek azalır ve terapist danışman konumuna geçer. Çiftin genel ve cinsel iletişimi geliştirilirken bir yandan da özel teknikler öğretilmeye başlanır. Çifte cinsel ilişkinin birleşme ve orgazmdan ibaret mekanik bir olay olmadığını göstermek için cinselliğin odağı cinsel organlardan tüm bedene yayılır. Bu çerçevede bir bakış açısı yerleştirebilmek için beklentileri ve alışılmış hedefleri ortadan kaldıran hatta yasaklayan ödevler verilir. Ev ödevleri duyumsal keşif (sensate focus) dönemiyle başlar. Çifte cinsel isteğini belli etme, ilişkiyi başlatma, eşinin cinsel isteğini reddetme durumlarına uygun ifade yolları geliştirmeleri için yardım edilir. Eşler arasındaki cinsel yaklaşımlarda esneklik ve değişkenlik sağlanmalıdır. Genelde seks terapinin yapısı hiyerarşik bir duyarsızlaştırma içerir. Bu temel yapı üzerinde her cinsel işlev bozukluğuna özel teknikler öğretilir.
Prematür ejakulasyon için Masters Ve Johnson ın “Squeeze-Sıkıştırma tekniği veya Semans ın “stop-start, dur-başla” tekniği kullanılır. Kaplan ın vurguladığı gibi prematür ejakulasyon niceliksel terimlerle tanımlanamaz. Önemli olan süre değil ejakulatuar refleks üzerinde istemli denetim olup olmamasıdır. Ejakulatuar denetim, refleks olarak ejakulasyon ortaya çıkmadan yüksek uyarılma düzeylerinin tolere edilebilmesidir. Tedavi, ejakulasyondan hemen önceki duyumların farkındalığını sağlayarak ejakulasyonu denetlemeyi öğretmeyi amaçlar. Erektil sorunların tedavisi, performans beklentilerini ve anksiyeteyi azaltmaya ve yeterli cinsel uyarılmayı sağlamaya odaklanmıştır. Ön sevişmenin süresi ve çeşitliliği arttırılır, kadının etkin katılımı sağlanır. Duyumsal keşif sırasında spontan ereksiyonlar ortaya çıktığında bunlar paradoksal olarak sıkıştırma tekniği ile yok edilebilir. Amaç her iki eşin de ereksiyonun oluşabileceğine inanmasının ve güven kazanmasının sağlanması ve ereksiyon olmadan da zevk alabileceklerinin öğretilmesidir. Zor vakalarda bunun için sabah veya uyku ereksiyonu da kullanılabilir. Davranışçı terapistler, cinsel işlev bozukluğunu öğrenilmiş uyumsuz davranış olarak kabul ederler. Davranışçı yaklaşımlar başlangıçta fobilerin tedavisinde kullanılmaktaydı. Cinsel işlev bozukluğu vakaları da cinsel ilişki fobisi olan hastalar olarak değerlendirilir. Geleneksel teknikler kullanılarak, hastada anksiyete yaratan durumlar hiyerarşik bir düzen içinde sıralanır. Standart bir sistematik duyarsızlaştırma programı izlenerek hastanın anksiyetenin üstesinden gelmesi sağlanır.
Bu program, anksiyete doğuran öğrenilmiş yanıtın, anksiyete karşıtı cesaret verici davranışlarla engellenmesi esasına dayanır. Tedaviye en az anksiyete uyandıran durumun hayal edilmesi ile başlanır ve adım adım en fazla anksiyete uyandıran duruma ulaşılır. Hastanın cinsel ihtiyaçlarını korkmadan ve açıkça ifade etmesi açısından destekleyici yaklaşımların kullanılması da faydalıdır. Hastanın evde uygulamasına yönelik cinsel etkinlik ödevleri verilebilir ve geçmişte en çok hoşlanılan ve başarıyla uygulanan etkinlikler en yukarıda yer almak üzere hiyerarşik bir düzen kurulabilir. Hastanın cinsel partnerinin duyarsızlaştırma programına katılımı ile tedavi şekli biraz değiştirilebilir. Bu durumda,hastanın tedavi seanslarında elde ettiği kazançları evde cinsel etkinliğe dönüştürmesine yardım edebilecek işbirliği yapan bir partnere gerek vardır.
Cinsellik cinsel ilişkinin yararları
Cinsellik beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikte zevk hormonları olarak sakinlik verir tatmin hisleri yaratır. cinsel ilişki keyif maddesidir; Endorfin, serotonin ve dopamin coşku yaratır.
Beş duyu organı, okşanmakla, yemekle, içkiyle uyarıldığında bu duyular doğrudan beyne ulaşır. cinsel ilişki acıları azaltır; Cinsel tatmin acı eşiğini yükseltir. Bu da endorfinin etkilerinden biridir. Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir. cinsel ilişki kasları gevşetir; okşanmaların yarattığı mekanik etkiyle, haz alınan uyarılmalar vücuda yayılır. Derideki hassas alıcılardan uyarılar iliklere ve beyne taşınır. Beyinden gelen emirle kaslar gevşer.
√ cinsel ilişki kan dolaşımını arttırır; Cinsel uyarılma sırasında kan akışı cinsel organlarda yoğunlaşır, bir miktar da bütün vücuda yayılır. Arterler önce gerilip zevk anında gevşer. cinsel ilişki kalbi çalıştırır; Cinsel uyarının en yüksek noktasında kalp atışı dakikada 110-180 e çıkar.
Ancak bu etki, seksin sporun yerini dolduracağı anlamına gelmez. Çünkü cinsel ilişki kısa sürelidir. cinsel ilişki daha formda hissetirir; Sevişme sırasında harcanan kalorinin zayıflatıcı etkisi vardır. 20 dakikalık bir ilişkide 200 kalori kaybedilir. bu yarım saat tenis oynamakla eşdeğerdir.
√ cinsellik adeti düzenler; Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.
√ cinsellik olumlu düşünmeyi sağlar : Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşüncelerin ve takıntıların oluşmasını önleyip olaylara olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmayı sağlar.
√ cinsellik bağırsakları çalıştırır : Cinsel ilişki sırasında karın kaslarının kasılması, derinlere kadar etkisini gösteren bir masaj gibidir. Bunun bağırsaklar üzerinde laksatif etkisi olur.
√ Cinsellik ile ilgili diğer bir araştırma : Depresyon riski daha az: Bir araştırma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük çıktı.
Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin, boşalma sonrasında kadının kanına karıştığını tespit ettiler.
Bilim adamları cinselliğin insan sağlığı üzerindeki etkisini araştırıyor. Denekler üzerinde yapılan incelemede sevişmenin özellikle erkeklerde kalp krizi riskini azalttığı ortaya çık
Cinsel uyarılma orgazm güçlüğü
cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğü, performans anksiyetesinin en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor.
• Anatomik sorun, diyabet, koroner kalp hastalıkları gibi fiziksel sorunlar ya da psikolojik kökenli sorunlar, cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğüne yol açabiliyor.
• Bunların yanı sıra, kadının yeterli cinsel deneyimi olmaması, dikkatini cinsel ilişkiye verememesi veya partneri tarafından şu ya da bu nedenle yeterince uyarılamaması da beraberinde orgazm güçlüğünü getiriyor.
• cinsel uyarılma ve orgazm güçlüğü yaşayan kadında bir süre sonra olumsuz beklenti, yani Yine orgazm olamayacağım kaygısı ortaya çıkmaya başlıyor.
• Bu durum bazen şiddetli boyutlara ulaşarak takıntıya dönüşebiliyor.
• Kadının orgazma ulaşmasında sadece partnerinin dokunuşları yeterli gelmiyor.
• Aynı zamanda vajinal bölgesine yeterli düzeyde kanın ulaşması gerekiyor.
• Ancak, kadın çeşitli nedenlerden dolayı orgazm olmakta güçlük çektiğinde, stres devreye giriyor ve bu sorun karşısında vajinal bölgede kanlanmayı engelleyen adrenalin hormonu salgılanmaya başlıyor.
• Bunun sonucunda, kadın yine orgazm olmakta güçlük çekiyor.
• Yani, bir kısırdöngü oluşmaya başlıyo
Cinsel taciz şiddet seks sorunları
Cinsel tacizin tanımı konusunda tartışmalar sürmektedir, ancak çok özetle daha yaşlı ya da otorite konumundaki, ya da güvenilen birisinin gerçekleştirmesi ve bundan doyum sağlaması ile karakterizedir. Cinsel taciz direkt ya da in direkt olabilir. Vaginal, anal, oral cinsel ilişki, göğüsleri, kalçaları okşamak, cinsel içeriği olan öpücük direkt cinsel taciz grubuna girer.
√ İndirekt cinsel taciz , Cinsel ilişki teklifi, açıkça cinsel organını gösterme, ya da kurbanın cinsel organını seyretme, çıplak fotoğraflama, ya da erişkinlerin cinsel ilişkisini seyretmeye zorlama gibi. İngiltere de bu tartışmalar 1987 de başladı. Ünlü bir televizyon yapımcısı bu konuyu işledikten sonra 3 gün içinde 60.000 telefon aldı. Çoğunluğu çocukluklarında yaşadıkları tacizi anlatan erişkinlerdi. Bu olaydan sonra olaya agresif yaklaşıldı ve bir çok çocuk ailelerinden ayrıldı bu belkid e tacizin kendisinden daha yaralayıcı oldu.
√ Çoğu kurban (taciz mağduru) ileriki yıllarda bu durumu önemsemez ya da sıkıntıları ile taciz arasında bir bağ kuramaz. Bir grup aradaki ilişkiyi kurar ancak yaşadığı olayla ilgili hissettiği utanç duygusu bu hatıraları bastırmasına ve yardım aramamasına neden olur ancak bunun bedelini çeşitli bedensel ağrılar, kendine güvensizlik, kabuslar, depresyon, cinsel sorunlar gibi çeşitli farklı şikayetlerle öder.
√ Cinsel taciz yaşamış olanlar için bir çok durum tetikleyici olabilir ( saldırganın ölümü, evlilik, çocuk doğumu, evin soyulması, yıldönümü gibi). Flashbakler ya da kabuslarla hatıralar geri dönebilir. Çocukken ya da daha sonra yaşanmış cinsel taciz çoğunlukla kişi farkında olsa da olmasa da ciddi bir ruhsal yaralanma olup etkisi çoğunlukla uzun yıllar hatta ömür boyu sürebilir. Eğer bu kişiler durumun farkında değil ya da inkar içinde ise genellikle aşağıdaki belirtiler için yardım ararlar.
√ Depresif bulgular: Suçluluk, utanç, düşük özgüven, giderilemeyen bir kayıp duygusu.
√ Anksiyete (sıkıntı): Genel anksiyete, fobiler, panik, travma semptomları (kabuslar, flashback= anlık hatırlamalar, dissosiasyon = yabancılaşma hissi) belirtileri.
√ Cinsel sorunlar: Cinsel işlev bozuklukları, kaçınma, cinsel agresif ve kompulsif (zorunlu tekrarlayıcı) davranışlar, cinsel kimlik karmaşası ve genel cinsel tatminsizlik.
√ Kişilerarası problemler: Yakın ilişki kurma ya da sürdürmede zorluk. Tatminsiz ilişkilere sürekli girme kalıbı (taciz şiddet dolu), isteği, erkek ya da kadınlara güvenmeme, izolasyon, ana-babalık yapamama, zayıf sosyal ilişkiler.
√ Kendine zarar verme davranış kalıbı: Uyuşturucu kullanma, yeme bozukluğu, sigara basma, jilet kullanma, intihar girişimi, kendine gevşeme ve rahatlama için zaman ayırmama.
√ Algılama bozuklukları:Gölge şekilleri görme, ayak sesleri duyma, birisinin dokunduğunu hissetme.
√ Somatik şikayetler: Cinsel bölgede ağrı, migren, uzun süreli uyku bozukluğu
√ Agresif davranışlar: Cinsel taciz, saldırı, ya da antisosyal davranışlar.
√ Tacize uğrayan ne hisseder?
º 1- Her şey gizli kalmalı (aile yıkılabilir)
º 2- Çaresizlik, sevgi objesini kaybetme korkusu; kendini suçlar ve kendinden nefret eder.
º 3- Tutsaklık ve süreklilik varsa çocuk bu duruma adapte olabilmek için uzun dönemde patolojik bağımlılık, kendine zarar verme davranışları, dissosiasyon (yabancılaşma hissi), çoğul kişilik gibi savunma mekanizmaları geliştirir. Bir çocuk için onu önemsemeyen, zarar veren bir ana-baba imajı dayanılamayacak kadar acı bir durumdur o nedenle çocuk tacizi kendisinin provake ettiğini düşünmeye başlar.
º 4- İtiraf: Çoğunlukla olmaz, olursa babaya inanmak özellikle annenin işine gelir.
º 5- Geri çekilme; itiraf başladığında olayların büyümesi üzerine çoğunlukla geri çekilir.
√ Bir çalışmada fahişelerin %75inin ensest ilişki yaşadığı bulunmuş.
√ Tacize uğrayan erkekler ne hisseder:
º 1- Çekinirler çünkü erkeklere göre erkek kurban olamaz eğer olurlarsa kadınlar kadar incinmezler
º 2- Daha yaşlı bir kadınla birlikte olmak bir ayrıcalıktır ve taciz ancak bir erkek tarafından gerçekleştirilirse tacizdir inanışı çok sıktır.
º 3- Kendini koruyamama ve intikam alamama ile ilgili utanç daha sık.
º 4- Telafi edici maço davranışlar.
º 5- Erkek kimliğinin algılanması ile ilgili güçlükler, duygusal yakınlık ve feminen davranışlardan kaçınma.
º 6- Taciz esnasında aynı cinsle birlikte olunduğunda ilişkiden zevk alma ya da pasif kalma ile ilgili kafa karışıklığı.
º 7- Taciz esnasındaki çaresizliği telafi etmeye yönelik güç/kontrol dinamikleri ile ilgili denemeler.
º 8- Erkeklerin duyguların belli etmeme gerekliliğine uygun olarak duyguları dışlama.
º 9- Sonuç ve içerikle fazlaca ilgilenerek duyguları reddetme eğilimi.
Olay tacizde olsa stimülasyona (uyarıma) bağlı olarak kurban bu durumdan zevk alabilir ve bu nedenle kurbanın öfkesi kendine yönelir ve kendini yeterince korumadığından kendisini daha az erkek hisseder.Ve ardından bunu kompanse (telafi) etmek için abartılı maço davranışlar, homofobik (homoseksüellikten nefret), cinsel agresif davranışlarda bulunabilir, hatta cinsel saldırılara kalkışabilir.
√ cinsel taciz ve şiddetin tedavisi:
Cinsel taciz yaşandıktan çok sonra bile olumsuz etkilerini sürdüren, çoğunlukla hatırlanamayan, kaçılan, önemsenmeyen ancak hatırlandığında çok çok acı veren Bir durumdur. Siz artık kurban değilsiniz. Sizi üzenler ya öldüler ya da çok yaşlılar, saldırganlar şu an ya pişman ya da pişmanlık duyamayacak kadar hasta.
Unutmayın kurban olmaktan kurtulmanın en basit ve ilkel biçimi saldırgan olmaktır, bu tuzağa düşmeden gerekli yardımı bu konuda uzman kişilerden alın. Çünkü uygun yardımla, ya da en azından bu konuda bilinçlenmekle, yıllardır savurduğunuz enerjinizi kendi mutluluğunuz için harcayabilirsiniz.
Unutmayın şu an bilinçsizlikten dünya da çok sayıda çocuk tacize uğruyor. Belki bunlardan biri sizin çocuğunuz, akrabanız ya da öğrencinizdir. Onların bu konudaki şikayetlerini ciddiye alın. çocuklarınıza sahip çıkın onları yalnız bırakmayın. Unutmayın insanı en çok en güvendikleri yaralayabilir.
Tacizi alışkanlık haline getirenler çok akıllıca davranır ve onları yakalamak çok çok güçtür. Ve bu insanların içindeki bu olmaması gereken dürtüler onları bir çocuk parkında bekçi olmaya, çocuk yuvalarında çalışmaya ya da çocuklara çok sevecen davranıp, siz yetişkinlerin güvenini kazanmaya itebilir. Tüm bunları yaparken çocuğunuzun çevresine olan güvenini yitirmemesi için denetiminizi akıllıca ve ona belli etmeden yap
Cinsel gücü arttırıcı maddeler
insel istek uyarıcı gücü arttırıcı maddeler; vücuda dışarıdan alınan ilaç, hormon ve bir takım maddelerin cinsel davranışlar üzerinde belli uyarıcı etkileri olabilir. cinsel istek uyarıcı gücü arttırıcı maddeler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği ya da hazı değiştirebilirken başkaları, sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştırır. Ancak cinsel istek uyarıcı gücü arttırıcı maddelerin çoğunluğu ne yazık ki cinsel istek ve duyumları çoğaltmaktan çok azaltma yönünde etki yaparlar. cinsel istek uyarıcı gücü arttırıcı olarak bilinen maddelerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerine etki yaparlar.
Bazılarıysa doğrudan doğruya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar. Ayrıca birtakım ilaç ya da maddeler sarhoşluk, gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıklarına yol açarlar. Uyarıcı maddelerin hangi koşullar içinde alındığı da etki açısından önem taşır. Buna en iyi örnek LSD kullananların durumunda görülür. LSD, genellikle cinsel isteği yok edici olarak bilindiği halde bu maddeyi erotik bir ortamda alan ya da maddenin bu özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi uman bireylerde bu tür beklentiler doğrultusunda cinsel isteğin arttığı görülmüştür.
cinsel istek uyarıcı gücü arttırıcı maddelerin erkekler üzerindeki etkileri günümüzde oldukça iyi bilinmekte, buna karşılık kadınların çoğunun maddelere gösterdikleri tepkiler, erkeklerinkine benzer olması tahmin edilerek değerlendirilmektedir. Bunun nedeni, cinsel tepkilerin erkek bedeninde çok daha rahatlıkla ölçülebilir olmasıdır. Bu konuda pek çok araştırma yapılmakla birlikte cinsel uyarıcı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır.
Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhangi bir kimyasal maddeden söz etmek henüz mümkün değildir. Halk arasında özellikle yaygın inanışlara konu olan adamotu, aslan perisi tozu, gergedan boynuzu gibi etkili olduğu sanılan afrodizyaklardan başka cinsel uyarıcı nitelikleriyle tanınan maddeler ; Alkol. Alkol, beynin merkezleri üzerinde etki yapan bir maddedir ve tarih boyunca cinsel etkinliği arttırdığı düşünülmüştür. Gerçekte alkol beynin korku ve endişe ile ilgili merkezlerini uyuşturur. Bundan dolayı kişiyi yürekli kılar.
Fakat yüksek dozlarda, tanıma ve bilinç işlevlerini sekteye uğratır. En had durumdaysa felç benzeri bir sonuç yaratarak kişiyi tamamıyla duyarsızlaştırır. Shakespeare”in deyişiyle; İstekleri kışkırtır, fakat etkinliği götürür. Özellikle erkeklerde ciddi alkoliklik sorunu olan kişilerin tamamıyla cinsel iktidarlarını yitirdikleri görülür. “Barbiturat” deyimiyle anlaşılan yatıştırıcı, sakinleştirici ilaçların etkisi de aynen alkole benzer. Bunlar beynin cinsellikle ilgili merkezlerini uyarmazlar, fakat az bir dozda alındıklarında kişiyi kaygılarından ve çekingenlikten kurtardıkları gibi, doz biraz fazlalaştıkça cinsellik de dahil olmak üzere tüm davranışları kısıtlarlar.
Esrar ve Halusinojen maddeler. Halusinojen madde olarak sınıflandırılanlardan LSD, bilinçte ve algılamada çok güçlü değişimler oluşturur. Dolayısıyla cinsel davranışları da etkiler. Kişilerin LSD maddesinin etkisi altındayken yapılan cinsel birleşmeyi “erotik” olarak algıladıkları, ve bütün bu yaşantıyı “ilginç” buldukları gözlenmiştir. Genellikle LSD maddesi bedende kişiden kişiye pek çok farklılıklar içeren tepkiler oluşturur. Fakat kesin olan şudur ki, bu madde insanın erotik duyumlarını pek çok başka duyum ve düşüncelerle birlikte algılamasına yol açar ve cinsel olayı bir uzaklıktan yaşamasına neden olur.
Esrar ,çok daha hafif ölçüde halusinojen bir maddedir. Erotik uyarıcılığı konusunda varılmış kesin bir sonuç olmamakla birlikte birkaç esrar sigarasının cinsel yaşantıya yoğunluk kazandırdığını bildirenler çoktur. Bunlar hafif dozda esrarın kendilerini daha duyumsal, daha tepkisel ve cinselliğe daha yatkın hale getirdiklerini söylerler. Bu konuda ve özellikle esrarın adale kasılmaları üzerindeki etkisiyle ilgili olarak araştırmalar yapılmaktadır. Esrarın genellikle kişiyi alkol gibi rahatlatarak erotik duyarlılığını arttırdığı görüşü egemendir.
Amfetamin. Amfetamin, beyin üzerinde etkili bir madde olup cinsel uyarıcı olarak da kabul edilir. Alışkanlığa yol açabilen bu madde özellikle batı toplumlarında yaygın bir şekilde cinsel uyarıcı olarak kullanılmaktadır. Öte yandan ciddi bir amfetamin ahşkanlığına kurban olan kişilerin ruhsal bozukluk içine düştükleri ve dolayısıyla cinsellikle ilgilerinin kalmadığı bir gerçektir.
Kokain. Kokain kullananlar, bu maddenin etkisi altındayken cinsel birleşmenin olağanüstü tatlı bir zevk olduğunu ileri sürerler. Yine bu durumda da çok ciddi bir bedensel alışkanlık oluştuğunda kokain isteği, kişinin cinsel isteğini öldürerek onun yerini almaktadır. Amfetamin gibi kokain kullanımı da ilk başlarda kişide genel bir libido çoğalmasına yol açmakta, cinsel isteğin artışına koşut olarak da cinsel etkinlik derecesi yükselmektedir. Ayrıca, bu etkilerin saptanmasında maddenin damardan alınışının da etkiyi çoğaltan bir etmen olduğu görülür. Fakat maddenin kullanımı alışkanlık düzeyine vardıktan sonra libidoda genel bir düşüş izlenmeye başlanır.
Androjen. Androjenin hem cinsellik organlarını etkileyen sinirler üzerinde hem de beynin cinsellik merkezleri üzerinde etkisi vardır. Bu, aynı zamanda bilinci değiştirmeksizin ve libido artışının değerini sıfıra indiren başka yan etkiler oluşturmaksızın cinsel güdüyü uyandıran tek maddedir. Androjen erkeklerde ve kadınlarda davranış bozukluklarına yol açmadan cinsel istek ve etkinliği artırır. Bedende androjen noksanlığından kaynaklanan iktidarsızlık sorununa çözüm getirir. Fakat böyle bir noksanlık söz konusu olmadan alındığında androjen farklı etkiler oluşturabilir. Bazı erkeklerde testosteron şeklinde alınan androjen belli sınırlar içinde libidoyu çoğaltır. Testosteron verilen kadınların cinsel güdülerinde de artış görülür. Bu afrodizyak etkisinden dolayı androjen iktidarsızlık durumlarında bazan ilaç olarak önerilir. Tek sakıncası, bir takım yan etkilere yol açabilmesidir. Örneğin kadınlarda aşırı kullanmanın, sivilceler gibi tepkilere, erkeklerdeyse prostat kanserine neden olduğu izlenmiştir.
Kantarid, idrar yolu ile idrar torbasını tahriş ederek yalancı ereksiyona yol açar. Bir çeşit priapizm olarak nitelendirilen bu durum, erkeğin cinsel organı için bir tehlike oluşturur, tam bir iktidarsızlığa ya da ölüme yol açabilir.
Amil nitrit olarak bilinen ikinci madde ise damar açıcı bir ilaç olup, cinsel organlardaki kan dolaşımını artırmakta, böylece cinsel heyecanı etkilemektedir. Fakat bu ilacın cinsel birleşme sırasında kullanımı yine tehlikeli sonuçlar doğurup ölüme bile neden olabilmektedir.
Bu türden sentetik maddelerin dışında, doğrudan doğruya hayvanlarda ya da bitkilerden elde edilen bazı geleneksel afrodizyaklar da bulunmaktadır. Bunlar, çok eskiden beri geleneksel toplumlarda cinsel isteği arttırmak amacıyla kullanılan ama kesin etkileri konusunda bilimsel bir kanıt bulunmayan maddelerdir:
Saparna. Bu bitkinin çeşitli kısımlarından elde edilen karışımlar ilk kez Latin Amerika yerlileri tarafından afrodizyak olarak kullanılmıştır. Saparnadan elde edilen bu karışımlarda çeşitli hormonların bulunduğu saptanmıştır.
Çadıruşağı otu. Bu çok kötü kokulu ve sadece Asyada yetişen bitkiden elde edilen tonik, Doğu ülkelerinde hem genel bir uyarıcı hem afrodizyak olarak kullanılmıştır.
Ginseng. Çinde binlerce yıldır ilaç yapımında kullanılan bu ot son yıllarda Batıda çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Genel bir uyancı olarak depresyonlara karşı ve enerji vermek amacıyla kullanılan ginseng”in afrodizyak etkileri olduğunu ileri sürenler de vardır.
Meyan kökü. Tıpta yaygın bir kullanım alanı olan bu bitkiden elde edilen tozun maden suyuna karıştırılmasıyla özellikle kadınlarda etkili olan bir afrodizyak elde edildiği söylenmektedir. Meyan kökünün kimyasal yapısıyla cinsiyet hormonları arasında bir benzerliğin bulunduğu saptanmıştır.
Rezene. En eski afrodizyak maddelerden biri olan rezeneden çay da yapılabilmektedir. Afrodizyaklarda kullanılan, rezenenin tohumudur.
Polen. Genel bir canlılık ve enerji kaynağı olarak yararları hekimlerce de kabul edilen polen (çicek tozu) erkeklerde prostat bozukluklarını, kadınlardaysa menapoz sorunlarını çözümlemek için kullanılır. Polenin yapısı incelendiğinde, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonlarını içerdiği görülmüştür. Bu nedenle son yıllarda afrodizyak olarak kullanımı daha da yaygınlaşmıştır.
Yohimbin. Bu, Afrikada yetişen yohimbin ağacının kabuklarından elde edilen bir maddedir. Afrodizyak olarak kullanılması vücuttaki kanın cinsel organlara hücum etmesini kolaylaştırmasındandır.
Adamotu. Bu bitkinin kökünün de afrodizyak nitelikte olduğu öne sürülmektedir. Ortaçağda, adamotundan yapılma kemerler, iktidarsızlığı gidermesi amacıyla erkeklerin beline bağlanırdı.
E vitamini. Bu vitamin son yıllarda bir afrodizyak olarak sunulmuşsa da insanın cinsel yaşamı üzerindeki etkisi hakkında herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Ancak, E vitamininin eksikliği, kısırlığa ve cinsel güçsüzlüğe yol açabilmektedir. Buna karşılık E vitamini fazlalığının cinsel isteği arttırdığı yolunda bir kanıt yoktur.
Yiyecekler. Eskiden beri çeşitli toplumlarda değişik yiyeceklerin afrodizyak etkisi olduğu düşünülür. Sığır eti, yumurta ve özellikle yumurta sarısı, soğan ve istiridye bunların başında gelir. Çoğu zaman erkek hayvanların ve özellikle boğaların erbezleri de bir afrodizyak olarak görülür. Bunlar cinsiyet hormonları içerdiği için belli bir etki yapabilirler, ama bu hormonlar büyük bir olasılıkla sindirim sırasında midede tahrip olmakta ve kana karışamamaktadır.
Gergedan boynuzu. Toz haline getirilmiş gergedan boynuzu da Çinliler tarafından kullanılmış ama hiç bir etki yapmadığı saptanmış bir maddedir.
Testosteron. İnsan vücudunda üretilen en önemli erkek cinsiyet hormonudur.
Erkek ve kadınlarda cinsel arzu bu hormona bağlıdır. Bu hormon kadınlara da verilebilmekte, ama çok uzun süre kullanıldığı takdirde kadında bıyık ve kalın ses gibi erkek özelliklerinin belirmesine neden olmaktadır. Testosteron, çoğu ülkelerde ancak reçeteyle satılabilmektedir.
Padişah macunu. Çok sayıda otun ve baharatın karışımından elde edilen bir macun. Belli bir enerji vermesi ve özellikle de içindeki baharatın idrar yollarını ve idrar torbasını güçlü bir biçimde uyarması nedeniyle cinsel organların da uyarılmasını sağladığı bilinmektedir. Ancak sindirim sistemine ve mideye de zararlı olan bu maddenin aşırı tüketimi, gastrit ve ülsere yol açmaktadır.
Azalmış cinsel işlev bozukluğu
Azalmış cinsel işlev bozukluğu :
• Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol açar.
• Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkişine bağlı olmayıp, asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine bağlı olmamalıdır.
• azalmış cinsel işlev bozukluğundan etkilenen kişiler genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması halinde ise isteksizce eslik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin miktarını, başka nedenlerle (eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler.
• Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir.
• Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar normal de olabilir. Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır.
• Araştırmalara göre beş kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır. İstek azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. azalmış cinsel işlev bozukluğu uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak ta gelişebilmektedir.
• Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.
• Cinsel istek azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler, tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi bir iletişimin olmaması sayılabilir.
• Rahatsızlık genellikle erişkinliğe geçiş döneminde başlar. Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi kullanılı
Zifaf Gecesi Seçimi – Cinsel Sağlık
zifaf gecesini, gelinin adet kanamasından hemen sonraya ya da onun hemen gebe kalması isteniyorsa, yumurtlama günü civarına rastlatırlardı. O zaman kadının doğum makinesi şeklinde görülmesi doğal bir durumdu.
Fakat günümüzde, genç evliler yeni evliliklerinin tadını çıkarmak istiyorlarsa veya her ikisi birden çalışacaklarsa, zifaf gecesini bu günler içinden seçmek yanlıştır. Böyle önemli bir günün eski geleneklere bağlı kalınarak seçilmesi durumunda, ilk gebelik çoğunlukla çocuk aldırmakla son bulacaktır ve ne yazık ki, öyle olmaktadır. Eşlerin doğum kontrolü hakkında açık açık konuşması evliliğin ilk gecesinde, çok zor bir durumdur.
Ben, zifaf gecesini, beklenen adet kanamasından önceki son haftaya rastlatmanın en uygun zaman olacağı görüşündeyim. Eğer olanaklıysa genç kız evlenmeden önce bazal ısısını ölçmeli, yumurtlamanın zifaf gecesine kadar tamamlandığından emin olmalıdır. Aşağı yukarı bir hafta sonra genç evliler balayı seyahatinden dönecek ve büyük yaşantıya alışmış olacaktır.
Bu sıralarda kadında evliliğin ilk kanaması olacaktır. Böylece yeni evliler için bir değişiklik oluşacak, ellerine aile planlaması veya doğum kontrolünün önemi hakkında konuşma olanağı geçecektir.
Bu şekilde genç evlilerin ilk çocuklarına istemeden, sahip olmaları önlenecektir.
Birçok yeni evli, benim önerdiğim, zifaf gecesini seçmek yöntemini başarıyla uygulamıştır. Bir zamanlar eski tip anneler, geleneksel yönteme göre kızlarını evlendirmek isterdi; “kızımı temiz olduğu zaman evlendirmek istiyorum”, derlerdi. Buna göre, kanamanın bitiminden sonra kız temiz oluyordu. En büyük saçmalıktır bu. Yoksa ihtiyar anne, evlenen kadında bir daha adet kanaması olmayacağını mı düşünmektedir? Kızın kanamadan önce veya sonra evlenmesinin ne ayırdı var?
Önemli olan, olanaklı olduğu kadar uygun bir günün evlenme günü olarak seçilmesidir. Birçok durumda yeni evliler, kör inançları olan anne-babaların sözlerine kanmıştır. Bunun sonucu da, evlendikten hemen sonra bir çocuklarının dünyaya gelmesi olmuştur. Birçok durumda genç kadınlar bu durumda Japon kanunlarının izin verdiği, çocuk aldırmak olanağına başvurmaktadır.
Fakat gerek tıp açısından, gerekse psikolojik yönlerden, çocuk aldırmanın tehlikeleri ne kadar çok ihtar edilirse edilsin, gene de az şey söylenmiş demektir
Layajlar – Cinsel Sağlık
Cinsel zevkin tadını çıkarmak isteyen kadınlara cinsel ilişkiden hemen sonra vaginayı yıkamaları önerilmez. Bu yöntem her iki eş için de hoş değildir. Fakat özellikle kadınlar erkeğe sarılmış halde ye orgazmın yavaş yavaş hafifleyişini duyumsamak ister. Öte yandan lavajlar gebe kalmak olasılığını azaltmaz.
Lavaj için vücut ısısında su (%90) ve asit borik (%10) karışımı kullanılır. Fakat bu sadece başka bir yöntemin yeterli olmadığından şüphelenildiği zamanlarda yardımcı olarak uygulanmalıdır. Örneğin prezervatif yırtılırsa, lavaj yapılmalıdır. Uygun bir lavaj aleti yoksa, parmağın çevresine bir tabaka pamuk sarılır, sonra parmak su ve asit borik karışımına daldırılır ve bununla vagina içi temizlenir.



