Sargı Üzerine Mesh
21 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Kırılan veya yarası bulunan bir uzvu (organı) yıkamak zarar verince, kırık üzerindeki tahtaya veya yara üzerindeki sargıya, hem abdest ve hem de gusül için bir kez meshedilir. Bu mesh de zarar verirse, terk edilir.
Elde, tırnakta ve diğer uzuvlarda bulunan herhangi bir yara üzerine konulmuş sakız, pamuk gibi şeylerin veya ilâçların üzerine de zaruret halinde bir kere mesh yapılır. Bunlara sıcak su zarar vermiyorsa, mesh yeterli olmaz, yıkamak gerekir. Yapılacak meshin bütün sargıyı kaplaması gerekmez; çoğunluğunu meshetmek kâfi gelir.
Sargıyı çözmek zarar veriyorsa, özürlü yerin etrafını sargı altından yıkamak gerekmez. Bunlardan açık bulunan yerleri meshetmek yeterlidir.
Böyle bir sargı üzerine yapılan mesh için belli bir müddet yoktur. Özür devam ettiği müddetçe sargı üzerine mesh yapılır. Bu sargının taharet hali üzere (abdestli olarak) sarılmış olması da şart değildir.
Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra sargı değiştirilirse, tekrar mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, onun üzerine başka bir sargı daha sarılmış olsa, yeniden bir mesh daha yapılmaz. Henüz özür kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz.
Bir özürden dolayı iki ayaktan biri üzerine mesh yapılınca, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de yıkamak hükmündedir.
Özür tamamen kalkınca, mesh bozulmuş olur, artık sargı üzerine mesh yapılmaz. Yerinin yıkanması gerekir.
Yakmaz
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
yaþlý kadýn yolda aðýr adýmlarla yürümektedir.
Arkadan gelen biri soluk soluða….”Ana” der,”sizin mahalle yanýyor,ateþ her yaný sardý.senin eve doðru geliyor.”
kadýn hiç istifini bozmaz.aðýr aðýr yürümeye devam eder.
haberi getiren ”herhalde anlamadý” der.
ve felaket haberini bir kez daha tekrar eder….Halbuki yaþlý kadýn herþeyi çok iyi anlamýþtýr….ve o bir ALLAH dostudur.
Sakin ve herþeyden emin bir yüz ifadesiyle,heyacanlý haberciye döner,tane tane konuþur:
”Meraklanma evladým! Benim eve hiç bir þey olmaz.Çünkü O gönlünü yaktýðý kulunun bir de evini yakmaz….
PEYGAMBERÝMÝZE (S.A.V) BENZÝYORDU
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Mus’ab bin Umeyr, Müslüman olan Medîneli müslümanlar ile ikinci Akabe bîatýnda bulundu. Bedr savaþýnda sancaktâr olup, büyük gayret ve kahramanlýk gösterdi. Süveyd bin Harmale ile birlikte Abdüddâroðullarýndan Bedir savaþýna katýlan iki kiþiden biri idi. Mus’ab, Uhud savaþýna da katýldý. Yine sancaðý o taþýyordu.
Bu savaþta Peygamberimizin yanýndan ayrýlmayarak saldýranlara karþý koyuyordu. Ýki zýrh giyinmiþti. Bu hâliyle Peygamberimize benziyordu.
Peygamberimize benziyordu
Müþrik ordusundan Ýbn-i Kâmia adýnda biri Peygamberimize saldýrýrken, Mus’ab bin Umeyr onun karþýsýna çýktý. Bu müþrik, bir kýlýç darbesiyle Mus’ab bin Umeyr’in sað kolunu kesti. Mus’ab bunun üzerine sancaðý derhâl sol eline aldý.
Mus’ab o esnâda; “Muhammed (aleyhisselâm) ancak resûldür. Ondan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiþtir” meâlindeki Al-i Ýmrân sûresinin 144. âyet-i kerîmesini okuyordu. Ýkinci bir darbe ile sol kolu da kesilince, sancaðý kesik kollarýyla tutup göðsüne bastýrdý ve yine ayný âyet-i kerîmeyi okudu. Bu hâliyle kendini Peygamberimize siper yapan Mus’ab bin Umeyr’in üzerine hücum eden Ýbn-i Kâmia, vücûduna bir mýzrak sapladý ve Mus’ab bin Umeyr yere yýkýlýp þehîd oldu.
Mus’ab bin Umeyr zýrh giydiði zaman, Peygaberimize benzediði için müþrikler onu þehîd edince Peygamberimizi ödürdüklerini zannetmiþlerdi.
Hz. Mus’ab þehîd olunca; onun sûretinde bir melek, sancaðý aldý. Mus’ab’ýn þehîd düþtüðünden Resûlullahýn henüz haberi olmamýþtý. “Ýleri ey Mus’ab ileri!” diye sesleniyordu. Bunun üzerine bayraðý elinde tutan melek, geri dönüp Resûlullah efendimize; “Ben Mus’ab deðilim” diye cevap verince, Resûlullah sancaðý elinde tutanýn melek olduðunu anladý. Bundan sonra Peygamberimiz sancaðý Hz. Ali’ye verdi.
Resûlullah efendimiz, Mus’ab bin Umeyr’i þehîd olmuþ görünce, baþý ucuna dikilerek Ahzâb sûresinden:
“Mü’minlerden öyle yiðitler vardýr ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadâkat gösterdiler. Onlardan bâzýlarý þehîd oluncaya kadar çarpýþacaðýna dâir yaptýðý adaðýný yerine getirdi. Kimisi de þehîd olmayý bekliyor. Onlar verdikleri sözü aslâ deðiþtirmediler” meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu ve sonra þöyle buyurdu:
– Allah’ýn Resûlü de þâhittir ki, siz kýyâmet günü Allah’ýn huzûrunda þehîd olarak haþrolunacaksýnýz.
Selâm vereceklerdir
Daha sonra yanýndakilere dönüp;
– Bunlarý ziyâret ediniz. Kendilerine selâm veriniz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, kim bunlara bu dünyâda selâm verirse, kýyâmette bu aziz þehîdler kendilerine mukâbil selâm vereceklerdir, buyurdu.
Daha sonra Mus’ab bin Umeyr’e kefen olarak bir þey bulunamamýþtý. Mekke’nin en zengin iki ailesinden birinin çocuðu olan Mus’ab bin Umeyr’in örtünecek kefeni yoktu. Vücûdu kaftaný ile ve ayak tarafý da otlarla örtülmek sûretiyle defnedildi.
Habbâb bin Eret der ki:
Mus’ab bin Umeyr, Uhud’da þehid edilince, kendisini saracak kýsa bir hýrkadan baþka bir þey bulunamadý. Hýrkayý baþ tarafýna çektik, ayaklarý açýldý. Ayaklarýna çektik, baþ tarafý açýldý. Resûlullah bize:
– Onu baþ tarafýna çekiniz! Ayaklarýný otlarla kapatýnýz! buyurdu
MÜMÝN YENÝLÝKLERDEN HABERDAR OLMALIDIR
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Birgün bir tüccar sahabi Þamdaki hristiyanlardan aldýðý içi zeytinyaðý dolu bir kandili getirip mescide asmýþ.
.o günlerde Müslümanlar medinede böyle bir kandili hiç yakmamýþlar.
Gelen cemaat bunun þamdaki hristiyanlardan alýndýðýný öðrenince ,Müslümanlarýn mescidine hristiyanlarýn yaptýðý kandilimi asýyorsun? Demiþler rasulullah gelince seni azarlar gibi þeyler söylemiþler.
az sonra efendimiz s.v.s. gelip dumansýz külsüz yanan ýþýk veren kandili görünce kim getirdi bunu diye sormuþ.ordakilerde suçlu gösterir gibi getireni göstererek ;þamdan hristiyandan alýp getirmiþ demiþler.
bunun üzerine peygamberimiz kandili getiren sahabeye tebessümle bakarak þöyle dua etmiþ;sen bizim mescidimizi aydýnlattýn Allah ta senin kalbini aydýnlatsýn.insanlýða faydalý þeyler müminin kaybettiði malý gibidir.nerde ve kimde bulursa bulsun hemen sahip çýkýp almalýdýr..buyurmuþlar.müslümanlar olarak yeniliklerden uzak kalmamamýz gerektiði düþüncesindeyim…
NE KADAR ÝHLASLIYIZ
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Köyün birinde pek namazýnda niyazýnda olmayan bi adam yaþarmýþ.köyün imamý da cemaati de bu adamdan pek hoþnut deðillermiþ.derken bigün bu adam ölmüþ
köyün imamý ben bu adamýn cenazesini kýldýrmam diye diretmiþ.köy haklý da bizde zaten bu adamýn ne namazýný kýlarýz ne de gömeriz diye tutturmuþlar. durumu gören yaþlý bi kadýn köyün dýþýndaki tepede yaþayan bi köylüye haber vermiþ.o da köye gitmiþ cenazeyi almýþ ve kendi evinin yanýna gömmüþ.
o akþam imam ve diðer köylüler ayný rüyayý görmüþler.rüyalarýnda ölen kiþi çok güzel bi mertebede imiþ.ve keyif yapýyormuþ.sabah herkes birbirine rüyayý anlatmýþ ve hemen yola koyulup tek baþýna yaþayan köylünün yanýna gitmiþler
imam sormuþ kardeþim hayýrdýr bu ne iþ biz bundan hiçbiþey anlamadýk sence bunun sebebi nedir demiþ.o köylüde;valla bilmiyorum ben sadece o köylüyü gömdüm.sonrada þöyle dua ettim
Allahým soðuk kýþ gecelerine ,sýcak yaz günlerinde insanlar kapýmý çaldý ve biz Allah misafiriyz dediler.ben de senin hürmetine onlarý en iyi þekilde aðýrladým.misafirleri güvenip bana gönderdiðin için elimde ne var ne yoksa onlara ikram ettim.ben sana ilk defa misafir gönderiyorum.sende benim güvenimi boþa çýkarma olurmu ALLAHIM…..BÝZLER NE KADAR SAMÝMÝ OLURSAK RABBÝMÝZ DE BÝZE KARÞI O KADAR SAMÝMÝ OLUR..
EFENDÝMÝZ S.V.S. HOÞGÖRÜSÜ
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Bedevînin biri, Peygamber Aleyhisselâm’ý ziyarete gelmiþ, mescid avlusunda devesini çöktürdükten sonra içeriye girmiþti. Ashabdan birileri de, çok þakacý bir kiþi olan Nuayman Ýbn-i Amr (R.A.)’a latife olsun diye þöyle bir teklifte bulundu:
Sen þu deveyi kesiversen de onu yesek! Çünkü gerçekten et yemeyi çok özledik. Nasýlsa Rasulullah Aleyhisselâm onun bedelini öder..
Nuayman da kalkýp deveyi kesiverdi! Adamcaðýz dýþarý çýkýnca, devesinin kesildiðini gördü ve feryadý bastý:
Eyvah, devem kesilmiþ
Nebi Aleyhisselâm da dýþarý çýktý ve sordu;Kim yaptý bu iþi?
Nuayman yaptý, dediler.
Peygamber Aleyhisselâm, Nuayman’ýn peþine düþerek onu aramaya baþladý. Nihayet bir evde saklandýðýný öðrendi.
Nuayman bir hendeðin içinde gizlenmiþ, üstüne hurma dallarý ve yapraklarý örtmüþtü.
Adamýn biri, onun saklandýðý yere doðru iþaret ederek, yüksek sesle þöyle baðýrýyordu;Ben onu görmedim, ya Rasulallah
Rasulullah (A.S.) onu buldu, tutup hendekten çýkardý. Bulaþan toz ve topraktan yüzünün rengi deðiþmiþti. Sordu ona:
Bu yaptýðýný sana yaptýran nedir?
Nuayman boynunu büktü;Benim yerimi sana gösterenler var ya, ey Allah’ýn Rasulü! Ýþte onlar bu iþi bana yaptýrdýlar
Allah Rasulü Aleyhisselâm, bir yandan þakacý Nuayman’ýn yüzündeki tozlarý siliyor, bir yandan da gülüyordu. Sonra deve sahibini çaðýrarak devesinin bedelini ödedi.
O na binler salat binler selam olsun….s.v.s.
KÝM DAHA MERHAMETLÝ
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Günlerden bir gün peygamber efendimiz (s.a.v.)ashabýyla beraber giderlerken bir kadýn peygemberimizi gördü ve ona yetiþip :efendimiz ben dul bir kadýným evde üç çoçuðum var evime teþrif ederseniz;þeref buyurursunuz . Efendimiz de çok iþi olmasýna raðmen yok diyememiþ ve gitmiþ eve gittiðinde tencerede taþ kaynadýðýný görünce üzülmüþ.Ýçeri girdiðinde çocuklarýn sobanýn önünde ýsýndýný görmüþ ve hemen resulallah (s.a.v.)efendimizi sobanýn yanýna almýþlar.Kadýn peygambere biþe sormak için isteyince resulallah sor demiþ.Kadýn:ey habiballah ben bu çoçuklarý sobanýn içindeki ateþe atabilir miyim? demiþ.Daha sonra, sence ben mi merhametliyim Allah mý? deyice resulullah ýn gözleri dolmuþ ve aðlamýþ ,sonrada bu sözleri söylemiþ :
Hiç þüphesiz Allah daha merhametlidir. Allah(c.c.) ‘ýn 100 tane rahmeti vardýr bunlardan sadece birini dünyaya ayýrmýþ 99 tanesini de ahirete ayýrmýþtýr.Allah ýn bir rahmetinden dolayý dünyada her türlü nimetinden yararlanýyorsak Allah’ýn ne kadar merhametli olduðunu daha iyi anlamamýz gerek . Allah ümmî nebiye, onun âl ve ashabýna rahmet etsin
Allah’ýn Rýzasý
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Ebû Abdurrahman Abdullah Ýbni Ömer Ýbni’l-Hattâb radýyallahu anhümâ’dan rivayet edildiðine göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’in þöyle buyurduðunu iþittim demiþtir:
“Sizden önceki ümmetlerden üç kiþilik bir grup yolculuða koyulup, akþam olunca da, uyumak için bir maðaraya girdiler. Ansýzýn daðdan yuvarlanan bir kaya onlarýn üzerine maðaranýn aðzýný kapattý. Bunun üzerine birbirlerine dediler ki:
Muhakkak ki yaptýðýnýz salih ameller ile Allah Teâla’ya duâ etmekten baþka hiçbir þey sizi bu kayadan kurtaramaz.
Ýçlerinden birisi:
Ey Allahým! Benim çok yaþlý olan annemle babam vardý. Onlardan önce ne çoluk-çocuklarýma ve ne de hayvanlarýma bir þey yedirip içirmezdim, Birgün hayvanlara aðaçlýk bir yer bulmak için evden uzaklaþtým onlar uyumadan önce dönemedim. Akþam onlarý uyumuþ halde buldum. Onlarý uyandýrmayý ve onlar uyanmadan da ne çoluk-çocuklarýma ve ne de hayvanlarýma bir þey yedirip içirmeyi hoþ görmedim.
Þafak sökene kadar süt kabý elimde onlarýn uyanmalarýný bekledim. Çocuklar da ayaklarýmýn et rafýnda açlýktan aðlaþýyorlardý. Ve sonunda onlar da uyanýp sütlerini içtiler.
Ey Allahým! Eðer ben bunu senin rýzâný kazanmak için yaptýysam, bu kaya sebebi ile baþýmýza gelen sýkýntýyý kaldýr! diye duâ etti. Kaya biraz açýldý; fakat maðaradan çýkmaya güç yetiremiyorlardý. Diðeri:
Ey Allahým! Amcamýn bir kýzý vardý ki, ben onu herkesten çok seviyordum.Ona sahip olmak istedim. Fakat O benden yüz çevirdi. Tâki yýllardan bir yýl kýtlýk olduðunda bana geldi. Kendisini bana teslim etmesi þartýyla ona yüzyirmi dinar verdim. O da kabul etti. Bu surette fýrsat elverince dedi ki: Allah’tan kork! Haksýz yere bana sahip olma, Onu herkesten çok sevdðim halde kendisinden vazgeçip uzaklaþtým. Ona verdiðim altýnlarý da geri almadým.
Ey Allahým! Eðer ben bunu senin rýzâný kazanmak için yaptýysam, baþýmýza gelen bu sýkýntýyý kaldýr! diye duâ etti. Kaya biraz daha açýldý; fakat ma*ðaradan çýkmaya güç yetiremiyorlardý. Üçüncü adam da:
Ey Allahým! Ben birçok iþçi tutmuþtum. Parasini almadan giden bir kiþi dýþýnda hepsinin ücretini vermiþtim. Ücretini almadan giden kiþinin parasýný çalýþtýrdým. Bu paradan büyük bir servet meydana qeldi. Bir müddet sonra bu adam çýkageldi. Bana:
Ey Allah’ýn kulu! Ücretimi bana öde, dedi. Ben de ona:
Þu develer, sýðýrlar, koyunlar ve kölelerden gördüklerin senin ücretindir, dedim. Adamcaðýz:
Ey Allah’ýn kulu! Benimle alay etme, deyince, seninle alay etmiyorum, diye cevap verdim. Bunun üzerine onlardan geride bir tek þey býrakmayarak hepsini alýp sürdü götürdü.
Ey Allahým! Eðer ben bunu senin rýzâný kazanmak için yaptýysam, baþýmýza gelen bu sýkýntýyý kaldýr! diye duâ etti. Kaya tamamen açýldý.
Onlar da çýkýp yollarýna devam ettiler
Cennet Köþkü
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Halife Harun Reþid döneminin ermiþlerinden Behlül Dana bir gün düzgünce
kesilmiþ tahta parçalarýndan eve benzer birþey yapýyordu.Bunu Harun Reþidin
hanýmý Zübeyde görüp ne yaptýðýný sordu
Behlül:
– Cennet köþkü yapýyorum efendim, diye cevap verdi
Dindar bir kadýn olan Zübeyde köþke müþteri çýktý:
– Bu köþkü bana satar mýsýn?
– Ýsterseniz satarým
– Kaç paraya satarsýn?
– Sana bir akçeye veririm
Halifenin hanýmý hemen bir akçeyi verip köþkü satýn aldý
Harun Reþid ve hanýmý o gece rüyalarýnda kendilerini cennette gördüler.
Zübeyde lüks bir köþkte oturuyordu Harun Reþid sordu:
– Haným, sen bu köþke ne zaman sahip oldun?
– Dün bir akçeye Behlül’den satýn almýþtým
Sabah oldu, hükümdar hemen Behlül’ü çaðýrttý
– Dün hanýma sattýðýn köþkten bir tane de bana yapsana, dedi
– Olur, yaparým, dedi Behlül
– Kaça yapacaksýn?
– Bin akçeye yaparým
– Ama hanýma bir akçeye vermiþsin
– Evet bir akçeye verdim Ama o köþkün deðerini bilmeden aldý Sen ise dün gece onun nasýl görkemli bir köþk olduðunu gördün Ben buna göre fiyat istiyorum.
Bir Meczub ve Gönül ilacý
06 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini HikayeLer
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri ilâç yaparken rastladýðý bir hekime: ‘- Ey tabib! Sende benim hastalýðýma da ilâç var mý? ‘ dedi. Hekim sordu: ‘- Hastalýðýn nedir? ‘ Bâyezîd Hazretleri: ‘- Günah hastalýðý…’ cevabýný verdi. Hekim ellerini iki yana açarak: ‘- Ben günah hastalýðýnýn ilâcýný bilmem.’ dedi. O esnada orada bulunmakta olan meczûb bir genç söze karýþýp: ‘- Baba, senin hastalýðýnýn ilâcýný ben biliyorum.’ dedi. Bâyezîd Hazretleri de sevinçle:
‘- Söyle ey delikanlý! ‘ dedi.
Halkýn meczûb gördüðü, ancak hakikatte bir arif olan genç, günah ilâcýný þöyle tarif etti:
‘- On dirhem tevbe kökü ile on dirhem istiðfar yapraðý al! Bunlarý kalb havanýna koy! Tevhîd tokmaðý ile döv! Ýnsaf eleðinden geçir! Gözyaþlarýyla yoður! Aþk fýrýnýnda piþir! Böylece oluþacak olan macundan her gün beþ kaþýk al; hastalýðýndan eser kalmaz! ..’
Bunlarý dinleyen Bâyezîd-i Bistâmî, içini çekti ve:
‘- Senin gibi ariflere mecnûn diyerek kendilerini akýllý sananlara eyvahlar olsun! ..’ dedi.
KISSADAN HiSSE:
Bir kul için halkýn nazarýndan ziyâde Hakk’ýn nazarý evlâ olduðu zaman kemâlât ve irfan yollarý açýlýr. Artýk onun bakýþ, duyuþ ve hissediþi bambaþka bir sýr ve derinlik arz eder. Böyle kullardan kimisi Veysel Karanî olur da halk ona gafil bir hâlde mecnûn deyip durur. Fakat aslýnda o, Allah ve Peygamberinin husûsî dostluklarýna mazhar olmuþtur.
Diðer taraftan bu kýssa, «Sâlihlerle beraber olunuz! » (el-Tevbe, 119) ilâhî emrindeki bereketi aksettirir. Arif olan gençte görüldüðü gibi, cümle sâlihlerden sudur eden gönül reçeteleri de nice manevî hastalýklara þifâ bahþederek kalbleri zinde ve pak bir þekilde Hakk’a baðlar. Burada Bâyezîd-i Bistâmî’nin diri ve agâh bir kalbe sahip olduðu hâlde gönül ilâcý istemesi, kendisindeki tevâzuun bir tezahürü olmasý yanýnda sohbet ettiði hekimin gönlünü tedâvî içindir



