Kur’ân’da Duâ

14 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Hak Teâlâ Hazretleri buyuruyor:

“Ey Resûl-i Ekremim! Benim kullarım “Rabbi-miz uzakta mıdır, yakında mıdır?” diyerek sana beni sordukları zaman sen onlara cevap ver ki: Ben onlara pek yakınımdır. Bana duâ eden kulumun duasını kabul ederim. Duâ ettiğinde benden duâlarının kabulünü istesinler. Ve bana îman etsinler. Umulur ki onlar îmanları ve duâları sebebiyle doğru yola vâsıl olurlar ve irşâd olunurlar. “(Bakara Sûresi, 186)

Fahr-i Râzî, Kâzı Beyzâyi ve Hâzin’in beyânlarına göre ashâb-ı kiramdan bazı kimselerin: “Ya Re-sûlallah! Rabbimiz bize yakîn ise hafif sesle yahud gizlice duâ edelim. Eğer uzak ise yüksek sesle duâ edelim” demeleri üzerine bu âyet-i celîlenin nâzil olduğu mervîdir.

Başka bir rivâyette ise yahûdilerin: “Yâ Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-! Sen yer ile gök arasını pek uzak haber veriyorsun. Rabbimiz duâmızı nasıl işidir?” demeleri üzerine nâzil olduğu mervîdir. Bu sebeb-i nûzullere göre âyetin ma’nası şöyle olur:

“Ey Resûlüm! Benim kullarım sana benim evsâfımdan suâl edip Rabbimizin lutfu bize yakın mı? Duâmızı gizlice kendi içimizde mi yapalım? Yoksa uzakta mı? Duamızı yüksek sadâ ile yapalım? dediklerinde: “Sen onlara Benim tarafımdan cevâb ver. Ben onların gizli duâlarını işitirim. Zira Benim ilmim onlara pek yakındır. Binâenaleyh onların işlerini bilip sözlerini işiterek hallerine muttali’ olduğumdan duâ eden kimsenin duâsı ihlâs üzere olursa icâbet ederim. Şu hâlde onlar benden icâbet talep etsinler. Ben de onlara icâbet ederim. Senin vâsıtan ile onları îmana davet etdiğimde derhal îman etsinler. Zîra ben onların duâlarına icabet edince onların da benim da’-vetime icabet ve emrime itaat etmeleri vâcibdir ve onlar davetime icabetle doğru yolu muhakkak bulurlar

Gusül Etmesi Farz Olanlara Haram veya Mekruh Olan Şeyler

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Üzerlerine gusül farz olanlara, gusletmeden önce haram olan şeyler şunlardır:

         1) Namaz kılmak. Bir âyet olsa bile, Kur’an niyeti ile Kur’an okumak. Hamd ve dua ile ilgili âyetleri, dua ve zikir niyeti ile okumak caizdir. Cünüb veya âdet halinde olan bir kadının dua niyeti ile Fatiha Suresini okuması caizdir.

         Yine bu durumda olan kimsenin çocuklara Kur’an âyetlerini kelime kelime öğretmesi de caizdir. Şehadet kelimesini söylemek, tesbih ve tekbir getirmek yine caizdir.

         2) Kur’an-ı Kerime, bir veya yarım âyet olsa bile, el sürmek ve Mushaf-ı Şerifi tutmak haramdır. Ancak Kur’an’a yapıştırılmamış olan bir kılıf, bir mahfaza ve sandık içinde onu taşımak ve onu dış taraftan tutmak caizdir.

         3) Kâbe’yi tavaf etmek ve bir zorunluluk olmadığı halde bir mescide girmek veya içinden geçmek. Fakat zaruret hali olursa, geçilebilir. Bir kimsenin evinin kapısı, mescidin içine doğru açılsa ve evine girip yıkanmak için mescit içinden geçmek zorunda kalsa, o kimse mescit içinden geçerek evine girer ve yıkanır. Bu bir mecburiyet halidir. Mescit içinde uyurken ihtilâm olan kimse, dışarıya çıkmak için teyemmüm eder; fakat bu teyemmüm ile Kur’an okuyamaz; namaz da kılamaz.

         4) Üzerinde âyet-i kerime yazılı bulunan bir levhayı veya bir parayı el ile tutmak.

         Üzerlerine gusül gerekli olanların yıkanmadan önce yapmaları Mekruh olan şeyler şunlardır:

         1) Din kitablarından herhangi birini el ile tutup okumak.

         2) El ve ağzı yıkamadan yiyip içmek.

         El ile tutmayıp yer üzerinde bulunan bir sayfaya veya bir levhaya Kur’an’dan yazı yazmak. Bu da İmam Muhammed’e göre mekruhtur.

         Cünüb ile hayız ve nifas halinde bulunanların Kur’an-ı Kerime bakmaları mekruh değildir. Bu, el ile tutmak hükmünde değildir.

         (İmam Malik’e göre, cünüb olan kimse, Kur’an okuyamazsa da hayız halinde olan kadın okuyabilir; çünkü cünüb olan kimse hemen yıkanabilir. Fakat âdetli ise, âdet müddeti dolmadan yıkanamadığı için özürlü sayıl

Guslün Vasıfları

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Cünüblükten, hayız ve nifas kanlarından kesilişinden dolayı gusletmek farzdır. Bu farzın dışında bazı hallerde gusletmek sünnet veya müstahabdır. Bunların başlıcaları şunlardır:

         1) Cuma ve iki bayram namazları için gusletmek.

         2) Hac ve umrede ihrama girerken ve Arefe günü vakfe yapmak için yıkanmak (gusletmek).

         3) Medine-i Münevvere ile Mekke-i Mükerreme’ye girmek için yıkanmak.

         4) Müzdelife ve Mina’da bulunmak için yıkanmak.

         5) Günahdan tevbe için yıkanmak.  

         6) Güneş ve ay tutulması halleri ile yağmur duasında bulunmak için yıkanmak.

         7) Kan aldırmak ve ölü yıkamak için gusletmek müstahab olduğu gibi, baygınlıktan sonra ayılan kimsenin yıkanması da müstahabdır.

         8) Yolculuktan dönenin ve yeni elbise giyecek kimsenin yıkanması.

         9) Berat ve Kadir gecelerine kavuşmaktan dolayı yıkanmak.

         10) İnsanların toplanacağı bir yerde bulunmak için yıkanmak.

         11) İstihaze (illet kanından) kurtulan kadının yıkanması.

         12) Cünüblüğünün hemen arkasından hayız (âdet) görmeye başlayan bir kadın, isterse, cünüblüğü için yıkanır, isterse yıkanmasını âdetin sona ermesine bırakır.

         13) Her cinsel ilişki için yıkanmak: Zevcesi ile cinsel ilişkide bulunan kimse, henüz yıkanmadan tekrar ilişkide bulunabilir. Fakat bu arada yıkanması veya abdest alması mendubdur.

         14) Henüz namaz vakti gelmeden yıkanmak. Çünkü namaz vaktine kadar cünüb bir kimsenin yıkanmayı geciktirmesi günah sayılmaz; fakat daha önce yıkanmanın fazileti vardır.

         Sünnet ve müstahab olan gusüller, sadece hürmet ve temizlik için yapılır. Bu kısım müstahab ve sünnet olan yıkanmalarda ağıza ve buruna su çekmek mecburiyeti yoktur

Guslün Sünnetleri

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Guslün başlıca sünnetleri şunlardır:

         1) Gusle niyet ederek, besmele çekerek ve misvak kullanarak başlamak. Bu niyet guslün sıhhatı için şart değildir, sevabı vardır. Temizliğin bir ibadet sayılması için bir sebebdir.

         (Malikî ve Şafiîlere göre, gusülde niyet farzdır. Hanbelîlere göre de, bu niyet guslün sıhhatının şartıdır. Durum böyle olunca, ihtilâfdan kurtulmak için guslederken abdestsizliği gidermeyi ve namaz gibi bir ibadetin yerine getirilmesini hatırlamalıdır.)

         2) Gusülde önce elleri, sonra oyluk yerlerini yıkamak. Eğer bedende meni gibi bir pislik varsa onu gidermek.

         3) Gusülden önce, sünnet üzere abdest almak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanıldığı zaman ayakları yıkamayı sona bırakmalıdır.

         4) Abdest aldıktan sonra önce üç kez başa, sonra üç kez sağ omuza, sonra üç kez sol omuza su dökmek. Her su döktükçe, beden iyice ıslansın diye, bedeni iyice oğuşturmak. Bir kap içinde veya toprak üzerinde yıkanılıyorsa, çıkarken önce sağ ayağını, sonra sol ayağını yıkamak.

         (İmam Malik ve İmam Ebû Yusuf’dan bir rivayete göre, gusül yaparken bedeni ovalamak farzdır.)

         5) Gusül yaparken fazla su harcamamak ve çok kısıntı da yapmamak.

         6) Kimsenin görmeyeceği bir yerde yıkanmak. Eğer erkekler erkekler arasında, kadınlar da kadınlar arasında bulunurlar da yıkanmak için tenha bir yer bulamazlarsa, bir köşeye çekilip avret mahallerini bir peştemal ile örterek yıkanırlar. Avret yerlerini açmaları caiz olmaz. Erkeklerin veya kadınlarla erkeklerin arasında bulunan kadınların da bunlar arasında yıkanmaları caiz değildir. Bu durumda teyemmüm ederek namazlarını kılmaları uygundur. Çünkü hükmen su bulunmamış demektir.

         Yine, gerek erkekler ve gerekse kadınlar kendi cinsleri arasında yıkanmak için bir peştemal veya benzeri bir örtü bulamazlarsa ve böylece avret yerlerini açmak mecburiyetinde kalırlarsa, gusletmeyi sonraya bırakırlar ve namazlarını teyemmüm ile kılarlar. Sonra tenha bir yer veya bir peştemal bulunca gusledip teyemmüm ile kılmış oldukları namazları iade ederler. Hamamlarda bu örtünme işine çok dikkat etmelidir.

         7) Tenha bir yerde yıkanıldığı zaman, yine avret yerini açık bulundurmamak. Açık bulundurulursa kıble yönüne dönmemek.

         8) Guslederken konuşmamak.

         9) Gusülden sonra elbiseyi giyerken çabukça örtünüvermek.

         10) Gusülden sonra bedeni bir havlu veya bir mendil ile silmek.

         11) Bir kimse bir akar suya veya bir havuza dalsa veya yağmur altında durup bütün vücudu ıslansa, ağzına ve burnuna su vermek halinde, gusül farziyetini yerine getirmiş olur. Bu durumda organlarını kımıldatır veya su içinde biraz beklerse, sünneti yerine getirmiş sayılır.

         12) Yukarıda sıralanan sünnetlere uygun bulunmayan bir gusül, guslün edeblerine uygun düşmemiş ve kerahetten de kurtulmamış olur.

         Abdestte sayılan edebler, gusülde de aynen uyulması gereken edeblerdir. Ancak guslederken kıbleye doğru durulmaz. Avret yerleri peştemal ile örtülü ise kıbleye dönülebilir.

         Abdestte mekruh olan şeyler, gusülde de mekruhtur. Bir de gusülde dua okumak mekruhtur. Yine gusülde bir organdan su damlarken onu alıp diğer organı yere düşmeyen bu su ile yıkamak caizdir; çünkü gusülde bütün beden bir organ sayılır. Abdestte bunu yapmak caiz değildir

Guslün Farzları

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Guslün farzları, ağzı, burnu ve bütün vücudu birer kez yıkamak üzre üçtür. Bu farzlar, aşağıda bildirileceği şekilde yapılır:

         Ağıza ve buruna bolca su alınmalı. Bu işe abdestte yapılan ağız ve buruna su vermelerden daha çok özen gösterilmelidir.

         Vücut yıkanırken iğne ucu kadar bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilecek, kulaklar ve göbek oyuğu yıkanacak. Su saçların, sakalların, kaşların ve bıyıkların aralarına ve altlarındaki deriye kadar geçecektir. Bunlar sık olsa bile, suyun ulaşması sağlanacaktır. Bunların araları ve dipleri kuru kalırsa, gusül tamamlanmış olmaz. Ancak kadınların başlarından aşağıya sarkmış olan saçlarının yıkanması şart değildir. Önemli olan bunların diplerine suyun geçmesidir. Erkeklerde bir zorunluk bulunmadığı için, böyle sarkmış olan saçlarının her tarafını yıkamak gerekir.

         Kapanmış olan küpe deliklerinin içini de yıkamalıdır. Öyle ki, bu deliklerin ıslanmış olduğuna kanaat getirmelidir. Böyle bir kanaat yoksa, onları el ile ovarak ıslatmalıdır. İçlerine zorla su geçebilecek bir halde olan küpe deliklerini de, içlerine su geçecek bir şekilde el ile ıslatıp yıkamalıdır.

         Tırnaklar arasında kalan kurumuş çamurların ve göz çapakları gibi şeylerin altlarını da yıkamalıdır; bunu yapmak gereklidir. Fakat tırnaklar üzerindeki kirler, topraklar, kınalar gusüle engel olmazlar. Çünkü bunlar suyun geçmesine engel değildirler. Bu konuda köylü ile şehirli eşittir. Sahih olan görüş budur.

         Bir özür sebebiyle sünnet olamamış kimsenin, organında toplanmış olan derinin içini de yıkaması lâzımdır. Ancak açılmasında bir zorluk olursa, o zaman içi yıkanmaz. Çünkü bu deri bedenin dışından sayılır. Buraya kadar gelen bir sidik ile abdest bozulur.

         Suyun geçmesini engelleyecek şekilde dişlerin arasında nohut büyüklüğünde sert yemek parçası bulunmamalıdır. Vücudun hiç bir yerinde suyun geçmesini engelleyecek balık pulu veya çiğnenip kurumuş ekmek parçası gibi bir şey de bulunmamalıdır. Çünkü bunların altlarına su geçmeyince; gusül sahih olmaz.

         Birbirine bitişik olup da aralarında su geçirmeyecek bir halde bulunan parmakları yıkarken, su ile aralarını ovmalıdır. İçi boş olan göbeğin içini de yıkamalıdır. Üzerlerinde pislik bulunmasa da, avret yerlerini su ile yıkayıp temizlemelidir. Bunların da kuru kalması, gusülün sıhhatine engel olur.

         Ayaklarda bulunan çatlaklar üzerine merhem koyulunca, eğer altlarını yıkamak zarar vermeyecekse, altlarını yıkamak gerekir. Zarar verecekse üstleri yıkanır. Bu da zarar veriyorsa, üzerlerini meshetmekle yetinilir. Mesih de zararlı ise, meshedilmez.

         Bir kimse guslettikten sonra ağzını veya burnunu yıkamadığını veya bedeninden bir yerin kuru kaldığını anlarsa, yeniden gusletmesi gerekmez; yalnız o yerleri yıkaması yeter. Bu arada farz bir namaz kılmışsa onu tekrar kılması gerekir.

         Gözlerin içini soğuk veya sıcak su ile yıkamak güç ve zararlı olduğu için, ne abdest alırken, ne de guslederken gözlerin içini yıkamak gerekmez. Körler için de böyledir. Temiz olmayan bir sürme ile gözler sürmelenmiş olsa bile, bunu yıkamak gerekmez. Gözlerin hafifçe kapatılması hem abdest için hem de gusül için bir engel teşkil etmez. Yeter ki su, kirpiklere ve pınarlara ulaştırılmış olsun.

         (Malikîlere göre, gözlerin ve ağız ile burnun içleri, bir de meydanda olmayan kulak deliği bedenin dışından sayılmaz. Bu bakımdan bunları abdestte ve gusülde yıkamak farz değildir; sünnettir.

         Hanbelîlere göre, ağız ile burnun içleri yüzden sayılır. Onun için hem abdestte, hem de gusülde yıkanmaları farzdır.)

         Takma olan gözlerin çıkarıp abdest ve gusülde altlarını yıkamaya gerek yoktur. Bu yıkama zararlı olunca, zaten çıkarılmaları caiz olmaz

Abdesti Bozmayan Şeyler

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Aşağıdaki haller abdesti bozmaz:

         1) Bir hastalık olmaksızın gözden gelen yaş ve su veya ağlamak

         2) Yara ve benzeri yanklar içinde görülen ve dışarıya çıkmayan kan, irin ve sarı sular.

         3) Bir yaradan kopan deri parçası.

         4) Mayasıl ıslaklığı ve parmaklar arasındaki pişinti.

         5) Yandan az olmak şartı ile donmuş kanın tükrük veya sümüğe bulaşmış olması.

         6) Kulaktan, burundan veya yaradan kurt çıkması. Bu kurt temizdir; üzerindeki yaşlık ise azdır; onda akıcılık kuvveti yoktur.

         7) Ağız dolusu olmayan kusuntu.

         8) Baştan inen veya içeriden yükselip çıkan balgam, ağız dolusu olsa bile, abdesti bozmaz. Çünkü balgam yapışkan ve kaypak olduğundan pisliği içine çekmez. Üstündeki yaşlığı ise azdır. Bu hüküm İmam Azam ile İmam Muhammed’e göredir. İmam Ebû Yusuf’a göre, iç boşluğundan gelen ağız dolusu balgam abdesti bozar.

         9) Kokusu olsun veya olmasın, erkek ve kadının tenasül organından çıkan yel.

         10) Rutubetsiz ve kokusuz olarak arka taraftan çıkarılan şırınga. Bununla beraber uygun düşen, ihtiyat olarak abdesti yenilemektir.

         11) Erkeğin tenasül organına damlatıldıktan sonra geri gelen yağ. Bu da İmam Azam’a göredir.

         12) Pıhtılaşmış bir halde kusulan kan parçası.

         13) Baştan buruna veya kulağa kadar akıp gelen, fakat gusülde yıkanması farz olan yere taşmayan kan.

         14) Kullanılan misvak (ve fırça) üzerinde veya ısırılan sert meyvalar üzerinde görülen ve akıcılığı bilinmeyen kan izleri.

         15) Pire, kene, sivri sinek, kara sinek gibi haşeratın karınları doluncaya kadar emdikleri kan.

         Sülüğün karnı doluncaya kadar kan emdikten sonra düşmesi halinde kendisinden kan çıkarsa abdesti bozar.

         16) Saçların tıraş edilmesi, bıyıkların kırpılması, tırnakların kesilmesi.

         17) Kıçı tamamen yere yerleştirmek suretiyle oturarak uyumak.

         18) Namazda iken ayakta, oturarak, rükuda ve secdede uyumak.

         19) Namaz dışında, cenaze namazında ve tilâvet secdesinde kahkaha ile gülmek.

         (Şafiîlere göre, namaz içinde de kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.)

         20) Ne kendisinin, ne de başkasının duyamayacağı bir sesle gülümseme (tebessüm). Bununla abdest bozulmayacağı gibi, namaz da bozulmaz. Fakat yalnız kendisinin işitebileceği bir sesle gülmek, abdesti bozmasa da namazı bozar.

         21) Herhangi bir kimsenin bedenine veya tenasül organına el ile dokunmak.

         (Malikîlere göre, mükellef olan bir kimse, büluğ çağına yakın bir kadının açık bulunan bir uzvuna veya ince ve hafif bir şeyle örtülü bir yerine lezzet maksadı ile dokunsa abdesti bozulur. Bir maksad olmaksızın duyulan bir lezzet de böyledir. Öyle ki, kadın mahrem olsa bile, lezzetlenme duygusu olan bir dokunma ve yapışma ile abdest bozulur.

         Şafiîlere göre, herhangi bir yabancı kadının hiç bir engel bulunmaksızın bir uzvuna dokunmak abdesti bozar. Lezzet bulunmasa bile, hüküm yine böyledir. Bundan kadının saçları, dişleri ve tırnakları müstesnadır. Bunlara dokunmak, bir lezzet olsa bile, abdesti bozmaz. Yine Şafiîlere göre, bir erkek veya bir kadın, kendisinin veya başkasının oturağını veya ön tenasül organını bir engel olmaksızın elinin içi ile tutsa, abdesti bozulur. Malikî ve Hanbelilere göre de böyledir. Ancak bunlara göre, bir kadının kendi tenasül organını tutması abdestini bozmaz.)

         Not: Bu gibi ihtilaflı meselelerde ihtiyata riayet edilmesi daha iyidir. Hanefi mezhebinde olan bir kimse, kendi mezhebine göre abdesti bozmayıp başka mezhebe göre abdesti bozan bir hal ile karşılaştığı zaman, ihtilaftan kurtulmak için abdest almalıdır. Böyle hareket etmek, bilhassa imamlar için mendubdur

Abdestin Duaları

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur.

          Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:

         1) Abdest alacak kimse, abdeste başlarken “Eûzü ve Besmeİe” çektikten sonra:

         “Yüce Allah’a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslâmı nur yapmıştır” der.

         2) Ağzına su alırken:

         “Allah’ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım” der.

         3) Burnuna su verirken:

         “Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme” der.

         4) Yüzünü yıkarken:

         “Allah’ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap” der.

         5) Sağ kolunu yıkarken:

         “Allah’ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap” der.

         6) Sol kolunu yıkırken:

         “Allah’ım! Benim kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme” der.

         7) Başını meshederken:

         “Allah’ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir”der.

         8) Kulaklarını meshederken:

         “Allah’ım! Beni, hak sözü işitip dc onun en güzeline uyanlardan yap”der.

         9) Boynunu meshederken:

         “Allah’ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et” der.

         10) Ayaklarını yıkarken:

         “Allah’ım! Birtakım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat köprüsü üzerinde sabit kıl” der.

         Vasıf Bakımından Abdestin Nevileri

         Abdestler, vasıfları ve gerekli olmaları bakımından üç kısma ayrılır:

         1) Farz olan abdestler: Bunlar, müslümanların namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak veya Kur’an-ı Kerimi elleriyle tutmak için alacakları abdestlerdir.

         2) Vacib olan abdestler: Kâbe’yi sadece tavaf etmek için alınan abdestlerdir.

         3) Mendub olan abdestler: Bunlar sırf temiz bir hal üzere bulunmak, ezbere Kur’an okumak, ezan okumak, kamet getirmek, din ilimlerini okuyup okutmak, din kitablarını tutmak, cenazeyi yıkamak ve ardından yürümek veya öfkeyi sindirip yok etmek için alınan abdestlerdir. Herhangi bir hata arkasından alınan abdestler de bu kısımdandır. Bu gibi maksadlarla alınan abdest ile namaz kılınabilir, Kur’an ele alınabilir.

         Abdestin Sıhhatına Engel Olmayan Şeyler

         Dudaklar âdet üzere yumulduğu zaman, görülmeyen kısımlarını yıkamak abdest için gerekli değildir. Bunların kuru kalması abdeste zarar vermez; çünkü bunlar ağız kısmındandır.

         İyileşip de henüz kabuğundan ayrılmamış olan bir çıbanın içini yıkamak gerekmez.

         Şehir ve köy halkının tırnaklarında olan kirler ve vücudlarındaki kirler, pire ve sinek tersleri, abdestin sıhhatına engel olmaz.

         Boyacıların tırnaklarında kalan boyalar, zaruret gereği tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkil eden ve altlarına su işlemesine engel olan boyalar, abdeste manidir. Abdest organlarına yapışan hamur, mum, çapak, balık pulu gibi şeyler de böyledir.

         Abdest organlarından birinin bir zarurete dayanarak yıkanamaması veya meshedilememesi, abdestin sıhhatına engel olmaz. Örnek: Bir yarayı veya ayakta bulunan bir yanık yerini yıkamak eğer sahibine zarar verirse bunlar meshedilebilir, mesh de zarar verirse terk edilir.

         Yine, bir yaranın üzerinde bulunan ilâç, yara yerini taşmış olursa, bu taşan kısım yıkanır; fakat yıkanması zarar verirse, mesh ile yetinilir.

         Abdest alırken veya abdestten sonra, bir abdest organının yıkanıp yıkanmamış olmasında şübheye düşülürse bakılır: Eğer şübheye düşen kimse, her zaman şübhelenmiyorsa, o organını (uzvunu) yıkar. Fakat vesveseli bir kimse ise yıkamaz, onun şübhesine bakılmaz.

         Bir kimse abdest aldığını sağlam olarak bildiği halde, abdestini bozup bozmadığı üzerinde şübheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Kesin olarak bilinen bir şey şübhe ile ortadan kalkmaz. Aksine abdestini bozmuş bulunduğunu kesinlikle bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şübhe eden kimse de abdestsiz sayılır.

         Abdest organlarından birini veya birkaçını yitirmiş olan kimse, mevcut bulunan organlarını yıkar. Ayakları kesilmiş olan kimseden bunları yıkamak farziyeti düşer ve bu durum abdestin sıhhatine engel olmaz

Abdestin Edebleri

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Abdestin bir çok edebleri vardır. Başlıcaları şunlardır:

         1) Henüz vakit girmemişken abdest alıp namaza hazır bulunmak. Ancak özür sahibleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.

         2) Kıbleye yönelerek abdest almak.

         3) Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yüksek bir yerde durmak.

         4) Abdest için başkasından yardım istememek. Ancak bir özür sebebi ile başkasından yardım istemelidir. Başkasının kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi edebe aykırı olmaz.

         5) Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça dünya lâkırdısı yapmamak.

         6) Abdestin başından sonuna kadar niyeti unutmayıp kalbde tutmak ve her organı abdest niyeti ile yıkarken Besmele çekmek ve dua etmek, Salât ve selâm getirmek.

         7) Elleri yıkarken dar olmayan yüzükleri oynatmak. Eğer yüzük dar ise, muhakkak surette yüzükleri oynatıp altına su geçmesini sağlamak gerekir.

         8) Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su vermek ve sol el ile sümkürmek.

         9) Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına eriştirmek.

         10) Abdest için yeterinden fazla su harcamamak. Organlardan su damlamayacak kadar da kısıntı yapmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak kerahet olur.

         11) Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.

         12) Abdest için toprak ibrik kullanmak ve bunu sol tarafta bulundurmak. Kullanırken de, ağzından değil, kulpundan tutmak ve ibriği kendine özel yapmamak. Desteyi boş bırakmayıp diğer bir abdest için dolu bulundurmak.

         13) Abdest tamamlanınca kıbleye karşı şehadet kelimelerini okumak. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: “Sizden biriniz abdest alır da, abdestini noksansız tamamlar ve sonra:

         Şahidlik ederim ki, Yüce Allah’dan başka ibadet edilecek varlık yoktur; Hazret-i Muhammed de O’nun kulu ve Resulüdür; derse ona cennetin sekiz kapısı açılır. Artık dilediği kapıdan cennete girer.”

         14) Artan abdest suyundan ayakta kıbleye karşı biraz içip:

         “Ya Rabbî! Beni, her günah işledikçe tevbe eden ve günahdan kaçınıp tertemiz bulunan iyi kullarından et,” diye dua etmek.

         Şöyle de dua edilebilir:

         “Allah’ım! Senin şifanla beni şifalandır, senin ilacınla beni tedavi et. Beni korkudan, hastalıklardan ve ağrılardan koru.”

         15) Abdestin sonunda bir veya birkaç defa “Kadir” sûresini okumak,

         16) Abdest aldıktan sonra, eğer kerahet vakti değilse, iki rekat namaz kılmak. Bu saydıklarımız, din ve sağlık yönünden çok yararlı oldukları için abdestin edebleri olmuşlardır. Abdestin sünnet ve edeblerine aykırı olan şeyler ya tahrimen, ya da tenzihen mekruhtur

Abdestin Sünnetleri

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır:

         1) Abdeste başlarken önce temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri önce yıkamak ise farzdır. Böylece diğer organlar kirlenmiş olmaz.

         2) Abdeste “Eûzü Besmele” ile başlamak. Abdest arasında okunacak Besmele ile bu sünnet yerine getirilmiş olmaz.

         (Hanbelîlere göre, abdestin başlangıcında Besmele okumak vacibdir; kasden terk edilirse, abdest batıl olur. Yanılarak veya bilmeyerek terk edilmesi abdesti geçersiz kılmaz.)

         3) Niyet etmek: Abdesti, namaz kılmaya veya abdestsizliği gidermeye veya Yüce Allah’ın emrini yerine getirmeye niyet ederek almak.

         Niyet kalb ile olur, Dil ile “Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya” denilmesi güzel görülmüştür. Niyetin vakti, elleri veya yüzü yıkamaya başlama zamanıdır.

         (Malikîlerle Şafıîlere göre, abdestin başında niyet etmek farzdır. Hanbelîlere göre de, niyet abdestin sıhhatının şartıdır.)

         4) Mazmaza (ağıza su vermek) ve istinşak (buruna su çekmek). Şöyle ki: Elleri yıkadıktan sonra; önce üç kez ağıza dolusunca su alınır ki, buna “Mazmaza” denir. Sonra üç kez de burnun yumuşağına kadar gidecek şekilde burnuna su verilir ve sümkürülür. Buna da “İstinşak” denir. Her su verişte su yenilenir. Bunları yapmakla hem ağzın, hem de burnun içi yıkanmış ve kullanılacak suyun tadı ve kokusu anlaşılmış olur.

         5) Mazmaza ve istinşakı aşırı derecede yapmak. Şöyle ki: Mazmazada su, boğaza kadar iner. İstinşakta su, burnun katı yerine kadar çıkarılır. Fakat oruçlu olanlar mazmaza ve istinşakı böyle aşırı yapmazlar.

         6) Misvak kullanmak. Şöyle ki: Misvak, arak denilen ağacın dalından yapılan ve dişleri temizlemek için kullanılan bir fırçadır. Böyle lifleri olan diğer ağaç dallarından da yapılabilir. Misvak, parmak kalınlığında ve bir karış boyunda olmalıdır. Sağ ele alınır ve serçe parmağının üstünden geçirilir, baş parmak ve işaret parmağı ile tutularak ıslak olan ağzın sağ tarafından enine olarak dişler fırçalanır. Bunun kullanılması oruca zarar vermez.

         Misvakın pek çok yararları ve sevabı vardır. Dişleri temizler, ağız kokusunu giderir, sağlığa yararlı olur. Bir hadis-i şerifte: “Misvak, ağzı, temizleyici ve Rabbin rızasını kazandırıcıdır,” buyurulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifde de: “Eğer ümmetime güçlük vermeyecek olsaydım, her abdest için misvak kullanmalarını onlara emrederdim.” buyurulmuştur.

         Misvak bulunmaz veya kullanıldığında dişleri kanatırsa, onun yerine parmak kullanılabilir. Şöyle ki: Baş parmak ağzın sağ tarafına, şehadet parmağı da sol tarafına salınarak üst ve alt dişler ovalanır. Misvak kullanmak yalnız namazlara özgü değildir, kullanılması her zaman iyidir; çünkü temizliğe yardımcıdır. Kıl fırçalarla yapılan diş temizlemelerine de üstünlüğü vardır.

         Kadınlar oruçlu olmadıkları zaman çiğnedikleri sakız misvak yerine geçer.

         7) Sıra gözetmek: Abdest alırken önce yüz, sonra kollar yıkanır. Bundan sonra başa meshedilir ve arkasından da ayaklar yıkanır. Ayaklarda mest varsa, mestlerin üzeri meshedilir. Bu şekilde sıra gözetilmezse, yine abdest sahih olur, ancak sünnete uyulmuş olmaz.

          (Şafiî ve Hanbelîlere göre, abdest alırken bu sıraya uymak farzdır.)

         8) Abdeste sağ tarafdan başlamak: Sağ kol, sol koldan önce ve sağ ayak sol ayakdan önce yıkanır. Sağ taraf daha şerefli olduğu için böyle yapılır.

         9) Abdest organlarını üçer kez yıkamak. Bunlardan biri farz, diğer ikisi sünnettir. Üçten fazla veya üçten az yıkamak sünnete aykırıdır. Şüphe sebebiyle veya su azlığı dolayısıyla bu sayılar azaltılıp çoğaltılabilir.

         10) Elleri ve ayakları yıkamaya başlarken parmak uçlarından başlanır.

         11) Eller ve ayaklar yıkanırken parmakların arasını yoklayıp yıkamak (hilallamak): El parmakları birbirine sokularak, ayak parmakları da el parmaklarından biri ile yapılır. Sol elin serçe parmağı ile sağ ayağın altından ve serçe parmağın arasından hilallamaya başlayarak sıra ile sol ayağın serçe parmağında sona erdirilmesi iyidir. Parmakları akar suya koymak da hilallama yerine geçer.

         12) Abdest suyunu, bıyıkların ve kaşların altlarına ve yüzün çevresinden sarkmış bulunan fazla kıllara eriştirmek.

         13) Sakalın çeneden aşağıya uzamış kısmını meshetmek ve sık olan sakalı bir avuç su ile alt tarafından el parmakları ile hilallamak. Bu, iki İmama göredir; İmam-ı Azam’a göre müstahabdır.

         14) Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna “Kaplama Mesih” denir. Sünnet üzere kaplama mesih şöyle yapılır: Her iki el tamamen ıslatılır. Sonra bu iki elin baş parmakları ile işaret parmaklarından sonra gelen üç parmak birbirine bitiştirilir. Bu ellerin ayaları yukan kaldırılıp o bitişik parmaklar uç uca gelmek üzere birbirine yaklaştırılır.

         Böylece bitişik halde olan iki elin parmakları başın ön tarafından enseye kadar çekilir. Sonra ellerin ayaları başın iki tarafına yapıştırılarak ense tarafından başın önüne kadar çekilir. Böylece bütün başın meshi bitmiş olur. Sonra başa değdirilmeyen baş parmakların içi ile kulakların dışları ve şehadet parmakları ile de kulakların içleri meshedilir. Parmakların arkaları ile de boyun meshedilir. Bununla beraber başın her tarafı istenildiği bir şekilde meshedilebilir.

         (Şafiîlere göre, meshi üç kez tekrarlamak sünnettir.)

         15) Kulakları meshetmek. Bu mesih bir su ile yapılabileceği gibi yukarıda bildirildiği şekilde de yapılabilir. Serçe parmaklarını kulak deliklerine sokarak kımıldatmalıdır.

         (Hanbelîlere göre, kulakları ve içlerini meshetmek farzdır; çünkü bunlar da baş kısmına dahildir.

         16) Boynu meshetmek: Başı ve kulakları meshettikten sonra, iki elin arkaları ile ve üçer parmakla, yeni bir suya gerek kalmaksızın boyun meshedilir. Boğazı meshetmek bid’attır.

         17) Abdest organlarını, üzerlerine dökülen su ile iyice ovmak.

         18) Abdest organlarını, arada kesinti yapmadan yıkamak. Bir organ henüz kurumadan diğerini yıkamaya geçmek. Buna “Vilâ” denir. Havanın sıcaklığı sebebiyle yıkanan organın hemen kuruması vilâya engel değildir.

         Bazı alimlere göre vilâ: Abdest alırken araya başka bir iş sokmamaktır.

         (Malikîlerle Hanbelîlere göre, abdest organları yıkanırken hemen birbiri ardından yıkanmaları ve araya başka bir iş sokulmaması farzdır

Abdestin Farzları

21 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Dini BilgiLer

Abdestin farzları dörttür: Yüzü bir kez su ile yıkamak, iki eli dirseklerle beraber bir kez yıkamak, her iki ayağı topuklarla beraber bir kez yıkamak ve başın dörtte birini ıslak bir elle ve kullanılmadık temiz bir su yaşlığı ile bir kez silmek (meshetmek)tir. Şöyle ki:

         Yüz denilen organ, iki kulak memesi, arasındaki yer ile alnın saç biten yerinden çene altına kadar olan kısımdır. Kulaklarla sakal arasında bulunan kılsız kısımlar da yüzden sayılır. İşte yüz denilen bütün bu kısmı su ile bir kere yıkamak farzdır.

         Sakal sık olunca, onun üstünü yıkamak yeterlidir, altındaki deriyi yıkamak gerekmez. Fakat sakal seyrek olunca, altındaki deri kısımları da yıkamak gerekir.

         Dirseklere gelince, bunlara “Mirfak” denir. Elleri dirseklerle beraber yıkamak farz ise de, dirseklerden daha yukarısını yıkamak zorunluğu yoktur. Ayakların iki taraflarında bulunan ve “Topuk” denilen şişkin kısımları da yıkamak gerekir. Fakat bunların yukarısını yıkamak gerekmez.

         Başa meshe gelince: Alından arkaya doğru başın ön kısmına meshedilmesi daha faziletlidir. Meshedilen yer iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine meshedilmesi yeterlidir. Fakat bu kısımdan aşağıya sarkan saçların üzerine meshedilmesi, başın üstünde topak olsalar dahi, yeterli olmaz.

         (Malikî ve Hanbelîlere göre, başın tamamını meshetmek vacibdir. Şafiîlere göre en az bir parmak mesih yeterlidir

Sonraki Yazılar »