Sex uydurmaları

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Sex uydurmaları
 

Seks, özellikle kapalı toplumlarda birçok kişi tarafından konuşulması ayıp sayılmış ve bu durum aşılamayan tabuların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Birçoğumuz yarım yamalak bilgilerle cinselliği yaşarken, kimimiz de doğru bildiklerimizin aslında birer uydurma olduğunu yıllar sonra öğrendik. İşte size seksle ilgili doğru sandığımız yanlışlar;

Önceden tanıdığım insanla birlikte olursam prezervatif kullanmama gerek kalmaz

Her ne kadar artık televizyonlardan, gazete ve dergilerden sorunsuz ve güvenli seksle ilgili bilgiler edinmek mümkün olsa da prezervatif kullanımı hala ortak bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Birçoğumuz tanığımız ve bildiğimiz insanların güvenli seks için ideal kişi olduklarını düşünüyoruz. Ancak bu yaklışım birçok sorunu da bereberinde getiriyor. Öyle ki bir insanın temiz görünmesi ve güzel kokması onun çeşitli viruslerin taşıyıcı olmadığı anlamına gelmez. Sadece bir insanın dış görünüşüne bakarak daha önceki seks deneyimleri hakkında fikir edinemezsiniz. Bu nedenle güvenli seks için perezervatif kullanmaktan vazgeçmeyin.

Eğer partnerim ilişki sırasında geri çekilirse hamile kalmam

Bu düşünce ve inanış günümüzde ne yazık ki istenmeyen hamileliklerin birinci nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Birçok güvenilir yöntem varkan bu riskli yöntemi seçmek yine seksle ilgili öğrenmemiz gereken çok şeyin olduğunun kanıtı gibi aslında. Unuttuğumuz bir nokta da spermlerin aslında çok inatçı oldukları. Geri çekme yöntemi, temas sonunda hemen gerçekleşmezse, bir kısım sperm içeri dökülebilir ve bu sebeple gebelik oluşabilir. Böyle bir riskle karşı karşıya kalmamak için daha güvenilir yöntemleri seçmeliyiz.
 

Eğer orgazm olmuyorsam iyi seks de yapmış sayılmam

İşte size birçok insan tarafından doğru kabul edilen bir seks uydurması daha. Ancak unutulan bir nokta var ki o da iyi bir seks birçok şekilde olabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heycanlı ve güzel bir seksin yaratıcıları olabilir. Özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan seksle orgazm olmak iyi bir seks anlamına gelmez. İyi bir seks illaki yatağın bir kenarında yaratılan bir ıslaklık hiç değildir. Bu konudaki en üzücü gerçek ise seksin orgazm olmak için yapılması gereken baskı olarak algılanması. Seksten zevk almak için dünyayı sarsan bir orgazm yaşamanıza gerek yok.
 

Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir

İnsanların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun yetersiz olduğu anlamına gelmez. Ve hatta o kişinin değişik seks taktikleri olması onu kadınların gözünde ilah yapabilir. Bu arada birçok kadın büyük penisin ilişki sırasında acı verdiği konusunda da hem fikirler.
 


 

Erkekler seks için her zaman hazırdır

Erkeklerin sahip oldukları testeron hormonu onların seks yaşantılarının gidişatını belirleyen temel faktördür. Teorilere göre bir erkekle kadının sekse olan düşkünlüklerinin çok farklı olması tamamen sahip oldukları hormanlara bağlıdır. Ayrıca seks fiziksel olduğu kadar beyinde de var olan bir olgudur. Kafa olarak buna hazır olmayan bir erkek sekse hazır değil demektir.

 
Hergün masturbasyon yapmak seks bağımlısı olmanın işaretidir

Araştırmalara göre erkeklerin yüzde 90′ı ve kadınların da yüzde 75′i masturbasyon yapıyor. Hergün masturbasyon yapmak aşırı sayılabilir ancak bu durum bağımlılıktan çok bir asabiyetin ya da düş kırıklığının işareti olabilir. İnsanlar birbirinden farklı seks dürtülerine sahiptirler. Ve bazı insanlar kendilerini hergün rahatlatma ihtiyacı duyabilirler. Üstelik bunu istedikleri kadar uzun süre devam ettirebilirler

Sex baş ağrıtırmı

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Sex baş ağrıtırmı
  

Bu sorunun cevabı ne yazık ki “Evet”tir! Seks baş ağrısını geçirebildiği gibi ağrının sebebi de olabiliyor!Baş ağrısını cinsel aktiviteden çok orgazmın tetiklediği belirtiliyor. Orgazm esnasında oluşan değişimlerin baş ve boyun üzerinde sersemletici bir durumu zaten vardır. Eğer bu durum çok etkili olursa seks yaparken ani ve şiddetli baş ağrıları yaşamanız mümkündür. Uzun süreni tehlikelidir Burada önemli olan sekse bağlı baş ağrılarından çok, seks esnasında tetiklenebilen ciddi bazı sağlık sorunlarının da baş ağrısı ile ortaya çıkabileceği

 Seksle ilgili baş ağrıları nadiren bir veya birkaç saat sürebilir. Önemli bir nokta da bu ağrıların en çok gözlerin etrafında ve arka kısmında hissedilmesidir. Ağrı zonklayıcı bir karakterde olabileceği gibi, başa arkadan gelen şiddetli bir darbe olarak da algılanabilir. Sekse bağlı baş ağırlarının nedeni tam olarak bilinmiyor. Bu ağrıların cinsel birleşmenin tepe noktalarında meydana gelen baş ve boyun kaslarındaki spazmlarla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Seksle bağlantılı baş ağrıları doğum kontrol hapı kullananlarda, Psödoefedrin içeren soğuk algınlığı ilaçları alanlarda daha sık ortaya çıkıyor. Stres, yorgunluk, korku, güvensiz, endişe ve uykusuzluk gibi faktörler bu ağrıları tetikleyebiliyor. Seksin çok uzun süreli baş ağrılarına da yol açması mümkündür, ama bu ağrıların bizim bahsettiğimiz sadece ilişki esansında ortaya çıkan ağrılarla herhangi bir ilişkisi yoktur.

Eğer seksüel faaliyet esnasında böyle bir sorun ile karşılaşıyorsanız, korkmayın. Tehlikeli olanı uzun süre başınızı ağrıtacak ilişkilerdir! Sıra cinselliğe gelince “Başım ağrıyor” diyen eşinize lütfen darılmayın. Seks gerçekten baş ağrıtabiliyor ve bu ağrılar bazen tehlikeli bile olabiliyor.

Kızlık zarı nasıl bozulur

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Kizlik zari vajinanin girisinden birkaç santim içerde, ortasi delik, sogan zari inceliginde bir zardir. Vajinaya bu zarin ortasindaki delikten daha büyük herhangi bir sey, birkaç santim girdiginde, bu zar kenarlara çekilir, yani bozulur. Vajinaya girenin, penis, parmak, tampon ya da baska bir cisim olmasi durumu degistirmez. Kizlik zari vajina duvarlarina dogru çekilirken, üzerindeki kilcal damarlar çatlar ve bir kaç damla kan gelir. Bazi kizlik zarlari esnektir, kilcal damar çatlamasi olmaksizin kenarlara çekilebilir ve kanamazlar. Kanama genellikle vajinaya ilk giris sirasinda olur, ilk girisi izleyen hafta içindeki girislerde de taze yara nedeniyle ufak kanamalar olabilir. Daha nadir olarak ilk giris kismi olabilir ve ilgisiz bir zamandaki tam giriste yeniden kanama olabilir. Kizlik zari nedir? Kizlik zari doga tarafindan vajenin giris kismina yerlestirilmis olan ve kesin görevi bilinmeyen bir dokudur,bazi bilim adamlari adet görünceye kadar vajeni ve rahmi disaridan gelebilecek mikroplara karsi koruyan bir olusum olarak,bazilarida sadece bir doku kalintisi olarak degerlendirirler. Yapisi nedir? Kizlik zari ,mukoza dedigimiz agiz içi yapisina benzeyen bir yapiya sahiptir. Herkesde kizlik zari varmidir? Bazi kadinlarimizda dogustan bulunmayabilir. Kizlik zari nerededir? Kizlik zari vajina (dölyolu) girisinde yaklasik 1-2 cm. içeridedir. Herkesin kizlik zari ayni midir? Hayir, kadindan kadina çok büyük farkliliklar gösterebilmekle beraber belli basli alti-yedi çeside ayirabiliriz. Bunlar; Kizlik zari iliski disinda ne zaman yirtilir? -Iliski disinda nadir olarak bazen uzakdogu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin disinda bacak açma hareketi yapanlarda,kaza ve bazen düsmelerde yirtilabilir. Yirtilan kizlik zari sonra tekrar iyilesirmi?Kapanirmi? -Hayir,farkli bir yapiya sahip olan kizlik zarinin yirtilan kisimlari hiç bir zaman kendiliginden tekrar birlesmez. Masturbasyon yaparken yirtilabilirmi? -Eger içinize bir sey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapiyorsaniz yirtilmaz. Kizlik zari parmak girmesinden zarar görür mü? -Bu kizlik zarinin tipine baglidir,bazi kizlik zarina hiç bir sey olmayacagi gibi,bazilari da yirtilabilir. Ilk iliskide çok aci verirmi? -Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde oldugunuza ve kizlik zarinin tipinede bagli olmakla beraber yavas hareket edilecek olursa fazla bir aci vermez. Ya yirtilmazsa? -Yirtilmazsa bir jinekolog tarafindan uyusturularak size hiç bir aci verilmeden açilabilir. Ilk iliskide kizlik zarinin acisindan çok korkuyorum,ne yapabilirim? -Esinizle anlasarak bir jinekologa giderseniz, o kizlik zarinizi uyustururarak size hiç bir sey hissettirmeden açabilir. Çok kanarmi ? -Hayir,pembe renkli (vajen salgilari ile karistigi için kanin rengi açilir) bir kaç damla kan gelebilir. Ya kanama durmazsa? -Çok kalin kizlik zarlarinda bazen olabilmektedir, doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayi durduracaktir. Kizlik zari tamir edilir mi ? dikilir mi? -Evet,kizlik zari dikilir. Kizlik zarini kim diker veya dikebilir ? -Kizlik zarini sadece bir kadin dogum uzmani diker. Dikilen bir kizlik zari yüzde yüz kanarmi? -Evet,eger bu isin uzmanitarafindan dikilmisse dikilen bir zar yüzde yüz kanar. Dikilen bir kizlik zarinin dikildigi iliskiye girecegim kisi tarafindan anlasilirmi? -Kesinlikle hayir,sadece kadin dogum uzmanlari veya adli tip uzmanlari bunu anlayabilir Kizlik zari dikilmesi için iliski sayisinin veya ne kadar süredir iliskiye girildiginin önemi varmidir? -Hayir yoktur,çocuk dogurmus kadinlarda dahi bu kizlik zari tamir edilir. Kizlik zari dikisi acirmi? ne kadar sürer?nasil bir ameliyattir? -Hayir acimaz, siz uyutularak veya o bölge uyusturularak yapilir,10 ila 30 dakika arasinda sürer,operasyondan sonra rahatlikla yürüyebilir veya çalisabilirsiniz.Hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiginizi anlamaz. Kizlik zari iliskiden ne kadar zaman önce dikilmelidir? Bu kizlik zarinizin tipine ve hekiminizin yapacagi ameliyata baglidir, bazen bir kaç ay evvel,bazen bir kaç gün evvel bazende bir yil önce dikmek gerekir. Dikildikten sonra nelere dikkat etmek gerekir? Dus vesaire gibi seyler zararlimidir? Özel bir sey gerektirmez ilk bir kaç gün hekiminizin önerilerine uymak gerekir, rahatlikla bir kaç gün sonra dus alabilirsiniz. Kizlik zarimi kendim kontrol edebilirmiyim? -Hayir ,uygun pozisyonu aldiginizda ayna yardimi ile sadece görebilirsiniz fakat tibbi bilginiz yetersiz oldugu için hiçbir yorum yapamazsiniz. Kim kontrol edebilir? -Sadece bir kadin dogum uzmani bu konuda size yardimci olacabilecektir. Kontrol sirasinda acirmi? veya zarar gelebilirmi? -Hiç bir aci hissetmeyeceginiz gibi, hiç bir zararda gelmeyecektir. Bu konuda bir süpheniz veya sikintiniz varsa muayeneye gidiniz.Kimse bu konuda muayene olmanizi garip karsilamayacaktir.

Cinsellik püf noktaları

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Cinsellik püf noktaları
 

Her insan kendisinde var olan potansiyel zevkin tadini olabildigince çikarmak ister. Ancak bunun da kendine göre bazi püf noktalari vardir. Herseyden önce bir iliskiye hazirlanirken sakin olmak, bunun bir güç göstergesi ya da mücadele olmadigini kabul etmek ve insanin kendisiyle ve esiyle barisik olmasi çok önemlidir. Bir de bunlara ek olarak asagidaki noktalara göz atarsaniz mutlu olmamaniz için hiçbir sebep yok!

Cinsel iliskiden önce tüm kizginliklarinizi unutun. Sakinlesin. Siz rahatlarsaniz esiniz de rahatlayacaktir.
 

Önsevisme, siz birbirinize dokunmadan önce baslar. Tatli konusmalar, yumusak yastiklar, dinlendirici bir müzik her ikinizin de enerjisini artirir.
 

Yemek yedikten sonra sevismeyin. Vücut enerjisinin baska bir rakibi olmamali. Dolu mideyle cinsel iliski spermi azaltir ve hazimsizliga neden olur. Sevismeden önce soguk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçinin. Aksi takdirde vücut bunlari isitmaya çalisarak cinsel enerjiyi de harcar.
 

Yorgun, aç ve kizginken cinsel iliskiden kaçinin.Harcanan enerji dengesizlige neden olabilir.
 

Sevismeden yarim saat önde tuvalet ihtiyaçlarinizi giderin. Dolu idrar torbasiyla cinsel iliskiye girmek sikinti vericidir.
 

Asiri soguk ya da asiri sicak havalarda sevismek elektromanyetik alanda dengesizlige yol açabilir.
 

Sevismeden önce ve sonra çok çalismayin. Kaslar gevsediginden enerji toparlamak zorlasir.
 

Cinselligi tesvik edici ek ilaç ya da maddeler kullanmayin. Kendi silahlarinizi kullanin.
 

Vajinaya çok güçlü yüklenmeyin. Bu beraberinde bitkinlik, vajinada duygusuzluk ve agri getirebilir.
 

En iyi sevisme zamani bahardir. Spermin en fazla oldugu dönemdir.
 

Mekanik seksten kaçinin. Cinsel iliski bir sölen olmalidir. Kadinin masturbasyon araci olarak kullanilmasi cinsel enerjinizin geri dönüsümünü engeller

Sex Hataları

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Sex Hataları
Vaginal orgazm da G noktası da masalmış! Cinsellikle ilgili bilgilerinizi gözden geçirin. Bir çoğu eski ve yanlış olabilir. En sık sorulan soruların doğru yanıtlarını sizin için derledik…  

* Kadınlarda G noktası gerçekten var mı?

Hayır… 1950 yılında Alman bir jinekolog, kadınlarda vajina duvarının önünde yer alan ve en erojen bölge olarak tanımladığı G noktasının varlığından bahsetti. Ancak, kendisinden sonra, detaylı olarak yapılan araştırmalarda, doktorlar vajinanın her bölgesinin aynı hassasiyette olduğu ve G noktasının olmadığı görüşünde birleştiler.

* Regl sırasında hamile kalınır mı?

Hayır… Ancak regl döneminizin sonlarında, korunmadan cinsel ilişkiye girdiyseniz, rahim artık yumurta üretmeye başlamış olduğundan hamile kalabilme ihtimaliniz artıyor. Çünkü spermler ortalama yedi gün canlı kalabiliyorlar.

* Doğum kontrol hapı almayı bir kez unutunca hamile kalma riski doğar mı?

Evet… Projesteron (Doğum kontrol) hapını almayı unuttuğunuz andan itibaren üç saat geçmişse, artık hamileliğie karşı korunmasızsınız.

* Anal seks tehlikeli midir?

Hayır… Ama normal ilşkiye göre iltihaplanma riskiniz çok daha fazladır. Anüs, vajinaya oranla sürtünmeye karşı fazla dayanıklı değildir. Buradaki kan damarları daha hassas ve kolayca tahriş olabilir. Eğer ilşki sırasında korunmuyorsanız kanamaya başladığı taktirde, cinsel yolla bulaşan hastalıkların ortaya çıkma riski de artar.

* Sperm neler içerir?

Sperm protein, şeker, vitamin ve mineral açısından zengindir.

* Oral seks cinsel ilişkiden daha mı güvenli?

Hayır… Oral seks esnasında birtakım enfeksiyonlar kapılabilir. Oral seks yapan kişnini diş etlerinin kanaması ya da iltihaplı olması durumunda HIV virüsü, deri iltihapları ve bel soğukluğunun ortaya çıkma riski çok fazla.

* Erkekler ilişki sırasında birden fazla orgazm yaşayabilirler mi?

Hayır… Bir erkek orgazm olduktan sonra psikolojisi gereği boşalmak isteği duyar. Buna karşın kadınlar birden fazla orgazm yaşayabilirler.

* Penisin en hassas yeri neresidir?

Penisin baş kısmında zevk almasını sağlayan yüzlerce sinir bulunur. Hatta bazı erkeklerde bu bölge o kadar hassastır ki tahrik edilmeye ihtiyaç duymadan cinsel ilişkiye hazır hale gelir.

* Vajinal orgazm var mıdır?

Hayır… Kadın, göğüs, dudak, omuz gibi sayısız yerden tahrik olabilir ama hangi bölgesinden uyarılırsa uyarılsın yaşadığı orgazm farklı değildir.

* Erkekler prezervatif ile seviştiklerinde, korunmasız sevişmelerine oranla daha fazla zevk alabilirler mi?

Hayır… Geçmişe oranla artık bugün çok farklı prezervatifler üretildiğinden, birçok kişi ultra hassas prezervatifleri tercih ediyor. Hatta bazı erkekler, penisleri aşırı hassas olduğu için korunmadan cinsel ilişkiye girmiyor. Ayrıca prezervatifin erkeğin cinsel boşalmasını önlediği de yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlardan biri.

* Bir erkek tarçın yediği takdirde spermi de tarçın tadını alabilir mi?

Evet. Güçlü aromaya sahip besinler spermin tadını etkileyebilirler ama diğer yiyecekler sperme süt gibi bir tat katar.

* Erkek ve kadının seksüel açıdan en aktif oldukları dönem hangi yaşlardadır?

Erkek 18-20 yaş arasında cinsel hayatının doruğundadır. Ama bazı genç erkekler bu çağlarda erken boşalma sorunuyla karşılaşabilirler. Buna karşın kadın, 30′lu yaşlarında seksüel yönden en verimli çağlarını yaşar.

* Partnerlerden birinin diğerini bağlamak istenmesi, onun dominant taraf olmak istediğini mi gösterir?

Hayır… Bu teoriyi doğrulayan bir kanıt yok. Bu sizin bir kontrol delisi olduğunuzu da göstermez. Sadece fantazi dünyanızın farklı olduğunu gösterir.

* İktidarsızlık şehvet eksikliğinden mi kaynaklanır?

Hayır… Tam tersine çoğu zaman iktşdarsızlık aşırı istekten kaynaklanır. Erkekler kendini o kadar çok baskı altında hisseder ki sonuç olarak ereksiyon olmayı başaramaz. Sarhoş olmak, stres, sigara içmek ya da uyuşturucu kullanımı da iktidarsızlık nedeni.

* Kadınlar regl döneminde kendilerini cinsel yönden isteksiz hissederler mi?

Araştırmalara göre kadınlar regl döneminden birkaç gün önce cinsel arzularında bir artış yaşıyorlar. Adet dönemi içindeki hormonal değişimler ise bazen isteksizlik yaratabiliyor

Orgazm nedir

12 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Orgazm nedir
Kadin için de erkek için de, cinsel yanit döngüsü, istek-uyarilma-orgazm sirasini izler. Cinsel istek duyarak, herhangi bir cinsel etkinlige giristigimizde, cinsel uyarilma olur. Bu asamada bedenimizde fizyolojik degisiklikler olur, her iki cinste de cinsel organlarin durusunda degisiklik olur ve bu bölgeye kan dolar, bunu erkekte penisin sertlesmesi olarak görürüz, kadinda da meme baslarinda ve klitoriste hafif sertlesme olusabilir, renk degisiklikleri ve vajinada islanma olur. Gene uyarilma asamasindan baslayarak, bedenimizde kalp atim hizi artmasi, solunum hizlanmasi gibi genel fizyolojik degisiklikler de olur. Uyarilma düzeyi yükseldiginde orgazm olusur. Fizyolojik olarak orgazm, her iki cinste de, saniyeler içinde cinsel organlarda olusan ritmik kasilmalar ve buna eslik eden hos duyumlar olarak tanimlanabilir. Erkekte cinsel organlarin kasilmasi sirasinda erkek üreme hücrelerini tasiyan meni dedigimiz beyaz bir sivi disari atilir. Kadinda orgazmik kasilmalara eslik eden bir sivi çikisi yoktur. Elbette bütün bu fizyolojik tanimlamalar, orgazm yasantisini anlamak için yeterli degildir. Orgazmi yasamamis birine tarif etmek çok da mümkün degildir. Ama herkes orgazm oldugunda bunun ne oldugunu anlayabilir. ‘Orgazm olup olmadigima emin degilim’ diyenlerin çogu, yüksek uyarilma düzeylerine çikiyor ama orgazm olmuyordur. Ya da orgazmi gözünde oldugundan fazla büyüttügü için, saniyeler süren orgazm yasantisini yeterli bulmuyordur. Son on yil içinde, orgazm konusunda çok sey konusuldu, bunlarin birçok yarari yaninda orgazmin fazla abartilmasi gibi bir zarari da oldu. Orgazm, insan cinsel yanitinin son asamasi olmakla beraber, ne cinselligin tek keyfidir, ne de cinsel etkinligin tek hedefidir. Cinsel hazlarimiz içinde önemli bir yeri vardir, ama tek haz degildir. Her cinsel etkinlik sürecinde birçok haz yasariz, bunlarin birçogu orgazm anindan daha uzun sürelidir. Sadece orgazmi hedefleyerek sevismek, alinabilecek hazlari azaltir. Doyumlu bir sevismenin mutlaka orgazmla sonlanmasi da gerekmez. Baska bir deyisle orgazm olup olmamak, tek basina cinsel doyumu belirlemez.

Cuma Günü İlişkiye Girmek

24 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Cuma günü cinsel ilişki de bulunmak hakkında;

Allah Resulü buyuruyor:

“Her Cuma günü karısıyla cinsi münasebette bulunamayacak olanınız var mı? İyi ya bunda hem kendisinin, hem de eşinin yıknması sevabı olmak üzere iki birim sevabı vardır.”

Bazı müçtehid alimler, Perşembe günü gecesi cinsi münasebette bulunulmasının da, Cuma günü yıkanılmasını öğütleyen hadislerin kapsamına girebileceğini, aynı sevaba erdirebileceğini ifade etmişlerdir.

Regl Döneminde Denize Girmek

24 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna dair yaygın bir inancın olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü’nden Dr. İbrahim Sözen, adetliyken denize girip girmeme konusunda kararsız kalan kadınları aydınlattı.

Tamponla Denize Girmek Mümkün mü?

Kadınların adet dönemlerinde denize girmesinin sakıncalı olduğuna yönelik inancın tıbbi bir temeli bulunmadığını söyleyen Dr. İbrahim Sözen, “Adetliyken denize girmek mümkündür. Bunun istisnası âdetin en yoğun geldiği 1. veya 2. gün olabilir. Bu günlerde denize girmek sakıncalı olabilir. Âdetin diğer günlerinde ise, cinsel olarak aktif olmuş kadınlar vajen içine tampon yerleştirmek suretiyle denize girebilirler” dedi.

Normal adet kanamalarında ped kullanımının tampon kullanımına göre daha sağlıklı olduğunu belirten Dr. Sözen, “Tamponun uzun süre vajen içinde kalması vajenin mikrobiyolojik ortamını değiştirmekte ve bazı bakterilerin normalin üstü bir hızla üremelerine neden olabilmektedir. Bu nedenle tampon kullanan kadınların tamponlarını sık sık, örneğin 4-6 saatlik aralarla değiştirmelerini önermekteyiz” diye konuştu.

Tamponu Sık Aralarla Değiştirmek Önemli

Dr. Sözen sözlerini şöyle sürdürdü: “Denize girme olanağının arttığı yaz günlerinde ped yerine tampon kullanılabilir. Çünkü tampon vajen içindeki kanamayı emerek, kanamanın mayo dışına geçmesini önler. Sık aralarla değiştirme kuralına özen gösterilirse vajende enfeksiyon riski de ortadan kalkar.”

Regl Nedir?

24 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Regl olmak (adet kanaması, ay hali, aybaşı) kadın hayatının önemli bir parçasıdır. Genç kızlığa adım atılan dönemde bazen şok etkisi yaratabilen ilk adet kanaması kısa bir süre sonra kadının her ay düzenli görmeye alıştığı ve düzensizleşmesi durumunda endişeye kapıldığı bir olgu haline gelir. Adet düzensizlikleri kadınların sık yaşadıkları sağlık sorunlarındandır ve her bilinçli kadının bu düzensizliklerin nedenleri hakkında genel bilgilere sahip olması gerekir.

Normal bir adet düzeni olan kadın 26-35 günlük aralıklarla (bu aralığın başlangıcını ve bitişini bir âdetin ilk günüyle diğer âdetin ilk günü belirler) kanama görür ve bu kanama 3-7 gün arasında devam eder. İlk günlerde nispeten daha fazla olan kanama yavaş yavaş azalarak en geç 7 günde tamamen biter. Tüm bu adet dönemi boyunca kadın ortalama olarak 60 ml. kan kaybeder. Bazı kadınlarda ek olarak tam iki âdetin ortasına denk gelen dönemde birkaç damla süren lekelenme tarzında kanama olabilir. Ovulasyon (yumurtlama) esnasında oluşan bu kanama her ay tekrar eder ve normal dışı bir durum olarak kabul edilmez.

Yukarıda anlatılan düzenden her sapma adet düzensizliği olarak tanımlanır. Her adet düzensizliği tipinin kendine özgü nedenleri ve tedavi şekilleri olduğundan tanı koyma aşamasında kadının düzensizliği iyi tarif edebilmesi çok önemlidir.

Kadınlar neden adet kanaması görürler?

İki adet kanamasının ilk günleri arasında kalan ve menstruasyon siklusu adı verilen döngünün amacı uterusu (dölyatağını) gebeliğe hazırlamaktır. Bu döngünün düzenli olarak işlemesine hem fizyolojik hem de ruhsal süreçler katkıda bulunur: Her âdetin ilk gününde beyinde bulunan hipofiz adlı salgı bezinden salgılanan bir hormonun etkisiyle yumurtalıklardan birinin içinde bir oosit (yumurta) hücresi olgunlaşmaya ve östrojen hormonu üretmeye başlar. Bu hormon uterus iç tabakasının kalınlaşmasından ve gebelik için ön hazırlıkların tamamlanmasından sorumludur. 14 gün süren bu kalınlaşma döneminde yumurta hücresi etrafında sıvı birikimi olur ve yumurtalık yüzeyinde yaklaşık 18-20 mm. çapında içi sıvı dolu olan ve folikül adı verilen yapı ortaya çıkar. Bu olaylar esnasında hipofizden salgılanan diğer bir hormonun kanda seviyesi belli bir aşamaya yükseldiğinde bu gelişen folikül çatlar ve içindeki olgunlaşmış yumurta hücresi serbest kalır. Bu hücre fallop tüpü içine girerek burada ilerlemeye başlar. Fallop tüpü içinde oosit bir sperm hücresiyle karşılaşır ve döllenme gerçekleşirse gebelik başlar.

Yumurtlama gerçekleştikten hemen sonra kanda östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da yükselmeye başlar. Bu hormon uterus iç tabakasını döllenen yumurtanın yerleşmesi ve gebeliğin devam etmesi için uygun hale getirir ve bir anlamda östrojen hormonunun burada yaptığı ön hazırlıkları tamamlar. Gebelik oluşmazsa kanda hormon seviyelerinin düşmesiyle belli bir süre sonra endometrium tabakası dökülmeye başlar. Bu dökülme kanamayla birlikte olur. Adet kanaması adı verilen bu kanamayla birlikte endometrium yeni siklustaki muhtemel bir gebelik için tekrar hazırlanmaya başlar ve yukarıdaki döngü en başa döner

Adet Öncesi Gerginlik (Premenstrüel Sendrom)

24 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Cinsellik

Tıp dilinde “premenstrüel sendrom” halk arasında ise “adet öncesi sendromu” olarak bilinen, insanlar arasındaki ilişkileri ve kişinin günlük aktivitesini etkileyecek düzeyde fiziksel, psikolojik ve davranış değişikleri ile seyredebilen bulgular bütünüdür.

Doğurganlık döneminde olan kadınların % 30-40′ ında bu sendromun bulguları saptanmış olup, % 2-3 kadarında bulgular şiddetli olarak seyrediyor. Sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber gebelik ve menopoz sonrası dönemlerde ortadan kalkması, dönemsel hormon değişikliklerinin sorumlu olabileceğini düşündürüyor.

Premenstrüel bulgular adet öncesi 10-12 günlük dönemi kapsayıp adet görülünce kendiliğinden ortadan kalkıyor.

Bulgular şöyle sınıflandırılabilir:

A – GRUBU:

Gerginlik, anksiyete (huzursuzluk), sinirlilik, yetersizlik, ruh halinde değişkenlik.

B- GRUBU:

Depresyon, konfüzyon (konsantre olmakta güçlük, uyuşukluk), unutkanlık, ağlama.

C- GRUBU:

Hipoglisemik episodlar (kan şekerinin düşmesi), iştah artışı, baş ağrısı, degişik istekler, bitkinlik, bulantı, kusma, ishal, kabızlık.

D- GRUBU:

Kilo artışı, karında şişkinlik, gaz, memelerde duyarlılık, el-ayak ve bacaklarda şişlik.

Bu gibi şikâyetleri adet öncesi dönemlerde tekrarlayarak yaşayan bayanlar için, olayı tetikleyen faktörlerin (stres, tıbbi veya psişik problemler) hekim kontrolü altında araştırılması gerekiyor. Diğer bazı organik hastalıklar, adet öncesi sendromuna benzer bulgular ortaya koyabiliyor. Bu yüzden gerekli laboratuar testlerinin ve tıbbi muayenelerin yapılarak adet öncesi sendromu bu hastalıklardan ayıran tanının konması gerekiyor.

Sözü geçen organik hastalıkların bazıları şunlardır:

  • Hiperprolaktinemi (memelerden süt gelmesi, ağrı şikâyeti)
  • Over kistleri (yumurtalık kistleri)
  • Endometriosis
  • Miyomlar
  • Pelvis enfeksiyonları
  • Tiroit hastalıkları

Premenstrüel sendrom tanısı koyduracak özel bir laboratuar testi bulunmamakla beraber bazı laboratuar testleri ayırıcı tanı koymaya yardımcı olurlar: Tam kan sayımı, sedimantasyon, serum, prolaktin düzeyi, karaciğer ve böbrek hastalıklarına yönelik testler, ovülasyon (yumurtlama) testleri gibi. Bunların yanı sıra geriye dönük en az üç aylık periyodu kapsayan bir günlük tutmanız ve bulguların periyodun hangi dönemine denk geldiğini saptamak da hekiminize tanıyı koymak açısından yardımcı olacaktır.

Kesin sebebi bilinmediğinden sebebe yönelik (radikal) bir tedavisi olmamakla birlikte rahatsızlıklarla baş etmek üzere;

- Psikolojik destek
- Stresle mücadele (psikolog, meditasyon, hipnoz, aerobik)
- Egzersiz (jogging, bisiklete binmek, haftada en az dört kere tempolu yürümek)
- Diyet düzenlemesi (fazla tuz ve çekerden kaçınma, kafeinli yiyecek ve içeceklerden kaçınma, karbonhidrat bakımından zengin -özellikle kompleks karbonhidratlar; makarna, pilav v.s.
- Protein bakımından fakir beslenme, magnezyum içeren besin kaynaklarına yönelme -havuç, yer fıstıgı, ıspanak v.s.-)

gibi önlemler bulguları hafifleterek sorunsuz bir adet dönemi geçirmeyi sağlarlar. Bu önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda hekim kontrolünde olmak koşulu ile

« Önceki YazılarSonraki Yazılar »