E-sigaralar bela oldu
sürülen e-sigara alarm veriyor.
Hong Kong’taki bir firma tarafından üretilen ve hem nikotin bağımlılığından kurtulmanın yolu olarak, hem de “Her yerde içebilirsiniz” reklamıyla piyasaya sürülen elektronik sigara alarm veriyor.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nı da uyararak, “Elekronik sigara, sigara içmeye özendiriyor” uyarısı yaptı; pazarlama taktikleriyle sigarayı bırakmak isteyenlerin “kandırıldığını” söyledi.
Prof. Tuncer, elektronik sigarayı tamamen “sigara reklamı” olarak nitelendirdi ve “Sigara hareket özentisi ile başlar. Bir tarz, tavır, davranış kalıbıdır bu. Elektronik sigara, sigara içen insan davranışını besliyor. Toplumsal davranışı negatif ölçüde etkiliyor. Toplumu sigaraya itiyor. Sigarayı bırakanlar evde bununla avunabilir, ancak dışarıda içmemeli. Çünkü bu şekilde sigara reklamı yapıyorlar” eleştirilerinde bulundu.
Bahar aylarında polenlere dikkat
Tedavi edilmeyen alerji, astım ve bronşite dönüşüyor
Erken teşhis konulmadığında astım ve bronşite neden olabiliyor
Uzmanlar, polen alerjisi olanların, bahar aylarında sabahları kapı ve pencereleri açmamaları, evin dışında spor yapmamalarını öneriyor.
Adana Göğüs Hastalıkları Hastanesi göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Mustafa Baysal, ‘çiçek tozları’ olarak bilinen polenlerin,rüzgar ve böceklerle çevreye dağıldığını ve bitkilerin üremesine yaradığını belirtti.
Polen alerjisinin, ‘bahar nezlesi’ olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Baysal, ”özellikle bahar aylarında bitkiler uyanışa geçtiği için daha çok polen salarlar. Bitkilerin çoğu, polenlerini gün doğumu ile saat 10.00 arasında saldığı için, alerjik duyarlılığı olan kişilerin bu saatlerde evlerinin kapı ve pencerelerini açmamaları gerekiyor” dedi.
Polenler her yerde
Dr.Baysal, evin dışında spor yapılmasından kaçınılması, çok zorunlu durumlarda ise polen filtreli maske takılması gerektiğini ifade etti.
Evlerde ve araçlarda polen filtreli klimaların kullanılmasının da etkili olduğunu söyleyen Baysal, “polenler, su ile atmosferden yere indiği için, yağmurlu ve nemli havalarda azalma gösteriyor. Kuru ve sıcak havalarda ise artıyor. Özellikle ilk bahar ve yaz aylarının daha sıcak geçtiği yörelerde polenlere daha fazla dikkat edilmeli”dedi.
Tatil için ağaçlık yerler yerine deniz kenarlarının tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Baysal, günlük kıyafetlerle de eve polen taşınabileceğini, bu nedenle sabah saatlerinde dışarı çıkılmışsa, eve dönüldüğünde kıyafetlerin mutlaka değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Erken teşhis önemli
Polen alerjisinin, tedavi edilmemesi durumunda astım ve bronşit gibi hastalıklara neden olabileceğini vurgulayan Dr. Baysal, ”belirtiler çoğunlukla soğuk algınlığı sanıldığı için teşhis gecikiyor. Kendilerinde polen alerjisi belirtileri hisseden kişiler, vakit kaybetmeden doktora başvurmalılar. Aksi halde alerji hastalığa dönüşüp, astım ve bronşite neden olabilir”dedi.
Doktorun yapacağı deri ve kan testleri sayesinde, hangi bitkinin polenlerine alerji yaptığı belirlenip, uygun tedavi gerçekleştiriliyor.Alerjik şikayetlerin arttığı dönemlerde ise göz ve burun damlaları kullanılabilir.
Dr. Baysal ayrıca, belirtiler şiddetliyse, aşı tedavisi olarak bilinen (duyarsızlaştırma) yöntemi kullanılarak, vücuda verilen az miktardaki polen ile bağışıklık kazanılmasının sağlandığına da dikkat çekti
Astım bronşiyal

Bronşiyal astım nedir ?
Bronşlarda bir tıkanmayla birlikte görülen bu durum kuru bir öksürük ve zor nefes almakla kendisini belli eder. Çoğunlukla çocuklukta veya genç çağlarda meydana gelen kronik bir hastalıktır.
Astım bronşiyali neler meydana getirir ?
Her genel alerjik madde. Polen, mantar tozları, ev tozları, yemekler ve ilâçlar.
Astımatik krizler genellikle hangi saatlerde meydana gelir ?
Sabahın erken saatlerinde.
Astımın belirtileri nelerdir ?
Hırıltıyla solumak, boğulma hissi, kuru bir öksürük nefes vermekte güçlük.
Astım belirtilerini ne gibi şeyler hızlandırır ?
Had solunum yolları enfeksiyonu veya alerjik maddelere karşı fazlasıyla açık kalmak.
Astımatik krizler anî gelir mi ?
Evet.
Astımatik krizde vücutta ne gibi şeyler meydana gelir ?
Bronş zarlarında ve ciğerlerin içerisindeki solunum borucuklarımda şişkinlik olur. Bu hava yolunu daraltmaya yol açar. Bronşlardaki tükürük bezleri normalden fazla tükürük çıkartmakla nefes darlığının artmasına neden olurlar.
Yaş ilerledikçe astım geçer mi ?
Hayır. Çocukların yaşı ilerledikçe astımın geçeceğine dair çok genel, fakat tamamiyle yanlış bir inanış vardır.
Astım tedavisiz geçer mi ?
Hayır. Aksine, iyi ve gerekli tedaviyi görmediği takdirde kötüleşmeye yüz tutar.
Astım nasıl tedavi edilir ?
a.Astıma neden olan alerjiyi bulmak ve bundan sonra (hyposensitation) enjeksiyonları yaptırmak.
b.Steroid (kortizon) ilâçlarının verilmesi.
c.Akut nöbetleri hafifletmek için adrenalin veya (ephmephrine) enjeksiyonları yaptırmak.
d.Bronş spazmlarını hafifletmek için solunum yolu ile verilen ilâçlar çok kez akut nöbetleri rahatlatmaktadır.
Astım vakalarında hastayı hastaneye yatırmak gerekli olabilir mi ?
Evet. Büyük bir astımatik krizde hastanın boğulmamasını temin etmek için hastaneye yatırılması gerekli olabilir.
Astım vereme veya akciğerlerde kansere neden olabilir mi ?
Hayır.
Büyük bir astımatik kriz bile geçici olarak kontrol altına alınabilir mi ?
Evet. Büyük bir krizi esaslı bir şekilde hafifletebilecek ilâçlar vardır.
Astım kalp hastalıklarına yol açabilir mi ?
Bazı kronik astım vakalarında sürekli krizler kalp hastalıklarına yol açabilir. Ancak bu durumun gelmesi çok uzun sürer ve az rastlanan vakalardandır.
Astım ne gibi göğüs hastalıklarına neden olabilir ?
Amfizem, bronşiektazi ve başka akciğer hastalıkları astımdan dolayı ileri gelebilir.
İklim değişikliği astıma yararlı olabilir mi ?
Yeni taşınılacak bir yerde astım alerjisi nedenleri bulunmazsa bu değişiklik yararlı olabilir.
Alerjik nezlede kortizon kullanımı
Kortizon, yerinde, uygun doz ve sürelerde kullanıldığında hayat kurtaran, ama elbette bazıları ölümcül, pek çok yan etkileri de olan bir ilaçtır. Milyonlarca hasta yaşamlarını ve sağlıklarını kortizona borçludur.
Bir tarafta, bir çok hasta hayatını borçlu olduğu bu müthiş ilaçtan öcü görmüş gibi korkar. Az hastadan mı işittim ‘‘Aman doktor bey, bana kortizonlu ilaç vermeyin de, ne verirseniz verin.” sözlerini. Çünkü, kortizon halk arasında ‘en son çare’ olarak kullanılması gereken ilaç diye bilinir. Hasta bu. Sigaradan korkmaz, AİDS’ten korkmaz, astım krizinden korkmaz, kortizondan korkar.
Korksun tabii. Korkması hiç korkmamasından daha iyidir. Ama korkularda da aşırıya kaçmamak lazım. Vur diyince, öldürmemeli.
Bazı hastalar tam tersine, kortizonu leblebi gibi, fındık, fıstık gibi kullanırlar. Doktor ona bir kerelik yazar, hasta onu kendi kafasına göre aylarca, yıllarca kullanır. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, kortizon kullanımı Mynet okurları için derledi.
KORTİZONLU BURUN SPREYLERİ
Alerjik nezlede en etkili ilaç buruna sprey şeklinde sıkılan kortizondur. Bu ilaçlar antihistaminiklere göre daha üstündürler. Düzenli kullanıldıklarında, hem burun akıntısı, kaşıntı, hapşırmayı… ve hem de burun tıkanıklığını, yani alerjik nezlenin tüm belirtilerini giderirler. Etkileri yavaş başlar ve maksimum etkilerinin ortaya çıkabilmesi için günler-haftalar geçmesi gerekir.
AMAN DOKTOR BEY, BANA SAKIN KORTİZON VERMEYİN !
Aman doktor bey, sakın kortizon vermeyin ! Şekeri… tansiyonu yükseltiyormuş. Kemik erimesi… mide kanaması… katarak yapıyormuş. Böbrekleri, karaciğer bozuyormuş… Deriyi çatlatıyormuş, sivilceler çıkarıyormuş…Hadi bunlar neyse de, bir de erkeklerinki gibi kılllanma da olurmuş…Çocukların boyu kısa kalırmış…
Kortizon gerçekten de çok ciddi yan etkileri olabilen bir ilaç. İki ucu keskin bir bıçak adeta. Bir tarafı düzeltirken, diğer tarafları da perişan edebiliyor. Fakat, hemen öyle korkmayın ! Buruna sprey olarak sıkılan kortizon tedavisinin olumsuzlukları çok fazla değil, çünkü hem verilen doz çok düşük ve hem de ilacın çok az bir
kısmı kana karışıyor.
KORTİZONLU BURUN SPREYLERİNİN YAN ETKİLERİ
Kortizonlu burun spreyleri, bazı hastalarda burunda kuruma, kabuklanma ve kanamaya neden olabilir, fakat bunlar çoğu zaman hafif ve geçicidir. Koku ve tat alma bozukluklarına da rastlanabilir. Kullanılan kortizon türünün değiştirilmesi bu yan etkileri önleyebilir. En ciddi komplikasyon, burun bölmesinde delinmeye yol açmasıdır. Bu tedavinin ilk 12 ayı içinde ve özellikle de genç hanımlarda rastlanan bir durumdur. İlacın doğrudan burun bölmesine gelmeyecek şekilde sıkılmasına çalışılmalıdır.
Buruna sprey şeklinde sıkılan kortizonun önerilen dozlar aşılmadığı takdirde, deri incelmesi, katarakt ve glokom riskini artırıcı bir etkisi olmadığı kabul edilir.
Uzun süreli tedavinin çocuklarda büyümeyi geciktirici etkisi olabileceği unutulmamalıdır.
Bu ilaçlar, çok gerekli olduğu zaman gebelikte de kullanılabilir. Tedavi süresi mümkün olabildiği kadar kısa tutulmaya çalışılmalıdır.
KORTİZON HAP VE İĞNELERİ
Alerjik nezlede kortizon hap ve iğneleri, doktorunuzun gerek gördüğü özel durumlarda, kısa süreli kullanılabilir. Ama, unutmayın, buna sadece doktorunuz karar vermelidir
Aman depresyona dikkat
Yapılan araştırmalarda uzmanlar ülkemizde depresyonun başlama yaşının 5 olduğunu bildirirken sonbaharın gelişiyle mevsimsel depresyonda gözlenen artışa dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre kışın başlaması, havanın puslu oluşu insanları karamsar, agresif ve negatif düşünmeye yöneltiyor. Mevsimsel depresyona girmemek için alınabilecek bazı önlemler ise şöyle.
1-Bu mevsimde bol sıvı tüketilmelidir, bunların ıhlamur, papatya vb gibi bitkisel çaylar olup sindirim sistemini rahatlatıcı etkileri olmasına dikkat edilmelidir.
2-Kısa süreli yapılacak yürüyüşlerin önemi büyüktür. Kendinizi yormadan yapılacak yürüyüşlerde nefes alışınızı dengeleyerek rahatlama sağlayabilirsiniz.
3-Kendinizi pozitif düşünmeye odaklayın. Mümkün olabildiğince negatif şeylerden kafanızı uzak tutun.
4-Sevdiğiniz yemekleri yapın, iştahınızın kapanmasını engelleyecektir.
5-Ve son öneri olarak bu mevsimde aşık olun…
Bel sağlığı eğitiminde ne gibi kurallara dikkat edilmelidir?
eğitimi için bazı önerilerde bulunabiliriz.
Hareketsiz kalmayın. Yetersiz hareket, vücuttaki doku ve organların gereği gibi beslenmesini düzenleyen, yaşam için önemli metobolizma olaylarını olumsuz yönde etkiler. Yeteri kadar hareket etmeyen organizmada, belli vücut bölgelerinin beslenmesi aksar ve metabolizma artıklarının vücut dışına atılması azalır. Yetersiz hareketin en önemli olumsuz sonucu, kas ve kemiklerin zayıf kalmasıdır.
Hareketli olmak, tüm vücut fonksiyonlarını canlı tuttuğu gibi, aşınma, yıpranma ve kuvvet yitirilmesini de önler. Tüm eklemler gibi, omurga disklerinin beslenmesi de emme-basma tulumba mekanizmalarıyla gerçekleşir. Bu yüzden sürekli oturmak veya ayakta durmak bel hastası için sakıncalıdır. Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik yapısının ve disklerin daha iyi beslenmesini sağlar, dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.
Bel ve sırtınızı dik tutun. Omurga için en rahat ve uygun olanı bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur. Güçlü bel ve karın kasları, belin düz durmasını kolaylaştırır. Bu nedenle de düzenli egzersiz gereklidir.
Kötü duruş sırtta kamburluğu, belde de iç çöküklüğü artırır. Erken dönemde kalıcı kambur oluşur.
Yerden bir şey alırken öne doğru eğilmeyin, çömelin. Omurganın en çok zorlandığı pozisyonlardan biri, gergin dizlerle öne eğilip yerden bir şey almaktır. En iyisi çömelmektir. Bu durumda omurga düz duracağı için çok daha az zorlanır.
Sizin için ağır cisimleri kaldırmayın. Ağır kaldırmak, belin alt bölgesindeki diskleri zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar, kesinlikle ağır yük taşımamalıdır. Eğer ağır bir yük taşıma zorunluluğu varsa, eldeki eşya olabildiğince vücuda yaklaştırılarak, hatta dayanarak götürülmelidir.
Taşıdığınız ağırlıkları ikiye bölün ve vücudunuza yakın tutun. Bu şekilde omurgaya binen yük eşit dağılacağı için diskler tek yönlü zorlanmayacaktır.
Otururken belinizi düz tutun ve sırtınızı bir yere dayayın.
Zamanın çoğunu oturarak geçiren insanlar, sürekli masa başında çalışanlar, sürekli araba kullanmak zorunda olanlar için bu önemli. Sürekli masa başında oturmak zorunda olanlar, ayakların altına küçük bir yükselti veya iskemle koysunlar ve kolları da koltuğun yanlarına dayasınlar. Otururken de sık sık pozisyon değiştirsinler.
Ayakta dikilirken dizleri gergin tutmayın. Yüksek topuklu ayakkabılar da beli çukurlaştıracağı için omurgayı zorlar. Topukları ve tabanları yumuşak ve alçak topuklu ayakkabı giyilmelidir.
Yatarken bacaklar gergin olmasın. Sırtüstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir silindir yastığın büyük yardımı dokunur. Yan yatarken de dizlerin arasına yastık konmalı. Yüzüstü yatış bel ağrısı olanlar için uygun bir pozisyon değildir.
Spor yapın, imkanı olanlar için yüzme bel ağrısında yapılabilecek en ideal spordur. (serbest, sırtüstü) Ayrıca hızlı tempolu yürüyüş yapılabilir ve bisiklete binilebilir.
Omurga kaslarını düzenli çalıştırın. Bu da düzenli egzersizle olur. Bu egzersizler hiçbir zaman zorlanarak ve sert yapılmamalıdır
Rahat pozisyon

Yararları: Bu egzersiz kalça eklemlerine ve omuzlara esneklik kazandırır.
Metot: Dik oturun ve sol topuğunuzu perineye doğru çekin. Sağ dizinizi kırın ve sağ ayağınızı sol ayağınızın önüne yerleştirin. Nefes alın. Nefes verirken ellerinizi kendinizden uzaklaştırmaya başlayın. Göğsünüzü ve başınızı yere doğru eğin. Sol kalçanız ile yer arasındaki teması korumaya çalışın. Mümkünse dirseklerinizi düzleştirin, çünkü böylelikle omuzlarınızı daha fazla esnetebilirsiniz. Omurganızı düz tutun. Sağ kalça ekleminin gerildiğini hissetmelisiniz. Rahat edebildiğiniz kadar uzun bir süre pozisyonunuzu koruyun ve sonra nefes alırken ellerinizi yeniden kendinize doğru çekmeye başlayın ve en baştaki dik oturma pozisyonuna geri dönün. Bacaklarınızı değiştirin. Şimdi sol ayağınız sağ ayağınızın önünde durmalıdır. Egzersizi bir kez daha tekrar edin. Bu kez sol kalçanızı çalıştıracaksınız.
Karşıt-duruş: Bacaklarınızı önünüze uzatın ve ayaklarınızı yavaşça iki yana doğru döndürün. Bu hareket kalça bölgenizde oluşabilecek olası gerginlik hissinden kurtulmanızı sağlayacaktır.
Bebeğinizi sallayarak uyutmayın
Anneler dikkat! Bebeğin sallanarak uyutulması beyinde hasara yolaçabiliyor.
Annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da salıncakta hızlı sallamasının beyinde ‘bebek sallama sendromu’ denilen ciddi hasara yol açarak, beyin kanamalarına neden olabildiği bildirildi.
Bursa Acıbadem Hastanesi Nöroşirürji Uzmanı Prof. Dr. Kaya Aksoy, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, beyin kanamasının, pek çok sebebe bağlı olarak meydana gelebileceğini söyledi.
Genel olarak beyin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile
saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları denildiğini
ifade eden Aksoy, beyin kanamaların en fazla travmaya uğramış olgularda
görüldüğünü bildirdi.
Travma sonrası cilt altında oluşan kanamaların özellikle çocuklarda çok
önemli sonuçlar doğurabildiğini vurgulayan Aksoy, ”Çünkü bunlar herhangi bir
şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için,
cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden
olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor” dedi.
BEBEK SALLAMA SENDROMU
Prof. Dr. Aksoy, bir başka kanama türünün de beynin son orta ve alt zarı
arasında, su toplanması nedeniyle oluşan kanamalar olduğunu dile getirerek,
şunları söyledi:
”Bu durumda problem su toplanmasının içerisine ufak kan sızması şeklinde görülebiliyor. Özellikle ülkemizde annelerin bebeklerini uyutmak için gelenekler
ve yanlış bilgiler sonucunda ayağında ya da bir örtü yardımıyla oluşturulan
salıncakta hızlı sallaması beyinde ‘bebek sallama sendromu’ denilen ciddi hasara yol açabiliyor.
Bu durumlarda, beyin zarlarının yırtılması, beyinle kafatası kemikleri
arasında veya beynin en son zarı arasındaki askı toplardamarları denilen
bölümlerin yırtılması sonucunda kanamalar oluşabilir. Annelere çocuklarını bu
şekilde sallamamalarını öneriyoruz. Sallamak çocuğun beynini sallamakla
eşdeğerdir. Çocuk sallanmadan da uykuya dalacaktır
Bebek bakımı ile ilgili bilgiler

Hayatımızın en önemli varlıkları bebeklerimiz;
Yapacağınız doğru uygulamayla, bebeğinizi endişe duymadan yıkayabilir, hatta onun bundan zevk almasını sağlayabilirsiniz.
Özellikle sıcak yaz günlerinde bebeğinize sık sık yaptırmanız gereken banyoların kabus olmaktan çıkmasını istiyorsanız, önerilerimizi mutlaka okuyun.
Nelere dikkat edilmeli?
Suyun ısısını kendiniz ayarlayın. Bebeği yıkayacağınız ortamın yaklaşık 22-33 derece olmasına Özen gösterin. Bebeğinizi altını açıp, soyun. Gözlerindeki çapakları, burnunu, boynunu sıcak suya batırılmış bir havlu ya da pamuk ile sildikten sonra, yüzünü ve ensesini de temizleyin. Sonra kollarından kavrayarak küvet veya leğenin içine oturtun ve tutmaya devam ederek başını yıkayın. Poposunu ve genital organını sıcak suya batırılmış pamukla temizleyin.
Havlusuna yatırıp sardıktan sonra kurulayıp, altını bağlayın.
Sudan Korkuyorsa?
Eğer bebeğiniz sudan korkuyorsa, onu sakın zorlamayın. Suya alışıncaya kadar, onu sıcak suya batırılmış bir havlu ile temizleyin. Tabii bu önerimiz, minik bebekler için geçerli. Bebeğiniz biraz büyükse fazla zorlamadan, banyo faslına birkaç gün ara vererek alıştırın. Bu arada günlük temizliğini, sabunlanmış ve sıcak suya batırılmış bir sünger ile yapın. Banyo sırasında ise çok az su kullanarak yıkayın. Eğer hala korkusu sürüyorsa, oyunlar yaratın. Suyun içinde yüzen oyuncaklar işe yarayacaktır.
Gözleri yanmasın!
Bebeğin saçlarının yıkanması onunda hoşuna gidebilir, ancak gözlerine şampuan kaçmaması şartıyla. Ayrıca, bebeğinizin saçlarını yıpratmamak için iyi bir şampuan seçmelisiniz. Eğer bebeğiniz başının yıkanmasından hoşlanmıyorsa, bir süre ara verip, tekrar deneyin. Hala saçının yıkanmasından rahatsız oluyorsa, elleriyle yüzü nü örtmesini öğreterek, gözlerini şampuandan korumasını sağlayabilirsiniz.
Bebeğiniz bakımı için
Ellerini ve parmaklarını sık sık temizleyin. Çünkü tırnaklar ve parmaklar, mikropların yerleşmesi için ideal bir ortam oluştururlar.
Ayaklar
Bebeğiniz hareketlendiğinde ayakları hemen kirlenir ve çorabındaki iplikler parmak aralarına girer bu yüzden, ayak temizliğinde parmak aralarını sakın unutmayın.
Popo
Bebeği yıkarken poposunun da yeterince temizlendiğinden emin olun sık sık altını kirleten bebeğin en temiz tutulması gereken bölgelerinden biri de poposudur.
Ganital bölgeler
Önce ıslak bebek mendilleri ya da ıslatılmış bir pamukla bebeğin genital bölgelerini temizleyin. Erkek bebeklerde ise penisi hafifçe arkaya çekerek temizledikten sonra, testislerin arkasını iyice temizleyin.
Kulak ve kulak arkası
Kulakların dış kısımlarını temizlemek için pamuklu çubuk kullanın. Kulağın iç kısmını ise temizlemeye çalışmayın, zedeleyebilirsiniz. Kulağın içinde bulunan mumsu salgı, kendi kendine temizlenir. Kulak arkalarında kepeğimsi kabuklar oluşabilir. Bunları bebek yağı ile yumuşatıp ıslak pamukla
Emzirmenin püf noktaları

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve ÜNİCEF, bebeklerin yaşamının ilk 4 ayında mümkünse 6 ayında, su dahi almaksızın anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Bebeğin tüm biyolojik gereksinimleri için en iyi ve eksiksiz besin, Anne sütüdür. Bebeğin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan korunmasını sağlar. Emzirme, bebeğinizle sizin arasında sağladığı yakın temas nedeniyle özel bir bağ oluşmasına neden olur. Bebeğiniz doğduktan sonra ilk yarım saat içinde, sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, mutlaka onu emzirmelisiniz. İlk 48 saat içinde sık emzirmek, sütün yeterliliği açısından önem taşır .Çünkü sık emzirmeye bağlı olarak süt salgısında artık olacaktır. Bu nedenle, sütünüz henüz gelmemiş bile olsa, sık emzirmeye devam edin.
Kolostorun adı verilen ilk süt, protein bakımın dan oldukça zengindir ve içinde bebeği bulaşıcı hastalıklardan koruyacak bol miktarda antikor taşımaktadır. Kıvamı koyu ve sarımsı bir rengi olan kolostrum, sonraki birkaç gün içinde normal anne sütüne dönüşecektir.
Kolostrum sıvısı, hamileliğinizin yedinci ayından sonra sağlıyabilir. Bu aylarda dış altında memenin ayla kısmına (meme başı etrafında bulunan koyu renkli kısım), baş ve işaret parmaklarıyla yapılacak kısa masajlar, süt kanallarının açılmasına yardımcı olabilir.
Bebeğinizi emzirmeden önce ellerinizi yıkayın. Yeni kaynatılmış ılık suya batırdığınız pamukla meme başlarınızı silin. Bebeğinizi mümkün olduğu kadar dik bir pozisyonda kucağınızı alın. Meme başınızı bebeğin yanağına değdirerek onun içgüdüsel olarak memenize yönelmesini sağlayın. Bebeğinizin, meme başını çevresindeki meme başını çevresindeki koyu renkli kısımla (ayla) birlikte ağzına almasını sağlayın. Böylece, bebek bu kısma dudaklarıyla bastırdıkça meme başından süt gelir. Sadece meme ucunu emerse yeterli süt alamayacaktır.



