Yemek Duâsı
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Bizler sofraya oturunca, önce: “Bismillâhirrahmânirrahîm” der, sonra elimizi uzatırız. Şayet Besmele’yi baştan unutacak olursak, hatırımıza geldiği yerde, “Bismilâhi fî evvelihî ve âhîrihî” deriz. Yemeğe böyle zikirle başlayan mü’min, fikirle devam eder, hamd’le de bitirerek Peygamberimizin şu hamd duâsını da sonunda aynen okur:
“Elhamdü lillâhillezî et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ müslimîn!..”
“Bizi yediren içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.”
Cuma Gününde Duâ
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyet olunduğuna göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:
“Cum’a gününde bir saat vardır. Allah’ın kullarından bir müslim namazda ve kıyamda iken Allah Teâlâ’dan niyâz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.” Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (11)
Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ufak ucu ne kadar ise, güne nis-betle o kadar az bir müddetdir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir.
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:

- ‘Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile mü’minle-rin kalbi mesrûr olacak bir bayram günüdür’ (12) buyurmuşlardır.
-”Size bir sûre haber vereyim mi ki, azameti semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu öteki cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonunda üç gün de ziyâdesi vardır. Ve semâya ulaşan bir nûr verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” (13)
“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” (14)
Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bugünün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.
“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbir defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyâmet korkularından emin kılar. ” (15)
“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte dua edilirse sâhibine muhakkak icâbet olunur.” (16)

“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah ‘dan bir şey ister ve o saate denk gelirse Allah muhakkak ona icâbet eder. Ashab-ı kirâm: ‘Bu saat hangi saatdir yâ Resûlellah” dediklerinde: “İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.” buyurdular.
“Cum’a namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa

diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (17)
(11) bk. el-Ezkâr, 80; Buharî, Deavât, 61.
(12) el-Câmi’u's-Sağîr.
(13) bk. Tuhfetü’z-zâkirîn, 269
(14) Tirmizî, Ticâret, 41.
(15) Râmûzü’l-ehâdîs, 427 (Deylemî’den)
(16) el-Cami’u's-Sağîr.
(17) Buharî, Deavât, 61.
Sabah Namazından Sonra Okunacak Dua Ayetleri
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
“Kim sabahleyin üç def’a
![]()
diyerek Sûre-i Haşr’ın sonundan üç âyet okursa Allah Teâlâ onun için yetmiş bin melek vazifelendirir, akşama kadar ona duâ ederler, o gün ölürse şehîd olarak ölür, akşamleyin bunu yapan da aynı derecededir.” (12)
“Sabaha çıkınca bin def’a:
diyen kimse nefsini Allah’dan satın almıştır.” (13)
Sabah namazını kıldıktan sonra kalkarken yedi defa:

“Allah’a sarılmaktan başka kuvvet yoktur ne bir hîle yapmak ne hîleye uğramış olmak fâide vermez. Ne Al-lah’dan kurtulacak yer ne de O’ndan sığınacak yer vardır. Kurtuluş ve sığınış ancak O’na dayanıp iltica etmektedir” derse yetmiş türlü belâ ondan def olur.” (14)
(12) Tirmizî’den Tuhfetû’z-Zâkirîn, 77.
(13) bk. Buharî, Tevhîd, 58.
(14) Râmûzû’l-ehadîs.
Abdest Duaları
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Abdeste başlarken önce niyet edilir, sonra eûzübesmele çekilir. Sonra da her bir âzayı yıkarken şu duâlar okunur:
ELLERİ YIKARKEN
“Elhamdü lillâhi’llezi ceale’l-mâe tahûran ve’l-İslâme nûran…”
“Suyu temizleyici, İslâm’ı da nûr kılan Allah’a hamdolsun…”
AĞIZA SU VERİRKEN
“Allahümme e’inni alâ tilâveti’l-Kur’an ve
zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike…”
“Ey Allah’ım, Kur’an okumak, seni zikir ve sana şükür etmek, sana olan ibadeti güzelleştirmek hususlarında bana yardım et!..”
BURNA SU VERİRKEN
“Allahümme erihnî râihate’l-Cenneti velâ turihnî râihate’n-nâr…”
“Allah’ım, bana Cennet kokusunu duyur, Cehennem kokusunu hissetirme!”
YÜZÜ YIKARKEN
“Allahümme beyyid vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesveddü vücûh..”
“Allah’ım, yüzlerin kiminin ak, kiminin kara olduğu o günde, benim yüzümü ak çıkar!”
SAĞ KOLU YIKARKEN
“Allahümme a’tinî kitâbî biyemînî ve hâsibni hisâben yesîrâ…”
“Allah’ım, kitabımı sağımdan ver, hesabımı da kolay eyle!”
SOL KOLU YIKARKEN
“Allahümme lâ tu’tinî kitabî biyesârî velâ min verai zahrî…”
“Allah’ım, kitabımı solumdan ve arkamdan verme.”
BAŞI MESHEDERKEN
“Allahümme Ezillenî tahte zilli arşike yevme lâ zılle ilâ zıllü arşik…”
“Allah’ım, Arş’ın gölgesinden başka gölge olmadığı günde, beni Arş’ın gölgesinde gölgelendir…”
KULAKLARI MESHEDERKEN
“Allahümme’c alnî mine’llezîne yestemiûne’l-kavle feyettebiûne ahseneh…”
“Allah’ım, beni sözü dinleyip de en güzeline uyanlardan eyle…”
BOYNU MESHEDERKEN
“Allahümme a’tik rakabetî mine’n-nâr…”
“Allah’ım, boynumu Cehennem ateşinden âzâd eyle!…”
AYAKLARI YIKARKEN
“Allahümme sebbit kademeyye alâ’s-sırati yevme tezillu fîhi’l-akdâm…”
“Allah’ım, ayakların sırat üstünde kaydığı günde, ayaklarımı sırat üstünde sabit eyle, kaydırma!..”
ABDESTTEN SONRA
Abdestten sonra bir veya üç kere de Kadr Sûresini okumak da abdestin âdâbındandır
HANIMLARA ÖZEL BİLGİLER -2
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
31. Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)’in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?
31. Habeşiştan’da kral NECAŞİ tarafından.
32. Kabilesi Yahudi idi. Hayber savaşında kocası Kinâne öldürülmüş, kendisi esir alınmıştı. Peygamberimiz onu azat
etti ve kendisine; “istersen özgür bir kadın olarak kavmine dönebilir, istersen müslüman olarak bana eş olabilirsin”
demiş, o da müslümanlığı ve Peygamber’e eş olmayı seçmiştir. Eskiden Yahudi olması nedeniyle bir ara,
Peygamberimizin diğer eşleri tarafından küçümsendiği duygusuna kapıldı, çok üzüldü, çok ağladı.
Durumu Rasülullah (s.a.v.)’a üzüntüyle bildirdi. Peygamberimiz ise onun bu hüznünü şu sözlerle dindirdi:
Sen o kadınlara; “Benden daha hayırlı ve üstün olduğunuzu nasıl söylüyorsunuz? Benim eşim Muhammed (s.a.v.),
atam Hârun (a.s.), amcam da Musa (a.s.)’dır, deseydin ya!”, Kimdir bu müminlerin annesi?
32. Safiyye (r.anha).
33. Hz. Peygamber (s.a.v.) ile son evlenen hanımdır. İslam tarihinde savaşanlara yardım etmek amacıyla kadınlardan bir
bölük kurarak kurarak bu bölüğün başına geçen ilk kadındır. Tebük savaşında yaralandı. Kütübü Sitte’de
kendisinden rivayet edilen 46 hadis vardır. Kimdir bu annemiz?
33. Hâris kızı Meymune (r.anha)
34. Hz. Osman ile evlenmiş olan Peygamberimizin kızları Rukiyye ve Ümmü Kulsum daha önce kimlerle evliydiler?
34. Rukiyye, Ebu Leheb’in oğlu Utbe; Ümmü Kulsum ise Ebu Leheb’in diğer oğlu Uteybe ile evliydiler.
İslam gündeme gelince, ayrılıp baba evine döndüler.
35. Peygamberimiz (s.a.v.)’in son ve dördüncü kızıdır. Hz. Peygamber’e peygamberlik gelmeden beş sene önce dünyaya
gelmiştir. Her haliyle, oturuşu, kalkışı, sözü ve tavrıyla o kadar Hz. Rasülullah (s.a.v.)’a benziyordu ki ona “Ümmü
Ebiha” yani “Babasının annesi” denmiştir.
“Eşrefünnisa” yani “kadınların hanımefendisi”; “Zehra” yani “saf ve parlak yüzlü”; “Betül” yani “İffetli” ifadeleriyle de
anılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in vefatından sonra ailesinden ona ilk kavuşandı. Biliyor musunuz kimdir?
35. Peygamberimiz (s.a.v.)’in sevgili kızı Hz. Fatıma (r.anha)’dan başkası değildi.
36. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in oğlu İbrahim kaç yaşında vefat etmiştir?
36. Onsekiz aylıkken.
37. Rasülullah (s.a.)’ın Medine’ye gidişinden sonra, Mekke’de ana babasının himayesinden çıkıp, müslüman olarak
Medine’ye ilk hicret eden kadındır. Ummu Seleme (r.anha) onu sevinçle karşılamış ve: “Allah’a hicret ettin ha?
Rasülullah (s.a.v.) tarafına göctün ha? diye, sevinçle bağırmıştı. Kimdi bu sahabi hanım?
37. Ümmü Kulsum (r.anha).
38. Hz. Ali (r.a.)’nin annesidir. Vefat etttiğinde, Peygamberimiz (s.a.v.) kendi gömleğini çıkarıp, ona kefen yapmıştır.
Kimdir?
38. Esed kızı Fatıma (r.anha).
39. Kâfirler kızgın güneş altında su vermeyerek işkence ederken, Allah’ın gökten kendisine su indirdiği, bunun üzerine
işkence yapanların müslüman olduğu sahabi hanım kimdir?
39. Ümmü Şerik El-Esediyye (r.anha).
40. İkinci Akabe Biatı’nda Medine’yi temsil eden 73 erkek müslüman yanında bulunan iki kadından biriydi. Uhud harbi,
Hudeybiye antlaşması, Hayber, Huneyn ve Yemane savaşlarına katılmış, Uhud savaşında müslümanların bozguna
uğradıkları sırada vücudu kanlar içinde, elinde kılıcı, kocası ve iki oğluyla Peygamber (s.a.v.)’e kalkan olmuştur.
Müseylemetü’l-Kezzab’a karşı verilen Yemane savaşında ise oniki yerinden yaralanmış ve bir kolunu kaybetmiş ve
oğlu Habib’i şehit vermiştir. Bu sahabi hanım kimdir?
40. Künyesi Ümmü Umare, asıl adı Nesibe Bt. Ka’b. (R.anha).
41. Bu biate katılan ikinci sahabi hanım kimdir?
41. Esma Bt. Amr (r.anha).
42. Birinci Akabe Biatı’na katılan kadın sahabinin adı?
42. Ubeyd b. Sa’lebe’nin kızı Afra.
43. Enes b. Malik’in annesi olan sahabi hanımlardan Rumeysa (r.anha)’nın diğer adı nedir?
43. Ümmü Süleym (r.anha).
44. Henüz müslüman olmamış olan Ebu Talha kendisine evlenme teklif ettiğinde Ümmü Süleym ne demiştir?
44. “Ey Ebu Talha, sen reddedilmeyecek birisin. Ancak kafirsin. Ben ise müslüman bir kadınım. Bu nedenle seninle
evlenem!”
45. Ebu Talha’nın “Mehrin nedir?” sorusunu Ümmü Süleym nasıl cevaplandırmıştır?
45. “Altın ve gümüş değil, senden sadece müslüman olmanı isterim, benim mehrim İSLAM’dır.”
46. Bu sahabi hanım hakkında Peygamberimiz ne buyurmuştur?
46. “Gördüm ki, cennete girmişim; önümde bir ayak sesi, bir de baktım ki RUMEYSA!”
47. Rasülullah (s.a.v.)’ın halasıdır. Kardeşi Hz. Hamza; oğlu, Zubeyr b. el-Avvam’dır. Uhud savaşında müslümanlara
su taşıyan, Hz. Peygamber (s.a.v.)’i yalnız kalmış görünce su tulumunu fırlatıp savaş alanına atılıp Resulullah (s.a.v.)’ı
savunan, kardeşi Hamza’nın parçalanmış vücudu başında, “Vallahi sabredeceğim, bunlar Allah yolunda oldu”
diyen sahabi hanım kimdir?
47. Abdülmuttalib kızı Safiyye (r.anha).
48. Çocukluğunda Hz. Peygamber (s.a.v.)’in dadılığını yaptı. Usame (r.a.)’nin annesidir. Yürüyerek hicret etti.
Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a.) kendisini ziyarete geldiklerinde ağlamaya başlar ve “Artık bize
gökten haber gelmeyecek!” derdi. Kimdi, tanıyor musunuz?
48. Ümmü Eymen (r.anha).
49. Peygamberimiz (s.a.v.)’in en büyük kızı kimdi?
49. Zeyneb (r.anha).
50. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kızı Zeyneb kiminle evliydi?
50. Teyzesi Hale’nin oğlu Ebu’l As B. Rebi ile.
51. Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine’ye hicret ettiğinde, Zeyneb neden Mekke’de bekliyordu?
51. Kendisine iyi davranan, fakat henüz iman etmemiş olan kocasının İslamı kabülünü.
52. Ebu’l-As, hangi olay üzerine Zeyneb’i Medine’ye gönderdi?
52. Ebu’l-As, Bedir harbinde müslümanların eline esir düşmüş ve Hz. Peygamber tarafından fidye alınmaksızın
Zeyneb’i Medineye göndermek üzere serbest bırakılmıştı.
53. Ebu’l-As, ne zaman müslüman oldu?
53. Hicretin 7. yılında. Bunun üzerine Hz. Peygamber Zeyneb’i ona geri vermişti.
54. Nifas (lohusalık) nedir?
54. Çocuk doğduğunda, rahimden gelen kandır.
55. Lohusalığın müddeti en çok kaç gündür?
55. 40 gündür.
56. Lohusalıkta kılınamayan namazların sonradan iadesi gerekir mi?
56. Gerekmez.
57. İstihaza (Özür kanı) nedir?
57. İstihaze, ay hali ve lohusalık zamanları dışında rahimden kan gelmesi halidir.
58. İstihaze, kadını namazdan, oruçtan, ay hali ve lohusalıkta yapılamayan diğer şeylerden alıkoyar mı?
58. Hayır, alıkoymaz.
59. Doğum yapan bir kadının 40 günden önce lohusalığı bitse ne yapar?
59. Yıkanır, namazını kılar, ramazansa oruç tutar.
60. Hanımlarda aybaşı müddeti kaç gündür?
60. 3 günle 10 gün arasında değişir
HANIMLARA ÖZEL BİLGİLER- 1
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
01. Annesiz ve babasız olarak yaratılan kadın kimdir?
01. Hz. Havva annemiz..
02. Hz. İbrahim (a.s.)’in ilk hanımı kimdir?
02. Hz. Sâre.
03. Hz. İbrahim (a.s.) Sâre’den sonra kimi nikâhına almıştır?
03. Hâcer validemizi.
04. Hz. Hâcer kimin annesidir?
04. Hz. İsmail’in.
05. Hz. Sâre, yaşlılık döneminde kimi doğurmuştur?
05. Hz. İshak’ı.
06. Hz. Asiye kimin hanımıydı?
06. Fir’avun’un.
07. Hangi peygamberlerin hanımları kendilerine iman etmemiştir?
07. Hz. Nuh veHz. Lüt’un.
08. Hz. Meryem’in anne ve babasının isimleri?
08. Annesi Hanne, babası İmran.
09. Hz. Meryem, hangi peygamberi babasız olarak dünyaya getirmiştir?
09. Hz. İsa’yı
10. Peygamber olmadığı halde, Hz. Cebrail ile konuşma şerefine nail olan kadın kimdir?
10. Hz. Meryem.
11. Hz. Meryem’in teyzesi kimdi?
11. Hz. Zekerriya’nın hanımı, Hz. Yahya’nın annesi İşa.
12. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek kadın kimdir?
12. Hz. Meryem.
13. Peygamberimiz (s.a.v.) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur. Kimdir bu kadınlar?
13. Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma.
14. Onbeş yıl peygamberlikten önce, on yıl da peygamberlikten sonra olmak üzere Rasülullah (s.a.v.) ile
yirmi beş yıl süren bir evlilik yaşayan validemiz kimdir?
14. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
15. Hz. Hatice validemiz Peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşında idi?
15. Kırk yaşındaydı.
16. Rasülullah (s.a.v.)’ın, İbrahim dışındaki tüm çocuklarının annesi kimdir?
16. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
17. Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz Hz. Hatice’nin vefatından sonra kiminle evlenmiştir?
17. Abdişemsoğullar kabilesinden, yaşlı ve dul bir hanım olan SEVDE (r.anha) ile evlenmiştir.
18. Hz. Sevde (r.anha) annemiz, Rasülullah (s.a.v.) ile kaç sene evli kaldı?
18. Hz. Sevde (r.anha), validemiz, hicretin birinci yılında vefat edinceye kadar,
beş sene Peygamberimizle birlikte yaşadılar.
19. Sevde’den sonra Peygamberimiz kendisiyle evlenmiştir. Babası Hz. Ebubekir (r.a.) dır.
Fıkıhta, ilimde, tıpta, şiir’de ve etkili hitabette ondan daha ileride bir kadın görülmemiştir.
Ramazan ve Kurban bayramları hariç tüm yılı oruçlu olarak geçiren, hicri 58 yılında,
Ramazan ayında 68 vefat eden bu hanımı tanıyor musunuz?
19. Hz. Aişe (r.anha) validemiz.
20. Hz.Aişe ile evlendiğinde Peygamberimiz kaç yaşındaydı?
20. 53 yaşındaydı.
21. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aişe (r.a.)’den sonra kiminle, ne zaman evlendi?
21. Hz. Ömer (r.a.)’in kızı Hafsa (r.anha) ile
22. Bu evlilik, ne zaman yapılmıştı?
22. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hafsa validemizi, kocası Huzafe Oğlu Huneys Bedir savaşında şehir düştükten sonra,
hicretin üçüncü yılında nikahına almıştı.
23. Hz. Peygamberimiz, Hafsa validemizden sonra, Bedir savaşında şehit düşen Haris oğlu Ubeyde’nin 60 yaşındaki
dul hanımıyla evlenmişti. Bu hanım aynı savaşta büyük hizmetlerde bulunmuştu. “Yoksulların annesi” lakabıyla da
anılan bu validemiz kimdir?
23. Huzeyme kızı Zeyneb (r.anha)
24. Kocası Ebu Seleme ile İslam uğruna Habeşiştan’a hicret etmiş, daha sonra onun Uhud savaşında şehit
düşmesinden sonra 44 yaşında dul kalmıştır. Allah Rasülü’nün beşinci eşi olan bu validemiz tanıyor musunuz?
24. Ümmü Seleme (r.anha).
25. Hz. Peygamber’in halasının kızıdır. Rasülullah (s.a.v.), Ümmü Seleme’den sonra kendisiyle evlenmiştir.
Bu nikahla ilgili olarak ayet nazil olmuştur. Kimdir bu cömertliği ile de ünlü olan ve Peygamberimize vefatından
sonra hanımları içinde en önce kavuşan müminlerin annesi?
25. Cahş kızı Zeyneb (r.anha).
26. Hz. Peygamber (s.a.v.) kaç yıl tek eşle yaşamıştır?
26. 25 yaşından 53 yaşına kadar 28 yıl tek eşle yaşamıştır.
27. Tanınmış bir kafir olan Safyan oğlu Musafi’nin eşiydi. Kocası, Müreysi, savaşında öldürüldü, kendisi ise esir
edildi. Savaş esiri demek cariye ya da köle demekti. Peygamberimiz (s.a.v.) esir kadınlarla hür kadınların eşit
olduğunu bir kez daha göstermek için kendisiyle evlendi. Bu evliliğin sonucu olarak bütün esirler serbest
bırakıldı. Müminlerin bu annesi kimdir?
27. Haris Kızı Cüveyriye (r.anha).
28. İslam dini bu eşitliği daha önce hangi evlenme olayı ile açıklanmıştı?
28. Peygamberimizin Cahş kızı Zeyneb (r.anha)’i Zeyd (r.a.) ile evlendirişiyle.
29. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in kaç halası vardı?
29. Altı halası vardı: Beyda Ümmühakim, burre, Atike, Safiye, Erva, Ümeyye.
30. Annesi, Bedir savaşında Vahşi’ye Hz. Hamza (r.a.)’yı öldürten Hind’tir. Kocası Ubeydullah ile beraber
müslüman olmuş, Habeşiştan’a hicret etmiştir. Kocasının, dininden dönmesi üzerine kendisinden ayrılmış,
Medine’ye dönüşünden sonra da, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile 55 yaşında evlenmiştir. Kendisi ziyarete gelen
Babası Ebu Süfyan’ın Peygamber’in döşeğinde uzanıp dinlenmesine, “Hayır sen oraya layık değilsin, sen
müşriksin, müşrikler pistirler” diyerek izin vermeyen bu hanımı, müminlerin bu annesini tanıyor musunuz?
30. Ümmü Habibe (r.anha
AHLÂK
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Soru 1 : Rasulüllah (s.a.v.-’e göre en kötü düğün yemeği hangisidir?
Cevap : Zenginlerin çağrılıp, yoksulların davet edilmediği düğün yemeğidir.
Soru 2 : İslam’da çocuk terbiyesinin üç ana esası nedir?
Cevap : a- Çocuğu zararlı etkenlerin tahribatından uzak tutmak. (Ahlaksız çevre, kötü arkadaş)
b- Başta anne ve baba olmak üzere tüm büyüklerin iyi örnek olmaları.
c- İyi örnek olmayı, yumuşak olmayı, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü tatbikatla öğretmek ve yaşatmak.
d- Tüm verilecek terbiyenin İslam’ın müsaade ve teşvik ettiği ölçüler çerçevesinde olmalı.
Soru 3 : Çocuk terbiyesinin en etkili ve zorunlu yaş dönemi hangisidir?
Cevap : 0-6 yaş arasıdır. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.-’e çocuğunu ilim öğretmek için getiren sahabeye çocuğun
yaşını sorduklarında aldıkları cevap altı yaş olunca Allah’ın Resulü (s.a.v.) in cevabı: “Geç kalmışsın” olmuştur.
Soru 4 : İnsanın kendi nefsine karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Bedenini terbiye etmek. Çünkü: “Kuvvetli mü’min, zayıf olan bir mü’minden hayırlıdır.”
b- Sağlığı muhafaza etmek. “Ölümden başka her derdin bir devası vardır.”
c- Vücudunu yıpratacak şeylerden kaçınmak.
d- İradeyi kuvvetlendirmek. Hakkı kabul edip, haksızlığı ve zararı ret etmek ve taklit etmemek.
e- Aklı ve zihni irfan nurlarıyla aydınlatmak.
Soru 5 : Erkeğin hanımına karşı görevleri nelerdir?
Cevap : a- Onunla güzel geçinmek, onu korumak ve onu gözetmek.
b- Onun geçim ihtiyaçlarını üstlenmek ve karşılamak.
c- Doğruluk, güzellik ve sadakatten ayrılmamak.
Soru 6 : Kadının erkeğine karşı vazifeleri nelerdir?
Cevap : a- Kocasının dine uygun emirlerini yerine getirmek ve ona itaat etmek.
b- Kocasının namus ve şerefini korumak.
c- Bulunduğu hale kanaatkar olmak.
d- İsraftan kaçınmak.
e- Ev hanımı olacak şekilde hareket etmek.
Soru 7 : Evladın ebeveyne (anne ve babaya- karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Saygı gösterip itaat etmek.
b- Anne ve babaya karşı “ÖF” bile dememek, onları incitmemek.
c- Onların ihtiyaçları sırasında yanında bulunmak.
d- Kabirlerini ziyaret etmek ve duada bulunmak.
e- Vefatlarından sonra onların dostlarına karşı saygı göstermek, ziyaretlerinde bulunmak.
Soru 8 : Anne ve babanın çocuklarına karşı sorumlulukları nelerdir?
Cevap : a- Doğduğunda müslüman ismi koymak.
b- Güçleri nispetinde onları besleyip, büyütmek.
c- Onları İslam’a göre terbiye etmek.
d- İslami ilimleri öğretip, kazanç yollarını göstermek.
e- Onlara fazilet örneği olmak.
f- Dokuz yaşlarında iken yataklarını ayırmak.
g- İbadetlere telkin edip alıştırmak.
h- Akıl baliğ olduktan sonra mümkünse hemen evlendirmek.
Soru 9 : Yüce Allah (c.c.)’dan korkmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçmak ve sakınmaya ne ad verilir?
Böyle olma hali nedir ve böyle olana ne isim verilir?
Cevap : İttika denir. Bu hale Takva, takva olan kimseye de Muttaki denir.
Soru 10: Utanılacak şeylerden insanı koruyan hale, güzel huylarla vasıflanmaya ve güzel huylu olmaya ne ad verilir?
Cevap : Edep denir.
Soru 11: İhlas ne demektir?
Cevap : Herhangi bir iş yada ameli güzel bir niyet, saf bir kalple yapmak ve o işe başka bir şey karıştırmamaktır.
Soru 12: Riya ne demektir?
Cevap : Gösteriş demektir. Bir işi gösteriş için yada bir maddi yarar maksadıyla yapmaktır.
Soru 13: Tevazu nedir?
Cevap : Kendini büyük görmemek, insanları hakir görmemek, kendini olduğundan aşağı saymak.
Soru 14: Allah (c.c.)’a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah (c.c.)’dan beklemek ve insan gücünün
yetişemediği şeyleri Allah (c.c.)’a bırakıp ümitsizlik ve keder içine düşmemeğe ne denir?
Cevap : Tevekkül denir.
Soru 15: Hüsnü zan ve Suizan ne demektir?
Cevap : Hüsnü zan: Bir iyiliğin üzerine inanç beslemeye, güzel düşünmeye denir. Suizan:
Her şeyde bir art niyet aramaya, yanlış düşünüp yanlış yorumlamaya denir.
Soru 16: Dili gereksiz şeylerden koruyup, ihtiyaçtan fazlasını boş yere konuşmamak haline, malayani denilen faydasız
şeylerle uğraşmak ve ağza her gelen şeyi söylemek gibi hallerden kaçınmaya ne denir?
Cevap : Hıfz-ı Lisan (Dili korumak) denir. Peygamberimiz (s.a.v.)’de “Her kim Allah (c.c.)’a ve ahiret gününe iman
ediyorsa ya hayır söylesin yada sussun” buyurmuşlardır.
Soru 17: Utanma, hicap, ar, namus duygularını çirkin şeylerden nefsin arındırılması, edebe aykırı bir işin ortaya
çıkmasından kalbin duyduğu rahatsızlığa, sıkıntıya ne denir?
Cevap : Haya denir.“Haya imandandır, insanlardan utanmayan Allah (c.c.)’dan da utanmaz. (Hadis)
Soru 18: Şecaat ne demektir?
Cevap : Yiğitlik, kahramanlık, kalp metinliği, gerektiğinde tehlikelere atılabilme özelliğidir.
Soru 19: Yapılan iyiliğin kıymetini bilmek, takdir etmek, söz yada işle memnuniyet göstermeye ne denir?
Karşıtı Küfran-ı Nimet (Nimeti inkardır.)
Cevap : Şükür.
Soru 20: Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telaş göstermeden karşı koymak olan faziletli hale ve başa
gelen belalara “imtihandır” diyerek üzülmeden sonunu beklemeye ne denir?
Cevap : Sabır denir. “Allah (c.c.) sabredenlerle beraberdir.” (Ayet meali)
Soru 21: Sıla-i Rahim ne demektir?
Cevap : Akrabayı arayıp sormak, kusurlarını bağışlamak, ihtiyaçlarında yardım etmek, onlarla görüşmek,
sohbet etmek ve ziyaretlerinde bulunmaktır.“Sıla-i Rahim ömrü uzatır”(Hadis)
Soru 22: Müslümanların zihin uyanıklığı haline, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyetine, bir insanın ahlak ve davranışlarını
yüzünden anlamak haline ne denir?
Cevap : Feraset denir. “Mü’minin ferasetinden sakının. Çünkü o,Allah (c.c.)’ın nuru ile bakar” buyrulmuştur.
Soru 23: Kanaat nedir?
Cevap : Kısmete rıza göstermek, israftan kaçıp orta bir halde hareket etmektir. “Kanaat tükenmez bir hazinedir” (Hadis)
Soru 24: Danışmak, bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için uygun görülen kimselerle görüşüp fikirlerini almaya ne denir?
Cevap : İstişare- Müşavere denir. “Müşavere eden zarar görmemiştir” (Hadis)
Soru 25: Söz gezdirmek, koğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye
ulaştırmak gibi yapılan çirkin huya ne denir?
Cevap : Nemime denir. “Koğucu olan (söz taşıyan- cennete giremez.(Hadis)
Soru 26: Müslümanların kalbinde zerre kadar dahi bulunsa cennete girmelerine mani günah nedir?
Cevap : Kibir.
Soru 27: Kibirin tersi olan kelimedir. Kendini olduğundan aşağı göstermek manasınadır. Alçak gönüllülüktür. Böyle olan
kişiler kendisinden aşağı olan kişileri küçük görmezler ve akranları arasında büyüklenmezler. Her şeyi ben bilirim,
en iyi ben bilirim demezler. Hatta bazen toprak gibi mütevazi olurlar. İnsanı olgunlaştıran ve topluma sevdiren bu
güzel huyun adı nedir?
Cevap : Tevazu.
Soru 28: Mal, mülk Allah (c.c.)’ındır. Kulun elinde bulunan ve ölmeyecek gibi biriktirdiği her şey bir imtihan vasıtasıdır.
Kul elindeki bu imkanları, kendisi ve diğer insanlar için en faydalı şekilde kullanmakla yükümlüdür.
Böyle davranmayan kimseyi ne Allah (c.c.), ne de kullar sever. Allah (c.c.)’ın kendisine verdiği mal ve mülk
emanetinin hakkını vermemiş olur. Cömertlik göstermemek İslam’ın kınadığı, tasvip etmediği kötü huyu kul
kazanmış olur. Cömert insan hem Allah (c.c.)’a yakın, hem cennete yakın, hem de insanlara yakındır.
Aynı zamanda cehennemden de uzaktır. Kötü huylu insansa Allah (c.c.)’dan, cennetten, insanlardan uzak,
cehenneme yakındır. Hem ferdi, hem de içtimai zararları olan bu kötü huyun adı ve yine İslam’da hoş görülmeyen
bunun aksi huyun adı nedir?
Cevap : Cimrilik ve İsraf (Savurganlıktır).
Soru 29: Müslümanların eş, dost, akraba ve yakınlarını, hatta memleketlerini ziyaret etmesi, görmesi, ilgi ve alaka kurması
anlamına gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bu konu ile ilgili çok hadisleri olup, bu iş yapıldığı zaman
müslümanların cennete gireceklerini müjdelemiştir. İslam alimleride yapılması gereken bu hareketin vacip,
terkininde haram olduğunu söylemişlerdir. İslam ıstılahında bu güzel işe ne ad verilir?
Cevap : Sıla-i Rahim.
Soru 30: İkiyüzlülük ve ara bozuculuğa ne ad verilir.
Cevap : Nifak.
Soru 31: Aksıran bir müslümanın “Elhamdülillah” demesi gerekir. Buna göre yanında bulunan müslüman ne demesi gerekir?
Cevap : Yerhamükellah demesi gerekir.
Soru 32: Başkalarının evine gireceğimiz zaman öncelikle hangi kurallara dikkat etmemiz gerekir?
Cevap : a- Selam veririz, b- Adımızı söyleriz, c- Sıfatımızı söyleriz, d- Künyemizi bildiririz.
Zamanımızdaki tarikatların durumu nedir?
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Tasavvuf büyükleri, asırlardır, bıkmadan, usanmadan İslâmın güzel ahlâkını anlatıp İslâmı herkese sevdirmişlerdir. Her hâlleri ile İslâmiyeti yaşıyarak örnek olmuşlardır. Bu büyükler ayrıca İslamiyeti dünyaya yaymakta bir nevi öncü kuvvet olmuşlardır. Tasavvuf büyüklerinin dîni yaymaktaki bu önemli fonksiyonunu gören İslâm düşmanları, bütün güçleri ile tasavvufa yöneldiler. Yüz yıldır, tarîkat diyerek, birçok şey uyduruldu. Eshâb-ı kirâmın yolu unutuldu. Câhiller, sahtekârlar şeyh maskesi altında her çeşit günâhı işlettiler. İslâm memleketlerini, gerçek ma’nâda tasavvuf ile ilgisi olmayan, Müslümanları sömüren sahte mürşitler, sahte şeyhler istilâ etti.
Eskiden, ya’nî zamanımızdan 100-150 yıl önce dînimizin emir ve yasaklarını öğreten; severek, zorlama olmadan yapılmasını sağlayan, insanlara dînimizin güzel ahlâkını ağlayan birçok tarîkat, birçok şeyh vardı.
Dimyat’a pirince giderken…
Fakat, Osmanlıların son zamanlarından itibaren, tarîkatlar bozulmaya başladı. Tarîkatlara, çeşitli ajanlar sızdı. Müslüman kılığındaki bu ajanlar, yerine göre talebe, yerine göre şeyh, mürşid rolünde çeşitli yollar ile tarîkatlara harâmlar, bid’atler karıştırdılar. Din ile ilgisi olmayan, dînimizin yasak ettiği şeyleri, dînimizin emri olarak gösterdiler.
Meselâ, 18. asırda yaşamış meşhur İngiliz Casusu Hempher, hatırasında, İslâm ülkelerinde talebe, mürşid kıyâfetinde beşbin ajanımız vardı, diye yazmaktadır.
Bilhassa son zamanlarda, tarîkat adı altında, insanların îmânını çalmak için uğraşan sayısız sahte şeyhler türedi. Namaz kılmanın farz olmadığını, kadınların açık gezmesinin sevâb olduğunu açıkça söyleyebilen şeyhler çıktı ortaya. O hâle geldi ki, insanlara dîni sevdirmek olan tarîkatın gâyesini, insanları dinden uzaklaştırmak şekline çevirdiler.
“Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözünü öne sürerek, topladıkları Müslümanların îmânlarını, i’tikâdlarını bozdular. Bu söz, dîne uygun tasavvuf ehli bir kimse olduğu zaman için geçerlidir. Yoksa her önüne gelen, ne olduğu belirsiz kimselere gidip tâbi olmak değildir. Böyle kimseler şeytandan daha kötü kimselerdir. Böyle bozuk bir tarîkata girmek, yağmurdan kaçalım derken, doluya tutulmaktan, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olmaktan daha kötüdür. Çünkü bulgursuz yaşanır da, îmânsız yaşanmaz.
Bunların tuzaklarına düşen kimse, sahte, câhil doktora giden hastaya benzer. Sahte doktora giden hayatından olduğu gibi, sahte şeyhe giden de dîninden îmânından olur.
Hakîkî tasavvuf âlimi olmadığı zaman, eskiden yaşamış, bilinen meşhur evliyâların, mürşid-i kâmillerin kitaplarını okuyarak, dînimizi, dînimizin güzel ahlâkını buralardan öğrenmeliyiz.
Hele hele şu karışık zamanda, din hırsızlarının, ırz, namus düşmanlarının kol gezdiği bir zamanda, bilhassa kadınların sokak sokak şeyh aramaya çıkması çok yanlıştır. Bunların ve her Müslümanın yapacağı, mu’teber bir ilmihâl kitabından dînini öğrenmek, beyine karşı vazîfelerini ifâ etmek, çocuklarını İslâm terbiyesi ile yetiştirmek, ev işlerini yapmak olmalıdır.
Başta İngilizler olmak üzere İslâm düşmanları, 18. asırda taktik değişikliği yaptılar. Kaba kuvveti bırakarak, âlimlere ve ilme yöneldiler. Âlimleri ve ilmi ortadan kaldırdıkları takdirde, câhil kalan Müslümanları istedikleri tarafa yöneltmenin çok kolay olacağını anlamışlardı.
Zehirli tohumların meyveleri
İki asır önce ektikleri tohumlar artık tam istedikleri şekilde meyve vermeye başlamıştı. Âlimler, fıkıh kitapları bir tarafa bırakılmış, herkes âlim olmuştu artık! Daha Kur’ân-ı kerîmi doğru dürüst yüzünden bile okuyamayan kimseler, kimin ne maksatla yaptığı bilinmiyen meâllerden din öğrenmeye kalktılar. Netîcede ortaya bu karanlık tablolar ortaya çıktı. Bundan kurtulmanın yolu da eskiye dönüp, dîni hakîkî Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından öğrenmektir. Bileni, elinde Ehl-i sünnet ölçüsü olanı, kimse kandıramaz. İlmin olmadığı, âlimin bulunmadığı yerde, din de kalmaz. Nitekim, hadîs-i şerîfte, (İlim bulunan yerde Müslümanlık vardır. İlim bulunmayan yerde Müslümanlık kalmaz) buyuruldu.
Falcılığın ve büyücülüğün dinimizdeki yeri nedir
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Soru: Kâhinlik, falcılık, büyücülük nedir? Büyü çözmek için ne yapmak gerekir? Cevap: Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş ve olacak şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmektir. Cin ile tanışan falcılar, (Yıldıznâme)ye bakıp, sorulan herşeye cevap verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, ba’zan doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının herşeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup küfürdür. (Hadîka)
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Uğursuzluğa inanan, kâhinlik yapan, kâhine giden, büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir, Kur’ân-ı kerîme inanmamış olur.) [Bezzâr]
İbni Ebî Zeyd hazretleri diyor ki:
(Cinci tarikatçıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek câiz değildir. Büyü çözene de para vermek câiz değildir.)
Gaybı Cin de Bilmez
(Birgivî Vâsiyetnâmesi)nde (Bir kimse, ben çalınanları, kaybolanları bilirim dese, diyen de, buna inanan da kâfir olur. “Bana cin haber veriyor, onun için biliyorum” derse yine kâfir olur. Çünkü cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allah bilir) buyuruluyor. Kâdızâde, burayı şöyle açıklıyor: (Gaybı Allahü teâlânın vahy ve ilhâm ettikleri de bilir. Cin bu iki yoldan öğrendiğini haber verirse, “Bana cin haber verdi” demekte zarar yoktur. Allahü teâlâ vahy yolu ile peygamberlere gaybı bildirdiği gibi, ilhâm yolu ile de evliyâya ve mü’minlere de bildirir.)
İbni Âbidîn hazretleri buyurdu ki:
(Büyü, ilme, fenne uymıyan, gizli sebepler kullanarak, garip işler yapmayı sağlıyan ilimdir. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır.) [R.Muhtâr]
Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek [büyü çözmek için büyü yapmak] câiz değildir. (Hadîka)
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyurdu ki:
(Büyü yapmak, küfre en yakın olan, en kötü haramdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Müslüman büyü yapmaz. Allah saklasın, îmânı gittikten sonra büyü te’sir eder.) [C.3, m.41]
İmâm-ı Nevevî hazretleri buyurdu ki:
(Büyü yaparken, küfre sebep olan kelime ve iş olursa, küfürdür. Böyle bir kelime ve iş olmazsa büyük günâhtır.)
Üfürükçülüğün Tehlikesi
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Helâke sürükleyen yedi şeyden biri büyüdür.) [Buhârî]
(İpe üfleyip düğüm atan, büyü yapmış olur. Büyü yapan da Allah’a şirk koşmuş olur.) [Nesâî]
(Falcıya, büyücüye, kâhine giderek, onların söylediklerine inanan, Kur’ân-ı kerîme inanmamış olur.) [Taberânî]
(Büyücüye inanan, Cennete giremez.) [İ.Hibbân]
(Gâipten haber vermek maksadı ile yıldız ilmi ile uğraşan, büyücü gibi günâha girer.) [İbni Mâce]
(Falcıya fal baktıran, onun sözüne inanmasa bile, kırk gün namazı kabûl olmaz.) [Müslim]
(Fal bakmak, yazı ve çizgi ile gelecekten haber vermek, puta tapmak gibidir.) [Ebû Dâvüd]
(Karı-kocayı birbirine düşüren Allah’ın la’netine uğrar.) [El-Envâr]
(Ana ile evlâdın, kardeşle kardeşin arasını açana la’net olsun.) [İ.Mâce]
(Kâhinlik yaparak alınan para haramdır.) [Buhârî]
Büyü, insanları hasta eder. Sevgi veya nefrete sebep olur. Yâni cesede ve rûha te’sir eder. Büyü, kadınlara ve çocuklara daha ç ok etki eder. Büyünün te’siri kesin değildir. İlâcın te’siri gibi olup, Allahü teâlâ dilerse te’sirini yaratır. Dilerse te’sirini yaratmaz. Şu halde, (Büyücü büyü ile istediğini şüphesiz yapar, büyü muhakkak te’sir eder) diyen ve inanan kâfir olur. (Allahü teâlâ takdir etmişse, büyü te’sir edebilir) demelidir
Büyü nasıl çözülür?
13 Ağustos 2010 Yazan admin
Kategori Dini BilgiLer
Büyüden kurtulmak için, diğer hastalıklarda olduğu gibi sebeblere yapışmak lâzımdır. Bunlardan ba’zıları şunlardır: 1- Bir miktar suya Âyet-el kürsî, ihlâs ve Mu’avezeteyn [Nas ve Felâk] sûrelerini okumalıdır. Büyü yapılan kimse bundan üç yudum içmeli, kalan su ile gusledilmelidir.
2- Sedir ağacının yeşil yaprağından yedi adedi iki taş arasında ezilip su ile karıştırılır. Üzerine Âyet-el kürsî, İhlâs ve Kul-e’ûzüler okunur. Üç yudum içip geri kalanla gusledilir.
3- Üç kerre Salevât-ı şerîfe okumalı, sonra yedi Fâtiha, yedi Âyet-el kürsî, yedi Kâfirûn sûresi, yedi İhlâs-ı şerîf, yedi Felâk ve yedi Nâs sûrelerini okuyup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflemelidir. Bunları tekrar okuyup hastanın odasına, yatağına, evin her yerine, bahçesine üflemelidir. İnşâallahü teâlâ büyüden kurtulur.
4- Fâtiha, Âyet-el kürsî ve dört kul, [yâni Kâfirûn, İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri] yedişer kerre okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, dertler için ve sihir, nazar için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritilerek içmek şeklinde de olur.
5- Bir kimse sabah akşam, Bakara sûresinin başından dört âyet ve Âyet-el kürsî ile, Âyet-el kürsîden sonraki iki âyeti ve Bakara sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytan girmez. Mecnûnun [Delinin] hastanın üzerine okunursa, iyi olur.
Silsile-i Aliyye
6- Yirmi beş kerre Estagfirullah denir. Sonuncusunda ve etûbü ileyh’e kadar okunur. Sonra on bir ihlâs ve yedi kerre Fâtiha-i şerîfe ve otuz üç kerre, Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ ali seyyidinâ muhammed okuyup, sevâbı Peygamber efendimizin ve Eshâb-ı kirâmın ve Evliyânın rûhlarına ve sonra Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip; bu büyüklerin rûhlarına hediyye edilir. Bunların hürmetine şifâ vermesi için Allahü teâlâya duâ edilir. Hergün sabah-akşam böyle duâ edilir.
7- Âyât-i hırz’ı okumalıdır! Âyât-i hırz, şu sûre ve âyetlerdir:
Fâtiha, Bakara 1,2,3,4,5 ve 163,164 ve 255,256,257 ve 285,286, Âl-i İmrân 18,19. âyetten sadece: “İnneddîne indellâh-il-islâm” kısmı, Âl-i İmrân 26,27, Âl-i İmrân 154, En’âm 17, A’râf 54,55,56, Tevbe 51, Tevbe 128,129, Yunûs 107, Hûd 56, İbrahim 12, İsrâ 43, İsrâ 110,111, Mü’minûn 116,117,118, Ankebût 60, Rûm 17,18, Fâtır 2, Yasin 83, Saffât 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11, Saffât 180,181,182, Feth 27,28,29, Rahmân 33,34,35,36, Hadîd 1,2,3,4,5, Haşr 21,22,23,24, Cin 1,2,3,4,5,6, Burûc 20,21,22, İhlâs, Felak ve Nâs sûresi.
Abdest alınıp, yedi istigfâr ve onbir salevât okunup, hastanın sıhhatine niyyet ederek, güneş doğduktan ve ikindi namazından sonra, günde iki def’a hasta üzerine okunmalı, işâretli yerlerde, hasta üzerine üfürülmeli, şifâ buluncaya kadar [kırk gün kadar] devam etmeli. Her def’ası sonunda, bir Fâtiha okuyarak sevâbı, Peygamber efendimizin ve Behâeddin Buhârî, Ahmed Rifâî ve İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin rûhuna hediye edilmelidir. Bir nüsha da yazıp, yanında taşırsa, sihirden, büyüden, nazar değmesinden korur. Murâdı hâsıl olur.
Te’sir etmesi için
Peygamber aleyhisselâmın üç türlü ilaç kullandığı bildirilmiştir. Kur’ân-ı kerîm veya duâ okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevâhib)
Kur’ân-ı kerîmin ve duânın te’sir etmesi için ba’zı şartların gözetilmesi lâzımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilâçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması lâzımdır. Okuyan kimsenin, i’tikâdının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habîs şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Allah’ı unutarak, gafletle edilen duâ kabûl olmaz.) [Tirmizî]
Duâ, ba’zı ilâçlar gibidir. Allahü teâlâ dilerse te’sir eder. Ya’nî te’sirini Allahü teâlânın verdiğine inanmalıdır! Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Dert-belâ gelince, Hz. Yûnus’un duâsını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır. Duâ şudur: “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke, innî küntü minez-zâlimîn.”) [Hâkim]
(“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” okumak, 99 derde devâdır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hâkim]
(Allah, istigfara devâm edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesâî



