Cinsel ilişki hakkında ansiklopedik bilgi

27 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

E rkek ve kadın, okşamalar sonucu kan hücum edince iyice şişen cinsel organlarındaki yüksek gerilimi yok etmek için bu organlarını birleştirirler. Bu, sadece sevilen bir insanla duygularını birleştirmek isteğidir. Mutluluk, karşı cinsin mutluluğunda bulunur.

Cinsel heyecanın belirli bir aşamasında organlar birtakım masaj hareketleriyle daha da uyarılır. Cinsel birleşim beyinden başlayarak gerilimin doruk noktasına ulaşınca, bunu karşı konmaz bir refleks çatışması izler: Bu orgazm anıdır. Bütün vücudunun bir süre sarsılmasıyla birlikte, erkek tohumlarını atar.

Kadının vücudunda da buna benzer sarsılmalar olduğu için, her ikisi birden maddi ve manevi zevkin doruğuna çıkarlar, her şeyi bir süre unutup, bambaşka bir dünyaya girerler. Bu orgazm hali erkekte çok çabuk yatışır, fakat kadınca devam eder ve yavaş yavaş hafifler. Bu mutluluk, gevşeme veya bitkinlik içinde, kısa zaman sonra her ikisi de derin bir uykuya dalar.

Yukarda belirtilen durum, kadın ile erkeğin birlikte orgazma ulaşmaları durumunda oluşur. Buna ulaşabilmek için ortak çaba gereklidir. Bu da ancak erkeğin ve kadının birlikte çaba göstermesi ile olanaklıdır.

Japonya’daki cinsel yaşama ilişkin çok az istatistik bilgi vardır. Bize yarayabilecek birkaç tanesi de o kadar birbirlerinden farklıdır ki, Amerikan araştırmalarına başvurmamız daha doğru olur. Japonların cinsel yaşamlarının Amerikalılarınkine benzediğini kabul etmemiz gerekir.

Marie E. Kopp, kadınların % 35′inin her birleşimde orgazmı yaşadıklarını, % 47′sinin çok sık orgazm olduklarını, % 18′inin ise hiç bir zaman orgazma ulaşamadıklarını bildirmektedir.

Kinsey raporunda, kadınların % 70-77′sinin sürekli orgazma ulaştıkları belirtilmektedir. Dr. Lewis M. Term, kadınların çeşitli evlilik devrelerinde orgazma varma oranlarını şöyle sıralıyor:

  • İlk Cinsel İlişkide Orgazm %24 
  • Birkaç Hafta Sonra %27 
  • Bir Ay veya Bir Yıl Sonra %26 
  • Bir Yıldan Daha Fazla Zaman Sonra %16 
  • Hiç Bir Zaman %7

    Dr. Kinsey’in raporunda ise, kadınların orgazmı konusunda şu istatistik yer alıyor:

    Kadınlar Evliliklerinin 

  • 1. Yılında %63 
  • 5. Yılında %63 
  • 10. Yılında %71 
  • 15. Yılında %81 
  • 20. Yılında %85

    oranında orgazma ulaşmaktadırlar.

    Bu, kadınların %23 ile %37′sinin evliliklerinin ilk yıllarında orgazma ulaşamadıklarını gösterir. Tabii, bunun çeşitli nedenleri vardır. Gerek kadın, gerekse erkekte bunun bedensel nedenleri olabilir. Cinsel yaşam konusunda çok az şey bilmeleri de buna neden gösterilebilir.

    Hemen hemen bütün erkeklerin orgazma ulaşmalarına karşılık, kadınların oldukça fazla bir bölümünün orgazmı yaşamamaları, sadece kadın için değil, kocası için de acınacak bir durumdur.

    Eşi isterse aynı yaşantıya varamasın, erkek boşalabilir ve orgazma ulaşabilir. Fakat bu erkeği, eşinin de aynı yaşantıyı aynı anda paylaşması kadar tatmin edemez. Erkeğin yalnız başına orgazm olması tek yönlüdür. Bu, mutluluk duygusu tam anlamıyla duyulmadan tatmin olmadır. Kadın ise orgazma varmadığında daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır.

    Cinsel organlarına toplanan ve uzun süre burada kalan kan, kadının vücuduna zarar verir. Bu yüzden, üzerine yüklenen ruhsal baskının ise, kadın belki de kolay kolay üstesinden gelemez. Kadın cinsel ilişkiden ürkecek, erkeğin ayrıcalıklı durumunu lanetleyecek ve sevgi yıllarının sonunda düş kırıklığına uğrayacaktır. Erkek de hiç kuşku yok ki, bir süre sonra eşinden soğuyacaktır.

    Aynı anda orgazma varma, tatmin edici bir cinsel birleşimin baş koşuludur. Bu konuda gösterilecek çaba sadece cinsel alanda mutluluğun paylaşılmasını sağlamaz, aynı zamanda daha fazla ortak zevk alınmasını olanaklı kılar. Bu amaçla çeşitli tekniklerin uygulanması yerinde olur; kişisel bencil isteklerin doyumu esas amaç olmamalıdır.

    Evliliğin ilk zamanlarında erkeğin bölgesel uyarılmaya gereksinimi yoktur. Çünkü duyguları ve cinsel heyecanı kolay uyarılır. Sadece kısa bir süre cinsel faaliyet onu orgazma götürmeye yeterlidir. Eşi ise belki başlangıçta orgazm olmayabilir. Fakat kadın kendi vücudunun eşine nasıl zevk verdiğini gördükçe öğrenme devrini geçirir ve cinsel zevki, cinsel mutluluğu duyumsamaya başlar.

    Daha sonraları karı koca, cinsel yaşamlarında daha kuvvetli heyecanların özlemini çekeceklerdir. Erkek, birleşim sırasında cinsel davranışlarını daha güçlü, daha sürekli kılmayı öğrenecek, kadına, onun orgazmına gerekli olan bölgesel uyarılma için daha uzun zaman verebilecektir. Birleşimden önceki okşamaların nüansları ve çeşitleri, ilişkiden sonraki pozisyonların seçilişi de oyunlar kadar gereklidir.

    Yavaş yavaş gelişen kadının orgazmına kendi orgazmını uydurabilmek için, erkek, birleşim sırasında eşini hafif okşamalarla heyecanlandırma!ı ve kendi orgazmını geciktirecek pozisyonlar seçmelidir.

    Kadın isteyinceye kadar erkek kendi orgazmını veya boşalmasını geciktirmelidir. Bir süre sonra, orgazm beklenmedik bir anda yaklaşsa bile, kadın reflekslerle buna karşılık verecektir. Kadın kusursuz birleşim yaşantısını kendine hedef almıştır, fakat birçok erkek, aynı anda ve birbiri ardından orgazmlar arasında fazla bir ayrım bulmaz.

    Bunlar cinsel ilişkide kadın ile aynı anda orgazma ulaşmanın ne kadar çok mutluluk verici bir şey olduğunu daha öğrenmemişlerdir. Erkek bu mutluluğu bir kez tadınca, bir daha kendi orgazmını eşininkine rastlatmak için çaba göstermek gerektiğinden yakınmayacaktır. Orgazm sırasında birleşmede -kaçınılmaz bir kural olarak- karşılıklı derin manevi sevginin bulunması gereklidir. Öte yandan manevi sevgi için, cinsel yaşamda aynı anda orgazma ulaşmaktan daha sağlam bir temel yoktur

  • Sabah Seksinin Yararları

    29 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Alarm saatinin kulak tırmalayıcı sesi, çalışan insanların kulağına hiç de hoş gelmez! Neden bu keyifsiz anı erotik bir fırsata dönüştürmeyi denemiyorsunuz? Bilim adamları, sabahın erken saatlerinde seks yapanların daha sağlıklı ve mutlu olduğunu söylüyor.

    Uzmanlar, sabahları yapılan seksin mutluluk hormonu oksitosini tetiklediğini, böylece çiftin gün boyunca daha aşk dolu ve bağlı hissettiğini söylüyor. Ayrıca, kendini daha güzel ve daha güçlü hissedersin. Sabah seksi, vücuda bağışıklık kazandıran bir antikor olan IgA seviyesini arttırıyor. Doyuma ulaşınca östrojen seviyesi yükselir; bu da saç ve cildin dokusunu iyileştirir. Sabahı sevişerek mi karşılamak istiyorsun?

    Uyanır uyanmaz

    Alarm saatini seksi bir melodiye ayarla ve kalkar kalkmaz gecelğini çıkar üstünden. Sonra bu numarayı uygula; erkek sırtüstü uzanıyorsa ellerini bacak içlerine koymayı tavsiye ediyor. Baş parmağın cinsel organa dönük olmalı. Baş parmaklarınla yavaşça daireler çiz. Antik akupuntur öğretilerine göre, bu hassas bölgeleri ovarak kan dolaşımını etkisini göstermesi birkaç dakika alıyor. Bu yüzden sabırlı olmalısın.

    Çekinmeyin

    Sabah seks yapmak kadar doğal birşey olamaz. Gün ışığında fiziksel kusurlarını gizlemek zordur. Aşağılık kompleksinden kurtulup zevk almaya bak. Battaniyenin altında gizlenmektense sere serpe uzan. İkinizde manzaranın tadını çıkarın. Uzmanlar, kadınların da aynen erkekler gibi görsel yoldan uyarıldığını ortaya koyuyor.

    Testesteron sabahları zirvede oluyor

    Erkek, güne merhaba der demez sevişmek için programlanmıştır. Uzmanlar uyuyan bir erkeğin testosteron biriktirdiğini, uyanmasını izleyen ilk üç saatte ise testosteron seviyesinin zirvede olduğunu söylüyor. Bu değerli hormonu ziyan etme

    CİNSEL TERİMLER SÖZLÜĞÜ

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Acil Kontrasepsiyon: Doğum kontrol yöntemi uygulamadan ilişkiye girilmesi sonucu ya da uygulanan doğum kontrol yöntemlerine rağmen dikkatsizlik sebebiyle hamile kalınma tehlikesine karşı uygulanan acil müdahale.

    Anal Seks: Cinsel organının diğer eşin anüsüne temas etmesiyle yaşanılan cinsel ilişki.

    Aseksüel: Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişi.

    Bakir: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan erkek.

    Bakire: Cinsel anlamda hiçbir deneyimi olmayan kadın.

    Bekâret: Cinsel deneyimi olmama durumu.

    Biseksüel: Her iki cinsle de ilişkiye giren ve her iki cinse de ilgi duyan.

    Cinsel taciz: İstek dışı cinsel ilişkide bulunmak ya da ilişkide bulunmaya zorlamak.

    Dildo: Suni penis.

    Diyafram: Kase şeklinde olup vajina içine yerleştirilen ve spermlerin burada birikerek etkisiz hale gelmesini sağlayan yöntem.

    Doğum kontrol hapı: Yüksek dozda östrojen ve progesteron hormonu içerek, kadındaki yumurtlama (ovulasyon) sürecini geçici bir süre durdurmaya yarayan haplar.

    Ensest: Kanuni ya da kan yoluyla yakın olan kişilerin cinsel ilişkide bulunması.

    Ereksiyon: Penis ya da klitorisin cinsel ilişki sırasında kan ile dolarak sertleşip şişmesi.

    Erken boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha erken boşalmak.

    Gebelikten koruyucu iğneler: Gebelikten koruyucu iğneler, kadınlık hormonu olan östrojen ve progesteron içeren ilaçlar.

    Geç boşalma: Psikolojik ya da fizyolojik kökenli sebeple cinsel ilişki sırasında normalden daha geç boşalmak.

    Gerantofili: Kendisinden yaşça büyük kişilerle cinsel ilişkiye girme eylemi.

    Geri Çekme: Cinsel temas sırasında, erkeğin boşalma anında penisini dışarı çekmesi ve spermini dışarı boşaltarak gebeliğin önlenmesi.

    Heteroseksüel: Karşı cinse ilgi duyan ve karşı cinsle ilişkiye giren kişi.

    Homoseksüel: Kendi cinsine ilgi duyan kişi.

    İktidarsızlık: Daha çok ereksiyona geçememesinden dolayı erkeğin cinsel ilişkide bulunamaması.

    Kısırlık: Kadının hamile kalamaması, erkeğin ise hamile bırakamaması.

    Klitoris: Kadının cinsel organındaki en duyarlı nokta. Klitoris üzerine baskı uygulamak ya da klitorisi elle, penisle, dille veya herhangi bir objeyle uyarmak kadının cinsel ilişki sırasında çok büyük haz almasını sağlar.

    Lezbiyen: Kendi cinsine ilgi duyan ve kendi cinsiyle ilişkiye giren kadın.

    Mastürbasyon: Kişinin kendi kendini elle uyararak cinsel yönden tatmin etmesi.

    Mazoşizm: Cinsel ilişki sırasında acı çekerek zevk almak.

    Nekrofili: Cesetlerle cinsel ilişkiye girme eylemi (Ölüsevicilik).

    Oral Seks: Ağız yoluyla gerçekleştirilen cinsel ilişki. İlişki sırasında partnerlerden biri diğerinin cinsel organına ağzıyla öpme, emme, yalama gibi temaslarda bulunur.

    Orgazm: Cinsel ilişki anında en yüksek doyuma ve hazza ulaşılması.

    Östrojen: Kadınlık hormonu.

    Pedofili: Küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Sübyancılık).

    Penetrasyon: Erkeğin cinsel organın partnerinin cinsel organına ya da anüsüne girmesi.

    Penis: Erkeğin cinsel organı.

    Prezervatif: Cinsel ilişki öncesinde erkeğin cinsel organına takılarak, boşalma sırasında spermin kadının genital sistemine ulaşmasını engelleyen koruma aracı.

    Sadizm: Cinsel ilişki sırasında acı vererek zevk almak.

    Sperm: Erkeğin cinsel organından çıkıp üremeyi başlatan hücre.

    Spiral: Rahim içine yerleştirilen, kıvrıntılı, ince ufak plastikten yapılmış ve rahim içini tahriş etmeden gebeliği önleyen araç.

    Takvim tutma: Kadının adet kanamaları ve yumurtlama günleri esas alınarak, riskli günlerde cinsel ilişkiye girmeyerek uyguladığı doğum kontrol yöntemi.
    Testosteron: Erkeklik hormonu.

    Transeksüel: Karşı cinse ilgi gösteren, tıbbi müdahale ile cinsiyetini değiştiren kişi.

    Travesti: Karşı cinsin giysilerini kullanarak ve cinsel rolünü üstlenerek cinsel hazza ulaşan kişi.

    Tüplerin bağlanması: Yumurtlama döneminde, yumurta hücresine sperm taşıyan “fallop” adı verilen kanalcıkların tahrip edilerek, sperm iletemez duruma getirilmesi.

    Vajina: Kadının cinsel organı.

    Vazektomi: Erkekte spermatik yolunun cerrahi müdahale ile bağlanıp, cinsel temasta spermin kadına geçmemesinin sağlandığı bir operasyon.

    Vibratör: Titreşimli suni penis.

    Zoofili: Hayvanlarla cinsel ilişkiye girme eylemi (Hayvansevicilik

    Gün hesaplayarak korunma!

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Bir korunma yöntemi olmayan ‘korunma yöntemi’: Gün hesaplama (‘Takvim yöntemi’) hakkında merak edilenler…

    Takvim yöntemi ile korunmak, yani “en tehlikeli” günleri hesaplayarak gebelikten korunmaya çalışmak, bilinen en eski korunma yöntemlerinden biridir ve çoğu çift tarafından da uygulanmakta olan bir yöntemdir. Kadın fizyolojisinin daha tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı dönemlerde bile kadınlar vajinal salgılarının niteliklerindeki değişikliklere bakarak gebe kalmaya elverişli günlerini doğru bir şekilde anlamışlar ve bu şekilde gebe kalmaktan korunmaya çalışmışlardır.

    Takvim yöntemi en basit ve en ucuz korunma yöntemi olmakla birlikte gebelikten koruyuculuğu elbette doğum kontrol hapları, doğum kontrol iğneleri, spiral gibi yöntemlere göre çok daha düşüktür. Örnek olarak vermek gerekirse doğum kontrol hapı kullanan 1000 (bin) kadından bir sene içinde yanlızca birinde gebelik oluşurken, takvim yöntemiyle korunan 100 (yüz) kadından bir sene içinde ortalama 25′inde gebelik oluşmaktadır!

    İstenmeyen gebelik oluşması evli olmayan çiftler için ciddi bir ruhsal gerginlik oluşturur ve bu çiftlerin bu yöntemle korunmak yerine doktorlarına danışarak daha etkili bir yöntem kullanmaları önerilir. Takvim yöntemini günümüzde bir korunma yöntemi olarak önermiyoruz…

    Yazıda bu yöntemi neden önermediğimizi anlatmaya çalıştım.

    Yöntemin çalışma prensibi

    Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Spermler üç gün boyunca (hatta 5 güne kadar) genital kanalda bekleyebilir ve yumurtlama sonrası ilk 12-24 saatte döllenmesi gereken yumurta hücresine ulaşıp onu dölleyerek gebeliği başlatabilirler.

    Kadında yumurtlamanın olacağı günü hesaplamak için aşağıdaki yöntem kullanılır:

    Bir adetin ilk günü ile sonraki adetin ilk günü arasındaki süre kadının adet döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür). Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir. Örnek olarak adet döngüsü 31 gün olan bir kadında 31-14=17 bulunduğunda, kadının yumurtlama günü adetin ilk gününden başlanarak saymak üzere 17. gündür. Bu tarihten 5 gün öncesi ve 2 gün sonrası kadının gebe kalmaya en elverişli olduğu günler olarak kabul edilir. Bu günler içinde ya ilişkiden kaçınmak ya da tam koruyucu olmasa da prerzervatif gibi gebeliği önleyecek bir yöntem kullanmak gerekir.

    Takvim yöntemi neden etkili değildir?

    1- Takvim yöntemi, kadının adetlerinin her zaman düzenli olduğunu ve belirlenen riskli dönemler dışında yumurta hücresi ile spermlerin karşılaşma olasılıklarının oldukça düşük olduğunu varsayar. Halbuki kadın fizyolojisi oldukça karmaşıktır ve normalde adet döngüsünün 17. günü yumurtlama olan bir kadında herhangi bir zamanda bu tarih birkaç gün geriye ve birkaç gün ileriye kayabilir. İşte takvim yönteminin tam olarak başarılı olamamasının en önemli nedenlerinden biri budur. Adetleri tümüyle düzenli olsa da bir kadında yumurtlamanın her ay aynı güne denk geleceğinin garantisi yoktur.

    2- Takvim yöntemi teorisi spermlerin genital kanalda 3-5 gün yaşadığını varsayar. Ancak spermlerin 7 güne kadar yaşayabileceği bilinmektedir. Bu durumda örnek olarak adet dönemindeyken bile girilen bir ilişkide genital kanala giren spermler, siklusları kısa olan (yani yumurtlaması siklusun 14. gününden önce olan ve böylece siklusları 28 günden kısa süren) bir kadında veya siklusları düzenli olan ama yanlızca o aya özgü olarak tesadüfen yumurtlaması daha erken gerçekleşmiş bir kadında yumurta hücresini bulup gebeliği başlatabilirler. Takvim yönteminin nispeten başarısız bir yöntem olmasının ikinci nedeni de budur.

    Özet:

    Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir. Takvim yöntemi kullanılacaksa bu gerçek gözönünde bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı araştırılmalıdır.

    Gebelikten korunmada çok etkili bir yöntem arayan çiftlerin takvim yöntemi yerine doktora başvurup öneri almaları daha uygun bir yoldur

    Adet görürken seks

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Adet kanaması sırasında cinsel ilişki kurulur mu? Gebe kalınır mı?

    Bu sorunun cevabı için adet kanamasının ne olduğunu bilmek gerekir. Adet kanaması kadın rahmi içindeki bir dokunun kanayarak dokulmesidir. Bu doku gebelik sırasında bebeğin yapıştığı ve beslenmesi için gerekli koşulları sağlayan özel bir yapıdır. İşte bu doku gebelik oluşmadığı her ay bir dahaki yumurtlamaya yeniden hazırlanması için üstteki tabakasını kanayarak doker ve alttan yeni doku oluşmaya başlar.

    Adet kanamasına ait gerçek dışı uydurmalar; vücuttaki kirli kan atılması gibi, zehirli olduğu, vücuttan atılmasa kişiyi zehirlediği, pis olduğu, bu sırada ilişki kurulursa kısır olunacağı gibi bu şeyler tamamen yanlıştır.

    Adet sırasındayken seks yapılıp yapılamayacağının cevabı ise koşullara ve kişilere, ve de kişilerin inançlarına göre farklılık gösterir.

    Adet sırasında yani kadının menturasyonu sırasında prezervatif (kondom – kılıf) ile seks yapılmasında ne kadın için, ne de erkek için tıbbi olarak bir sakınca yoktur, ne kadın ne de erkek bedensel bir zarar görmez. Eğer prezervatifsiz cinsel ilişki kurulursa kadın veya erkeğin mikrop kapma riski olabilir. Çok nadir de olsa adet kanaması sırasında gebe kalma olasılığı da mevcuttur, bunu da göz ardı etmemek gerekir.

    Cinsellik kişilerin bedensel ve de beyinsel özgürlüklerdir. Bu yüzden kendisi için istediği bir şey eğer tıbben yasaklanmamışsa koşullarına, inançlarına ve de ahlaki değerlerine göre yaşayıp yaşamayacağına, yaşayıp yaşamak istemediğine veya yaşamaya kendisi karar verir. Adet kanaması sırasında cinsel ilişkinin tıbben bir zararı prezervatif kullanmak kaydı ile yoktur, bu yuzden karar vermek size kalmıştır.

    Bir çok kadın adetliyken kendilerini itici bulurlar, ve de erkeklerin bu hallerinden rahatsız olabileceklerini düşünürler, oysa ki bu durumdan rahatsız olan, bunu itici bulan erkekler olduğu gibi, bundan rahatsız olmayan, kadını adet döneminde de arzulayan ve bu sırada cinsel ilişki kurmak isteyen, cinsel ilişki kuran ve de bundan zevk alan birçok erkek de mevcuttur.

    O halde kadınlara seslenelim; adet dönemi doğanın kadınlara verdiği üstün yetenek olan gebelik ve doğum olayının bir parçasıdır. Pis değil, doğal ve de gerekli bir süreçtir. Siz kendinizi pis zannederseniz karşınızdaki insan da size pismişsiniz gibi davranır. Kendinize ve size verilen bu üstün olaya saygı duyun, sizler üreticisiniz, ve hepimizin bir annesi var veya vardı, onlar da adet görüyorlar veya görüyorlardı, onlar canınız anneleriniz de mi pisti? Hayır biliyorsunuz ki onlar temiz ve saftırlar, güzeldirler, siz de bayansınız, siz de saf ve temizsiniz hem de her halinizle.

    Adet sırasında seks birçok insan tarafından yaşanmaktadır. Kadın açısından baktığımız zamanda kadınların bir çoğunda adet döneminde cinsel istek artışı görülür, kimileri bunu yaşarken, kimileri de bunu baskılar. Bazı kadınlar adet döneminde cinsellik yaşamanın bu dönemdeki gerilimlerini azalttığını veya yok ettiğini, bazıları ise aynı zamanda adet sancılarını hafiflettiğini veya yok ettiğini söylemektedir.

    Hayatınızla ilgili kararları verecek tek kişi sizsiniz. Doğru kararlarla güzel günler dilerim

    Yataktaki kadını anlama kılavuzu

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Yataktaki kadını anlama kılavuzu

    Bir kadınla yataktayken onun hareketlerinden ya da bazı sözlerinden dolayı orada kendini rahat hissetmediği düşüncesine kapıldınız mı hiç?

    Sevgilinizin sizinle yataktayken çok rahat olmadığı hissine kapılıyorsanız onun hareketlerini yorumlayarak ruh halini çözebilirsiniz.

    Yüzünüze bakmıyor

    Sizinle sevişiyor fakat sevişme sırasında kafasını kaldırıp yüzünüze bakmıyor. Eğilip onu öpmeye çalıştığınızda ise yüzünü kaçırdığını farkediyorsunuz. Gözlerini ise sürekli kapalı tutuyor.

    Olası nedenleri: Kız arkadaşınızın utangaç bir mizacı olduğundan sevişirken gözlerinize bakmaya çakiniyor olabilir. Ya da cinsel hayatında çok fazla deneyim sahibi olmayan biridir. Onu öpmeye çalıştığınızda yüzünü çeviriyorsa bunun iki nedeni olabilir: birincisi ağzınızdan kötü kokular geliyor olabilir ikincisi ise sakalınız yüzünü tahriş ediyordur.

     

    Yapmanız gereken: Bir dahaki sevişmenizde yüzünü iki elinizle tutup onu öpün. Eğer sizi itmeye kalkarsa o zaman durup ona bu hareketi neden yaptığını sorun. Böyle bir durumda yapılması gereken en sağlıklı şey iletişim kurmaktır.

    Suratında anlamsız bir ifade var

    Sevişmeye başladınız. Siz tutkulu bir şekilde onu öperken o tavana bakıyor.

    Olası nedenleri: Kız arkadaşınız seksten çok hoşlanmıyor olabilir. Ya da o an başka bir pozisyonda sevişmeyi hayal ediyor ve bunu size söylemeye çekiniyor olabilir.

    Yapmanız gereken: Ona onu üstünüzde hareket ederken görmek istediğinizi söyleyin. Ya da başka bir zaman birlikteyken seks fantazilerini anlatmasını isteyin. Belki bu yolla size daha çok yaklaşabilir ve seksten sizin kadar zevk almaya başlayabilir.

    Hareket etmiyor

    İçinde ileri-geri hareket ediyorsunuz, vücuduna öpücükler konduruyorsunuz, omuzlarını sıkıyor, kalçalarını ısırıyorsunuz fakat o adeta bir ceset gibi hareketsiz bir şekilde yatıyor.

    Olası nedenleri: Seksi sevmiyor ya da daha da kötüsü sizinle seks yapmayı sevmiyor olabilir. Ya da hepsinden kötüsü sadece o şekilde durarak seks yaptığını sanıyor olabilir.

    Yapmanız gereken: Böyle bir durumda ilk yapmanız gereken ona yaptığınız hareketlerden hoşlanıp hoşlanmadığını sormak. Eğer yaptıklarınızdan zevk aldığını söylüyorsa o zaman onun da benzer şeyler yapmasını istediğinizi, sizin de onun hissettiği zevki hissetmek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer bunları dile getiremeyecek kadar utangaç bir insansanız o zaman sevgilinize bir fanteziniz olduğunu, sevişirken rolleri değiştirmek istediğinizi söyleyin. O sizin gibi davranmaya başladığında sevgilinizi yönlendirebilir ve birlikte harika bir doyum yaşayabilirsiniz.

    Vücudunu saklıyor

    Sevişmeye başlamadan odadaki tüm ışıkları kapatıyor. Asla önünüzde soyunmuyor. Sevişirken mutlaka battaniyenin altına giriyor.

    Olası nedenleri: Sevgilinizin vücuduyla barışık olmadığı aşikar. Onu çıplak gördüğünüzde ona itici gelebileceğinizden endişe duyuyor olma ihtimali çok yüksek.

    Yapmanız gereken: Siz de ona sarkan göbeğinizi ya da kalın bacaklarınızı gösterebilir ve onun sizi bu halinizle de sevebildiğini söyleyebilirsiniz. Vücudunda hoşlanmadığınız noktalar olsa da ona onu her haliyle beğendiğinizi ve sevdiğinizi söyleyebilirsiniz.

    Herşeyi sizden bekliyor

    Onun zevk alması için elinizden geleni yapıyorsunuz fakat o sizin için aynı şeyleri yapmıyor.

    Olası nedenleri: Sizin onu baştan çıkartmanız gerektiğine inanıyor olabilir. Bazı kadınlar erkeklerin uyarılması için sadece bir kadın görmelerinin yeterli olabileceğini düşünür. Eğer sizin sevgilinizde bu kadınlardan biriyse o zaman sizi uyarmak için birşey yapmasına gerek olmadığına inanır.

    Yapmanız gereken: Ona oral seksten ne kadar zevk aldığınızı ve onu bunu yaparken görmeyi hayal ettiğinizi söyleyin. Ona eğer sizi arzuluyorsa bunu göstermesini istediğinizi söy

    BEKARET

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    BEKARET
     

    Geleneksel anlamda bakirelik cinsel deneyimi olmamayı ifade ediyor. Bu tanım her iki cins için söz konusu olsa da toplum bekareti yalnızca kadına yönelik olarak kutsallaştırmış.

    Erkeğin bekaretini kaybetmesi erkekliğe atılan bir adım olarak algılanırken, kadının bekareti ancak evlendiği erkeğe sunulacak bir hediye olarak kabul ediliyor. Bu inanış doğrultusunda çoğu toplumda evlilik öncesi cinsel ilişkiye bir sınırlama getirilmiş. Üstelik bekareti daha da kutsallaştırmak için çoğu kez bekaret hakkında konuşmamak yeğlenmiş. Dolayısıyla 21. yüzyılda bekaret hâlâ bir tabu olma özelliğini koruyor.

    “Annem bekaretimin benim için çok önemli olduğunu belirtirdi. Hatta bir gün bekaretimin kocama sunacağım bir hediye olduğunu, bu sebeple onu şimdilik saklamam gerektiğini söyledi.” B.T 27 yaşında

    Bugün birçok aile için çocuklarının cinsel yönden sağlıklı olup olmadıkları, güvenli ve sağlıklı seks yapıp yapmadıklarından daha önemli olan şey, onların bakire olup olmadığı. Bu tavır özellikle kız çocuklarının ailelerinde daha yoğun bir biçimde sergileniyor. Oysa gençler cinsellik hakkında en sağlıklı bilgilere ancak aileleriyle konuşarak ulaşabilir.

    Ancak çok geniş bir kesimin mesajı her zaman “Bakire kal!” şeklinde olduğu için, bu iletişim ya hiç başlamaz ya da bu kesin mesajla sona erer.

    Geleneksel yapının bakirelik hakkındaki bu kesin yargısına karşılık popüler kültür, özellikle de medya kadının cinsel yönden aktif olduğuna ilişkin bir tavır sergiliyor. Gerek şarkı sözlerinde, gerek basındaki fotoğraflarda, gerekse TV’de yer alan popüler isimlerin yer alış biçiminde cinsel figürler ön planda. Bu sebeple cinsellik ekranın arkasındakiler için giderek daha fazla bir baskı oluşturuyor.

    Bekaretin toplum tarafından tabu haline getirilmesi, özellikle cinselliğini henüz yeni keşfedenlerde fiziksel ve ruhsal birtakım sorunların çıkmasına sebep oluyor. Kadınların en büyük kabusu olan “gerdek gecesi sendromu”, yine bekaretin bu kadar kutsal olduğuna dair bir şartlanmadan ileri geliyor. Hatta kimi kadınlarda bu sendrom giderek daha büyük bir sorun olup, frijitliğe kadar varabiliyor.

    “Bana ailemdeki en yakın kişi olan annem, bekaretin çok önemli olduğunu ve ilk ilişkimi evlendiğim gün kocamla yaşayacağımı söylerdi. Giderek gerdek gecesi benim için çok büyük bir kabus oldu. Evlendiğim gün ise kocamla cinsel ilişkiye girmekten çok korkuyordum. Bu sebeple çok ağrılı bir cinsel birliktelik yaşadım. İlk geceden sonra kendimi kirlenmiş hissettim ve bir daha ilişkiye girmek istemedim. Ancak uzun süren bir tedaviden sonra eşimle birlikte olabildim.” S.F. 37 yaşında

    Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde bekaret sebebiyle işlenen cinayetlerin sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Özellikle doğuda bakire olmadığı için kızını, kardeşini ya da akrabasını öldüren, öldürmeye teşebbüs eden birçok kişi var. Üstelik bu cinayetler töreler tarafından da onaylanmakta ve toplum tarafından meşru görülmekte.

    Bakirelik hakkındaki bu görüşler kadının ister istemez bekarete karşı çekimser bir tavır sergilemesini beraberinde getiriyor. Sevgilisiyle cinsel yönden her türlü şeyi yaşamasına karşın sadece bu şartlanmadan dolayı kızlığını koruyan kadınların sayısı azımsanacak gibi değil. Kızlığını kaybetmek istemeyen kadınların korkulu rüyalarından biri de, bir sonraki ilişkilerinde beraber oldukları erkeğin bakire olmadıkları için kendilerinden ayrılabilecekleri ya da birlikte olmak istemeyeceklerini düşünmeleri. Aslında bu düşünce pek de yanlış sayılmaz. Çünkü birçok erkek birlikte olduğu kadının bakire olup olmadığını çok fazla önemsiyor.

    Erkeklerin, toplumun, ailenin ve törelerin bakış açısı ne olursa olsun bedenimizden ve davranışlarımızdan yalnızca kendimiz sorumluyuz. Bu yüzden kendimiz için en doğru kararı verip, cinsel ilişkiye girmek ya da girmemek özgürlüğüne sahip olmalıyız. Birlikte olmaya ve bu birlikteliği kiminle yaşayacağımıza karar vermek, bu konuyu başkalarıyla konuşmak, kişisel bir doğum kontrol yöntemi uygulamak çoğu zaman bedenimize ve geleceğimize sahip çıkmanın aşamalarından biri. Bu sebeple sağlıklı birliktelikler kurmak ve kendimizle barışık olmak için, tercihlerimizi toplumsal törelerin, tabuların ve değer yargılarının esiri olmaksızın özgür irademizi kullanarak yaşamalıyız

    Seks tarzınız ne?

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Yatakda Dikkat Edilecekler

    28 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Yatakta bunlara dikkat!

    Beraber olduğunuz kadınla sevişiyorsunuz. Herşey çok güzel giderken partneriniz birdenbire geri çekildi. Ateşli bir sevişmenin ortasında partnerinizin bu şekilde davranmasının nedeni siz olabilir misiniz acaba?

    Bu yazımızda yatakta kadınların hoşlanmadığı birtakım noktalara değineceğiz.

    Onu öpün

    İster inanın ister inanmayın birçok erkek sevişirken beraber olduğu kadını öpmez. Bunun nedeni sevişirken alınan pozisyonlar yüzünden kadının dudaklarına ulaşamaması olabilir. Fakat nasıl bir pozisyonda olursanız onun özellikle de ilişki halideyken partnerinizi öpmeyi unutmayın.

     

    O hazır değilken vücudunu ısırmayın

    Birçok kadın partnerinin yatakta hafif agresif davranmasını arzular. Fakat beraber olduğunuz kadın tam manasıyla kendini sevişmenin ritmine kaptırmadan onun tenine sert dokunuşlarda bulunmaktan ya da vücudunu ısırmaktan kaçının. Göğüslerini, omuzlarını ya da vücudunun herhangi bir bölümünü ısırmadan önce onun tam manasıyla uyarılmış olmasına dikkat edin.

    Tüm vücuduna özen gösterin

    Onunla sevişirken cinsel organı ile göğüslerine odaklanmanız harika fakat sevgilinizin vücudunun farklı bölgeleriyle de ilgilenmeniz onun hoşuna gidecektir. Dizlerini öpün, sırtına öpücükler kondurun ve bir süre tüm vücuduyla ilgilenin. Bu onun daha çok heyecan duymasına yol açacak ve sevişmeden daha büyük bir keyif alacaktır.

    Ağırlığınızı onun üzerinden alın

    Sevişmenin en yoğun anında kendinizi kız arkadaşınızın üzerinde bulabilirsiniz. Bu noktada dikkat etmeniz gereken şey ağırlığınızı ona vermemeniz.

    Boşalma zamanını iyi ayarlayın

    Erken boşalırsanız sevgiliniz doyuma ulaşmadan sevişmeye nokta koymuş olursunuz. Çok geç boşalmakla da kız arkadaşınızı yorabilirsiniz. Dolayısıyla boşalma zamanlamasını iyi ayarlamaya bakın. Eğer kendinizi erken boşalacak gibi hissediyorsanız o zaman ön sevişmeye daha çok vakit ayırın. Geç boşalacağınızı hissettiniz ve sadece ellerinizi kullanarak doyuma ulaşabilecek gibisiniz. Bu durumda önce kız arkadaşınızın orgazma ulaşmasını sağladıktan sonra onun ellerini kullanarak sizi zirveye taşımasına izin verin.

    Ne zaman boşalacağınızı ona söyleyin

    İlişki sırasında hangi pozisyonda olursanız olun boşalacağınızı hissettiğiniz vakit kız arkadaşınıza zamanın geldiğini haber verin.

    Sessiz kalmayın

    Sevişirken birlikte olduğunuz kadının yaptıklarınızdan zevk aldığını onun çıkardığı seslerden anlarsınız. Aynı şey onun için de geçerli. O da sizin sevişmekten zevk aldığınızı anlamak ister. O yüzden ‘bu harika’ ya da ‘devam et’ gibi cümleleri duyduğu zaman kendini daha rahat hissedecek ve sizin de zevk aldığınızdan emin olacaktır

    Kadınların İlk 10 Fantezisi

    26 Temmuz 2010 Yazan  
    Kategori Cinsellik

    Erkek mi kadın mı daha çok fantezi kurar? Cevabını henüz net bilmiyoruz ancak bildiğimiz şey şu ki kadınların fantezi dünyası en az erkeklerin ki kadar zengin!

    1. Hayallerimdeki yabancı

    Pek çok kadın, gizemli bir yabancıyla karşılaşmanın, tutkulu bir aşk yaşamanın hayalini kuruyor.

    2. Paylaşılamama

    Pek çok kadın kendisine birden fazla erkeğin aşık olmasını hayal eder. Bu erkekler bir türlü onu paylaşamaz ve delicesine rekabet yaşanır.

    3. Patron benim

    Kadınlar bir erkeğin kendisine yalvardığını ve ona hükmettiğini hayal eder. Bu tür fanteziler genellikle malsefe gerçekte böyle olmayan kadınların hayalidir.

    4. Prenses olmak

    Bir prenses kadar naif, korunmaya açık ve aşık olunası olmak çoğu kadının hayalidir. Doyasıya ilgi, koruma ve isteklerin sonsuz şekilde yerine getirilmesini kim istemez ki! Sabırla beyaz atlı prensi beklemek bu sebepten olsa gerek.

    5. Patron sensin

    Bazı kadınlar günlük yaşamda veya yatakta neyi nasıl yapmaları gerektiğini söyleyen bir erkek hayal eder. Biraz mazoşist bir tutum olsa da, yönetimi erkeğe vermeye gönüllü kadınlar var

    « nceki Yaz?larSonraki Yaz?lar »